ÖNERİ VE ÖNERİYE DAVET AYRIMI NEDİR?
ÖZ
İrade özerkliği, özel hukuk kişilerine hukuki ilişkilerini kendi tercihleri doğrultusunda kurma, düzenleme ve sona erdirme imkânı tanıyan temel ilkedir. Sözleşme özgürlüğü bu ilkenin borçlar hukukundaki başlıca görünümünü oluşturmakla birlikte emredici hukuk kuralları, kamu düzeni, genel ahlak, kişilik hakları ve zayıf tarafın korunması gibi sebeplerle sınırlanır. Sözleşmenin kurulması bakımından öneri ve kabulün karşılıklı ve birbirine uygun olması gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun 7. maddesi, ısmarlanmayan şeyin gönderilmesini öneri saymayarak kişinin istemediği bir sözleşmeye zorlanmasını önler. 8. madde ise bağlayıcı olmayan önerinin sınırlarını ve fiyat gösterilerek mal sergilenmesi ile tarife veya fiyat listesi gönderilmesinin kural olarak öneri sayılmasını düzenler. Çalışmada bu hükümler, genel sözleşme kurma teorisi, tüketici hukuku ve elektronik ticaret bağlamında değerlendirilmekte; doktrindeki görüş ayrılıkları ile erişilebilen yargı kararlarının sınırları ayrıca gösterilmektedir.
Anahtar Kelimeler: İrade özerkliği, sözleşme özgürlüğü, sözleşmenin kurulması, öneri, kabul, ısmarlanmayan şeyin gönderilmesi, TBK m. 7, TBK m. 8.
İÇİNDEKİLER
1. Giriş
2. Özel Hukukta İrade Serbestisi ve Sözleşme Özgürlüğü
3. Sözleşmelerin Kurulması: Öneri ve Kabul
4. TBK m. 7: Ismarlanmayan Şeyin Gönderilmesi
5. TBK m. 8: Bağlayıcı Olmayan ve Herkese Açık Öneri
6. TBK m. 7 ve m. 8’in Karşılaştırılması
7. Yargısal Uygulama ve Örnek Olaylar
8. Sonuç ve Değerlendirme
1. GİRİŞ
Sözleşmeler, özel hukukta kişilerin ekonomik ve sosyal ilişkilerini düzenlemelerinin en önemli araçlarından biridir. Bununla birlikte bir kişinin sözleşmeyle borç altına girmesi, yalnızca dış dünyada bir malın gönderilmesine veya bir fiyatın açıklanmasına değil, hukuk düzeninin sözleşme kurucu irade açıklaması olarak kabul ettiği davranışların bulunmasına bağlıdır. Sözleşme hukukunun temel sorusu, tarafların hangi noktada müzakere aşamasından çıkıp hukuken bağlayıcı bir ilişki kurduğudur.
Türk Borçlar Kanunu (TBK), sözleşmenin karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulacağını 1. maddede belirtir. Kanunun 7. ve 8. maddeleri ise belirli davranışların öneri sayılıp sayılmayacağını ve önerinin bağlayıcılığını açıklayan özel kurallardır. TBK m. 7, sipariş edilmemiş bir şeyin gönderilmesini sözleşme kurmaya yönelik öneri olarak kabul etmez. TBK m. 8/2 ise fiyatı gösterilerek mal sergilenmesini veya tarife ve fiyat listesi gönderilmesini, aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneri sayar. İlk bakışta birbirine zıt görünen bu iki hüküm, gerçekte irade özerkliğini ve işlem güvenliğini farklı yönlerden korur.
Bu çalışma, önce sözleşme özgürlüğünün teorik ve normatif temelini ortaya koymakta, ardından sözleşmenin kurulmasını genel hükümler çerçevesinde açıklamakta ve TBK m. 7 ile m. 8’i uygulama örnekleri üzerinden incelemektedir. Kaynak olarak Ankara Üniversitesi arşivindeki Fatma Çelik’in 2008 tarihli yüksek lisans tezi, İlarslan ve Esen’in 2024 tarihli akademik makalesi, Oğuzman notları başlıklı Studocu materyali, TBK m. 7 ve m. 8’e ilişkin açıklamalar ve m. 7 gerekçesi kullanılmıştır. Studocu içeriği yardımcı ders notu olarak değerlendirilmiş; bağlayıcı veya akademik yayın niteliğinde bir kaynak gibi kullanılmamıştır.
2. ÖZEL HUKUKTA İRADE SERBESTİSİ VE SÖZLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜ
2.1. İrade özerkliği ve sözleşme özgürlüğü
İrade özerkliği, kişinin kendi hukuki alanını kendi iradesiyle şekillendirebilmesi düşüncesini ifade eder. Özel hukukta kişiler, hukuk düzeninin çizdiği sınırlar içinde hak kazanabilir, borç üstlenebilir ve hukuki ilişkiler kurabilir. Sözleşme özgürlüğü, irade özerkliğinin borç ilişkileri alanındaki görünümüdür. Bu ilke, tarafların yalnızca sözleşme yapıp yapmamalarını değil, kiminle, hangi içerikte ve hangi koşullarla sözleşme yapacaklarını da belirleyebilmelerini kapsar.
Sözleşme özgürlüğü, hukuki işlemlerin taraf iradelerine dayanmasını sağlar; ancak taraf iradesi tek başına her sonucu doğurmaz. Hukuk düzeni, irade açıklamalarının yorumlanması, ehliyet, şekil, emredici kurallar ve geçerlilik koşulları aracılığıyla iradeye hukuki sonuç bağlar. Bu nedenle sözleşme özgürlüğü, hukuk düzeninden bağımsız sınırsız bir güç değil, hukuk tarafından tanınan ve sınırları belirlenen bir özgürlüktür.
2.2. Sözleşme özgürlüğünün görünümleri
Sözleşme yapıp yapmama özgürlüğü, kural olarak kişiyi istemediği bir özel hukuk ilişkisine girmek zorunda bırakmama anlamına gelir. Sözleşmenin karşı tarafını seçme özgürlüğü, tarafın kiminle sözleşme kuracağını belirlemesine imkân verir. Sözleşmenin içeriğini belirleme özgürlüğü, edimlerin kapsamı, bedel, süre ve risk dağılımı gibi koşulların kararlaştırılmasını ifade eder. Sözleşme tipini seçme veya kanunda düzenlenmemiş sözleşmeler kurma serbestisi, kanunda sayılan sözleşme türleriyle sınırlı kalınmamasını sağlar.
Şekil özgürlüğü, kanunda özel bir şekil şartı öngörülmedikçe sözleşmenin belirli bir biçimde yapılmasının zorunlu olmamasıdır. TBK m. 12 uyarınca kanunda aksi öngörülmedikçe sözleşmelerin geçerliliği şekle bağlı değildir. Bununla birlikte taşınmaz satışının resmî şekle tabi olması gibi özel hükümler saklıdır. Sözleşmeyi değiştirme veya sona erdirme özgürlüğü de tarafların anlaşması, kanuni fesih ve dönme hakları ya da sözleşmede tanınan yetkiler çerçevesinde kullanılır. Bu özgürlük, tek taraflı iradeyle her sözleşmenin her zaman sona erdirilebileceği anlamına gelmez.
2.3. Anayasal ve kanuni dayanaklar
Anayasa m. 48, herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahip olduğunu düzenler. Hüküm ekonomik faaliyetin ve özel hukuk ilişkilerinin serbestçe kurulmasına anayasal temel sağlar. Bununla birlikte Anayasa’nın sosyal devlet ilkesi ve temel hakların sınırlanmasına ilişkin hükümleri, ekonomik özgürlüğün başkalarının hakları ve kamu yararı karşısında mutlak olmadığını gösterir.
TBK m. 26’ya göre taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilir. TBK m. 27 ise emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız sözleşmelerin kesin hükümsüz olduğunu düzenler. Böylece m. 26 özgürlüğün temelini, m. 27 ise temel sınırlarını ortaya koyar. Kesin hükümsüzlük, sözleşmenin baştan itibaren geçerli sonuç doğurmaması anlamına gelir; somut olayda kısmi hükümsüzlük ve hükmün kapsamı ayrıca değerlendirilir.
2.4. Sözleşme özgürlüğünün sınırları ve sözleşme yapma zorunluluğu
Sözleşme özgürlüğü; emredici kanun hükümleri, kamu düzeni, genel ahlak, kişilik hakları, imkânsızlık ve dürüstlük kuralı gibi sınırlarla çevrilidir. Örneğin tarafların bir iş sözleşmesinde işçinin kanuni asgari haklarını ortadan kaldıran bir hüküm kararlaştırması, salt irade uyuşmasına dayanılarak geçerli hale gelmez. Benzer şekilde kişilik haklarını ölçüsüz biçimde sınırlayan veya hukuka aykırı bir amaç taşıyan sözleşme TBK m. 27 kapsamında değerlendirilebilir.
Özgürlük, kimi durumlarda sözleşme yapma yükümlülüğüyle sınırlandırılabilir. Bu yükümlülük kanundan, ön sözleşmeden, düzenlenmiş bir hizmetin niteliğinden veya rekabet hukukundaki hâkim durumun kötüye kullanılması yasağından kaynaklanabilir. Ancak herkese ve her durumda uygulanacak genel bir sözleşme yapma zorunluluğu bulunduğu söylenemez. Yükümlülüğün dayanağı ve kapsamı somut norm üzerinden belirlenmelidir.
2.5. Ekonomik eşitsizlik ve zayıf tarafın korunması
Tarafların sözleşme özgürlüğüne biçimsel olarak sahip olması, pazarlık güçlerinin fiilen eşit olduğu anlamına gelmez. Standart sözleşme koşullarının önceden hazırlanması, tüketicinin koşulları müzakere edememesi veya temel hizmetlere erişimde sınırlı seçenek bulunması, özgürlüğün pratik kullanımını etkileyebilir. Bu nedenle hukuk düzeni, tüketici hukuku ve genel işlem koşulları denetimi gibi araçlarla sözleşme özgürlüğünü ortadan kaldırmadan zayıf tarafı korumaya çalışır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un tüketici işlemlerine ilişkin hükümleri ve TBK m. 20-25’teki genel işlem koşulları rejimi, bu yaklaşımın örnekleridir. TBK m. 8/2’deki öneri karinesi de tüketicinin fiyat gösterilerek sergilenen mal karşısında satıcının iradesini öngörebilmesine katkı sağlayabilir; ancak bu hüküm, özel tüketici mevzuatının tüm koşullarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
3. SÖZLEŞMELERİN KURULMASI: ÖNERİ VE KABUL
3.1. Sözleşmenin unsurları ve irade uyuşması
TBK m. 1’e göre sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur; irade açıklaması açık veya örtülü olabilir. Bu nedenle sözleşme için kural olarak en az iki tarafın hukuken anlam taşıyan ve birbirine uygun irade açıklaması gerekir. Sözleşmenin türüne göre esaslı unsurlar farklılaşır. Satım sözleşmesinde satılan ve bedel, tarafların üzerinde uyuşması gereken temel unsurlardır. TBK m. 2 uyarınca taraflar esaslı noktalarda uyuşmuşsa ikincil noktalarda ayrıca anlaşmamış olmaları sözleşmenin kurulmasını engellemez; uyuşmazlık hâkim tarafından işin özelliğine göre giderilebilir.
Sözleşmenin kurulması, tarafların iç dünyasındaki düşüncelerinden ziyade dış dünyaya yansıyan irade açıklamalarıyla değerlendirilir. Bununla birlikte beyanın anlamı belirlenirken yalnızca kelimelere bağlı kalınmaz; olayın şartları, önceki görüşmeler, ticari teamül ve dürüstlük kuralı dikkate alınır. Güven teorisi uyarınca, makul ve dürüst bir muhatabın beyana vereceği anlam önem taşır.
3.2. Öneri ile öneriye davet arasındaki fark
Öneri (icap), karşı tarafın kabulüyle sözleşmenin kurulmasını sağlayacak nitelikteki irade açıklamasıdır. Öneri, kural olarak sözleşmenin esaslı unsurlarını içerir ve önerenin kabul üzerine sözleşmeyle bağlanma iradesini ortaya koyar. Öneriye davet ise muhatabı bir öneride bulunmaya veya müzakereye çağıran, fakat açıklama sahibinin tek başına kabul ile sözleşme kurma sonucuna bağlanmak istemediği beyandır.
Örneğin, satıcının belirli bir bilgisayarı 20.000 TL bedelle satmayı kesin olarak teklif etmesi öneri olabilir. Buna karşılık bir şirketin üç tedarikçiden fiyat teklifi istemesi, gelen tekliflerden birini seçip seçmeme hakkını saklı tuttuğu anlaşılıyorsa öneriye davettir. Ayrımın pratik sonucu şudur: öneri geçerli ve bağlayıcıysa muhatabın uygun kabulüyle sözleşme kurulur; öneriye davete verilen yanıt ise çoğu zaman yeni bir öneri niteliği taşır.
3.3. Kabul ve karşı öneri
Kabul, öneriye uygun irade açıklamasıdır. Kabulün önerinin esaslı koşullarını değiştirmesi hâlinde kural olarak kabul değil, yeni bir öneri söz konusu olur. Örneğin 20.000 TL’ye satım önerisine “18.000 TL olursa kabul ediyorum” cevabı, önceki öneriyi aynen kabul etmez; karşı öneri oluşturur. Öneren bu yeni öneriyi kabul ederse sözleşme kurulur.
Kabul açık bir sözle veya yazıyla açıklanabileceği gibi örtülü davranışla da ortaya konabilir. TBK m. 6, kanun, işin niteliği veya durumun gereği açık kabulün beklenmesinin gerekmediği hâllerde, önerinin uygun sürede reddedilmemesiyle sözleşmenin kurulabileceğini düzenler. Bu kural genel bir sessiz kalma-kabul ilkesi değildir; sessizliğin kabul sayılması için maddede belirtilen koşullar bulunmalıdır.
3.4. Hazır olanlar ve hazır olmayanlar arasında sözleşme
TBK m. 4, kabul için süre belirlenmeksizin hazır olana yapılan önerinin hemen kabul edilmemesi hâlinde önerenin bağlı kalmayacağını düzenler. Hazır olma, tarafların aynı yerde bulunmasıyla sınırlı değildir; önerinin yapıldığı anda muhatabın onu öğrenip yanıtlayabileceği bir iletişim içinde bulunması belirleyicidir. Telefon görüşmesi çoğu durumda hazırlar arasında iletişime örnektir.
TBK m. 5’e göre hazır olmayan kişiye süre belirlenmeden yapılan öneri, zamanında ve usulüne uygun gönderilen cevabın ulaşmasının beklenebileceği ana kadar önereni bağlar. Bu süre belirlenirken iletim, değerlendirme ve cevap süresi somut olayın şartlarına göre ele alınır. E-posta ve elektronik platformlarda ise iletişimin niteliği, tarafların sistemi kullanma biçimi ve özel mevzuat ayrıca değerlendirilir.
3.5. Öneriyle bağlılık, geri alma ve sona erme
TBK m. 3 uyarınca kabul için süre belirleyen öneren, bu süre içinde önerisiyle bağlıdır. Süre içinde kabul ulaşmazsa öneren bağlılıktan kurtulur. Süresiz önerilerde TBK m. 4 ve m. 5’teki ayrım uygulanır. TBK m. 10 ise geri alma beyanının öneriden önce veya aynı zamanda muhataba ulaşması yahut öneriden sonra ulaşsa bile muhatabın öneriyi öğrenmesinden önce geri alma beyanını öğrenmesi hâlinde önerinin geri alınabilmesini düzenler.
Öneri reddedilirse veya kabul süresi geçerse öneriyle bağlılık sona erer. Kabulün geç ulaşması durumunda TBK m. 5’teki özel düzenleme ve dürüstlük kuralı göz önünde tutulur. Taraflar arasında görüşmelerin başlaması ise tek başına sözleşme kurulduğu anlamına gelmez; ancak görüşmeler sırasında dürüstlük kuralına aykırı davranılması, koşulları varsa sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in contrahendo) doğurabilir.
3.6. Elektronik ticaret ve sözleşme öncesi davranışlar
İnternet siteleri, mobil uygulamalar ve elektronik pazar yerleri üzerinden yapılan işlemlerde ürün sayfası, sipariş butonu, siparişin alındığına dair otomatik ileti ve satıcının siparişi onaylaması birbirinden ayrılmalıdır. Bir sipariş alındı bildirimi, içeriğine ve sistemin tasarımına göre yalnızca teknik alındı teyidi olabilir; her durumda kabul beyanı sayılmaz. Elektronik ticaret mevzuatındaki bilgilendirme ve sipariş sürecine ilişkin kurallar, TBK’nın genel hükümleriyle birlikte değerlendirilir.
Özellikle fiziksel bir malın internet sitesinde fotoğrafı ve fiyatıyla gösterilmesinin TBK m. 8/2 kapsamında doğrudan öneri sayılıp sayılmayacağı doktrinde tartışmalıdır. Bir görüş, kanun metnindeki “mal sergilenmesi” ifadesini dar yorumlayarak ürünün kendisinin sergilenmesini arar; ürünün yalnızca fotoğrafının gösterilmesini öneriye davet kabul eder. Diğer yaklaşım, elektronik ticaretin işleyişi ve tüketicinin güveni çerçevesinde daha geniş yorumun mümkün olduğunu savunabilir. Bu nedenle internet sitesindeki her ürün ilanının otomatik olarak bağlayıcı öneri olduğu sonucuna varılmamalı; sipariş akışı, stok açıklamaları, satış koşulları ve özel mevzuat birlikte incelenmelidir.
4. TBK m. 7: ISMARLANMAYAN ŞEYİN GÖNDERİLMESİ
4.1. Güncel hüküm ve düzenleme amacı
TBK m. 7’nin yürürlükteki metni şöyledir: “Ismarlanmamış bir şeyin gönderilmesi öneri sayılmaz. Bu şeyi alan kişi, onu geri göndermek veya saklamakla yükümlü değildir.” Hüküm, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nda aynı şekilde yer almayan yeni bir düzenlemedir. Kanun koyucu, bir kişinin istemediği malın gönderilmesi yoluyla sözleşmeye zorlanmasını ve sessizliğinin ya da pasif davranışının kabul olarak yorumlanmasını engellemeyi amaçlar.
Maddenin temelinde irade özerkliği ve tüketicinin korunması düşüncesi bulunur. Bir malın kişinin adresine ulaşması, tek başına o kişinin malı satın almayı kabul ettiği anlamına gelmez. Aksi yorum, göndericinin tek taraflı davranışıyla alıcıya sözleşmesel borç yüklemesine izin verir; bu ise sözleşmenin karşılıklı irade açıklamalarıyla kurulması ilkesine aykırıdır.
4.2. Alıcının yükümlülükleri ve gönderinin hukuki niteliği
TBK m. 7, gönderilen şeyin öneri sayılmayacağını ve alıcının onu geri gönderme ya da saklama yükümlülüğünün bulunmadığını açıkça belirtir. Bu nedenle alıcı, yalnızca ürünü teslim aldığı, sessiz kaldığı veya ürünü iade etmediği için bedel ödeme borcu altına girmez. Gönderici, tek taraflı teslimatla alıcının kabul beyanının yerini dolduramaz.
Hükmün uygulanabilmesi için gönderilen şeyin gerçekten ısmarlanmamış olması gerekir. Önceden verilmiş bir sipariş, geçerli bir abonelik, otomatik yenileme kaydı veya taraflar arasındaki başka bir sözleşmesel düzenleme varsa, gönderinin hukuki niteliği bu ilişki çerçevesinde incelenir. Siparişin kapsamı, miktarı ve teslim edilen ürün karşılaştırılmalı; alıcının önceki irade açıklamasının varlığı belirlenmelidir.
TBK m. 7’nin yürürlükteki metni iki cümleden ibarettir. Kanun gerekçesinde, yanlışlıkla gönderildiği açık olan şey bakımından alıcının uygun sürede gönderene haber vermesini öngören bir son fıkradan söz edilmekle birlikte bu cümle yürürlükteki madde metnine alınmamıştır. Bu sebeple gerekçedeki bu ifadeyi yürürlükteki TBK m. 7’nin açık bir kanuni yükümlülüğü gibi sunmak doğru değildir. Bununla birlikte, gönderinin açıkça yanlışlıkla teslim edildiği durumlarda TMK m. 2’deki dürüstlük kuralı ve olayın şartlarına göre diğer hükümler ayrıca gündeme gelebilir; bunun sonucu somut olay üzerinden gerekçelendirilmelidir.
4.3. Haksız zenginleşme, yanlış teslimat ve tüketim
TBK m. 7 ile haksız zenginleşme hükümleri birbirine karıştırılmamalıdır. Hüküm, sipariş edilmemiş gönderinin öneri sayılmasını ve alıcıya geri gönderme veya saklama yükümlülüğü yüklenmesini önler. Ancak olayın özelliklerine göre malın göndericiye ait olduğunun açıkça bilinmesi, gönderinin yanlış adrese bırakılması, alıcının malı bilerek sahiplenmesi veya başka bir hukuki ilişkinin bulunması ayrı değerlendirmeler doğurabilir. TBK m. 77 ve devamındaki sebepsiz zenginleşme hükümleri, her ısmarlanmayan ürün bakımından otomatik bir ödeme borcu yaratmaz; zenginleşmenin hukuki sebebi ve kanuni koşullar ayrıca incelenmelidir.
Örneğin tüketiciye hiç sipariş etmediği bir ücretli ürün gönderilip ardından fatura düzenlenirse, sırf gönderim ve fatura nedeniyle satım sözleşmesi kurulmuş olmaz. Tüketici, sözleşmenin kurulmadığını ileri sürebilir. Buna karşılık internet mağazasının yanlışlıkla sipariş edilen bir ürünün yanında ikinci bir ürün göndermesi, ilk ürünün sipariş edildiği gerçeğini değiştirmez; ikinci ürünün hangi hukuki sebebe dayanarak gönderildiği ayrıca belirlenir. Alıcı ikinci ürünü kullanmış olsa bile bu davranışın tek başına satım sözleşmesi kabulü sayılacağı otomatik biçimde söylenemez.
4.4. Örnek olayların çözümü
Örnek 1 — Sipariş verilmeden ücretli ürün gönderilmesi: Şirketin tek taraflı gönderimi öneri sayılmaz. Alıcının ürünü saklamaması veya geri göndermemesi nedeniyle kendiliğinden sözleşme ve bedel borcu doğmaz. Gönderici, sözleşmenin kurulduğunu iddia ediyorsa bunu destekleyen ayrı bir sipariş veya kabul iradesini ortaya koymalıdır.
Örnek 2 — Yanlışlıkla ikinci ürün teslimi: İlk ürün için sözleşme bulunması, ikinci ürünün de sipariş edildiğini göstermez. İkinci ürünün gönderimi hata sonucuysa TBK m. 7’nin uygulanabilirliği, somut olayda bunun gerçekten ısmarlanmamış bir şey olup olmadığı ve taraflar arasındaki sözleşme koşulları üzerinden değerlendirilir. Yanlışlığın açık olduğu durumlarda dürüstlük kuralı pratik önem taşıyabilir; ancak gerekçede yer alan ve kanun metnine alınmayan bildirim cümlesi yürürlükteki m. 7 hükmü gibi aktarılmamalıdır.
Örnek 3 — Ücretsiz tanıtım ürünü: Ürün gerçekten ücretsiz tanıtım amacıyla gönderilmiş ve alıcıdan karşı edim istenmiyorsa, alıcının bedel ödeme borcu doğmaz. Gönderici daha sonra ücret talep ederek tek taraflı biçimde sözleşme kuramaz. Tanıtımın koşulları ve varsa açıkça kabul edilmiş ayrı bir kampanya/abonelik ilişkisi farklı sonuç doğurabilir.
Örnek 4 — Alıcının ürünü kullanması: TBK m. 7’nin amacı, gönderilen şeyin kullanılmasını dahi örtülü kabul yoluyla sözleşme doğurucu hale getirmemektir. Bununla birlikte malın göndericiye ait olduğunun açıkça bilinmesi, malın niteliği, alıcının davranışının dürüstlük kuralı karşısındaki anlamı ve başka bir hukuki sebep bulunup bulunmadığı ayrı meselelerdir. Salt kullanımdan hareketle her durumda bedel borcu çıkarılamaz; aynı şekilde her somut olayda başka hiçbir talebin doğamayacağı da peşinen söylenemez.
5. TBK m. 8: BAĞLAYICI OLMAYAN VE HERKESE AÇIK ÖNERİ
5.1. Maddenin sistemi ve birinci fıkra
TBK m. 8’in kenar başlığı “Bağlayıcı olmayan öneri ve herkese açık öneri”dir. Birinci fıkra, önerenin önerisiyle bağlı olmama hakkını açıkça saklı tutması veya işin özelliğinden ya da durumun gereğinden bağlanma niyetinde olmadığının anlaşılması hâlinde önerinin kendisini bağlamayacağını düzenler. Bu hüküm, öneri görünümündeki her açıklamanın zorunlu olarak bağlayıcı sayılmadığını; bağlanma iradesinin beyanın içeriği ve bağlamıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.
“Teklifimiz bağlayıcı değildir”, “stok ve nihai onaya tabidir” gibi ifadeler, somut olayın koşulları içinde bağlanma iradesinin bulunmadığını gösterebilir. Bununla birlikte standart bir ibarenin her durumda sonuç doğuracağı söylenemez; açıklamanın açık, anlaşılır ve işlem bağlamına uygun olup olmadığı incelenmelidir. Bir tarafın kendi beyanına sonradan farklı anlam vermesi tek başına belirleyici değildir.
5.2. Fiyat göstererek mal sergileme: m. 8/2
TBK m. 8/2’ye göre fiyatını göstererek mal sergilenmesi veya tarife, fiyat listesi ya da benzerlerinin gönderilmesi, aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça öneri sayılır. Hüküm, kural olarak herkese yöneltilen bir öneri karinesi getirir. Bu yönüyle m. 7’den farklıdır: sipariş edilmemiş ürünün gönderilmesi, alıcının kabulünü varsaymaya elverişli değildir; fiyatı belirtilerek sergilenen mal ise belirli koşullarla satın alma iradesini açıklamaya hazır bir öneri olarak kabul edilir.
Fiziksel mağazada ürünün kendisinin rafta veya vitrinde sergilenmesi ve fiyat etiketinin bulunması, hükmün tipik örneğidir. Ancak m. 8/2’nin uygulanması için sergilenen şeyin mal olması ve fiyatın gösterilmesi yanında, olayın koşullarından bağlayıcı öneri iradesinin bulunmadığının açıkça ve kolaylıkla anlaşılmaması gerekir. Örneğin yalnızca dekor amaçlı sergilenen, satışta olmadığı açıkça belirtilen bir ürün bakımından farklı değerlendirme yapılabilir.
Kanun, tarife, fiyat listesi veya benzerlerinin gönderilmesini de kapsar. Bu nedenle müşteriye gönderilen ayrıntılı fiyat listesi, aksi anlaşılmadıkça öneri sayılabilir. Bununla birlikte “fiyat teklifi talebi” ile “fiyat listesi gönderilmesi” aynı şey değildir. Bir işletmenin tedarikçilerden fiyat teklifi istemesi çoğunlukla öneriye davettir; tedarikçinin belirli ürün ve bedeli içeren teklifi ise bağlanma iradesi taşıyorsa öneri niteliğinde olabilir.
5.3. İnternet siteleri, kataloglar ve elektronik pazar yerleri
TBK m. 8/2’nin internet ilanlarına uygulanması öğretide tartışmalıdır. Dar yoruma göre, “mal sergilenmesi” ifadesi malın kendisinin sergilenmesini gerektirir; fotoğraf, video veya model gösterimi doğrudan malın sergilenmesi değildir. Bu yaklaşımda fiziksel ürünün web sayfasında fotoğraf ve fiyatla gösterilmesi çoğu kez öneriye davet, tüketicinin siparişi ise öneri olarak değerlendirilir; satıcının onayı veya ürünü göndermesi gibi davranışlar kabul niteliği taşıyabilir.
Daha geniş yorum, dijital ticaretin günlük işleyişi ve tüketicinin güvenini dikkate alarak ürün sayfasının bağlayıcı öneri niteliğini savunabilir. Özellikle siparişin tamamlanmasıyla satıcının herhangi bir ayrıca onayına gerek kalmadan sözleşmenin kurulduğunu belirten platform tasarımları bu değerlendirmeyi etkileyebilir. Ancak her web sayfası için tek bir sonuç kabul etmek doğru değildir. Ürün sayfasındaki koşullar, stok bilgisi, siparişin onaylanma yöntemi, otomatik e-posta içeriği ve elektronik ticaret mevzuatı birlikte değerlendirilmelidir.
Hizmet ilanları bakımından da aynı dikkat gerekir. Konser bileti, konaklama veya danışmanlık hizmeti gibi maddi bir malın sergilenmesinden farklı nitelikteki hizmetlerde, TBK m. 8/2’nin doğrudan uygulanması tartışmalı olabilir. İlanın sözleşmenin esaslı unsurlarını içerip içermediği ve bağlanma iradesi taşıyıp taşımadığı genel kurallara göre incelenmelidir.
5.4. Yanlış fiyat, stok ve satış koşulları
Ürün üzerinde veya internet sayfasında hatalı fiyat bulunması, her durumda satıcının o malı bu bedelle satmak zorunda olduğu anlamına gelmez. Öncelikle fiyat açıklamasının öneri olup olmadığı, ardından beyanın yorumlanması, hata hükümlerinin uygulanabilirliği ve tüketici mevzuatının etkisi incelenir. Örneğin piyasa değeri çok yüksek bir ürünün bariz şekilde sembolik bir bedelle gösterilmesi, somut olayda makul muhatabın bunun gerçek bir satış iradesi olduğunu düşünüp düşünemeyeceği açısından önem taşıyabilir. Buna karşılık sıradan bir indirim veya küçük fiyat farkı tek başına hatanın açık olduğunu kanıtlamaz.
Stok tükenmesi veya ürünün satıştan kaldırılması da somut koşullara göre ele alınır. Satıcı açık bir öneriyle bağlıysa, stok durumunu yönetememesi her zaman bağlayıcılığı kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak önerinin içeriğinde stokla sınırlılık açıkça belirtilmişse veya işin niteliğinden kolaylıkla anlaşılıyorsa sonuç değişebilir. Tüketici mevzuatındaki satıştan kaçınma yasağı ve haksız ticari uygulamalara ilişkin kurallar, TBK hükümleriyle birlikte dikkate alınmalıdır.
5.5. Örnek olayların değerlendirilmesi
Örnek 1 — Fiyat etiketli fiziksel ürün: Ürün satış amacıyla mağazada sergileniyor ve fiyatı belirtiliyorsa, aksi açıkça ve kolaylıkla anlaşılmadıkça TBK m. 8/2 uyarınca öneri karinesi uygulanır. Müşterinin ürünü satın alma yönündeki uygun kabulü sözleşmeyi kurabilir; ancak satışın kasa işlemi, ödeme veya özel koşullara bağlanıp bağlanmadığı ayrıca incelenmelidir.
Örnek 2 — İnternet sitesinde fiyatlı ürün: Ürün sayfası tek başına öneri sayılabilir mi sorusu tartışmalıdır. Platformun koşulları, sipariş butonunun anlamı ve satıcının onay mekanizması belirleyicidir. Sitede “siparişinizin alınması sözleşmenin kabul edildiği anlamına gelmez; ayrıca onay gönderilecektir” deniyorsa bu açıklama bağlanma iradesi bakımından önem taşır.
Örnek 3 — Müşteriye fiyat tarifesi gönderilmesi: TBK m. 8/2, tarife veya fiyat listesinin gönderilmesini kural olarak öneri sayar. Ancak belgenin yalnızca bilgilendirme amacı taşıdığı, miktar ve koşulların daha sonra müzakere edileceği açıkça belirtilmişse öneriye davet olarak nitelendirilmesi mümkündür.
Örnek 4 — Yanlış fiyat: Önce beyanın öneri niteliği ve içeriği saptanır. Sonra hatanın esaslı olup olmadığı, karşı tarafın hatayı bilip bilmediği veya bilmesinin gerekip gerekmediği ve TBK’nın yanılmaya ilişkin hükümleri değerlendirilir. Hatalı fiyatın yayımlanmış olması, sözleşmenin mutlaka o fiyatla kurulacağı sonucunu tek başına doğurmaz.
Örnek 5 — Satışın belirli koşullara bağlanması: “Yalnızca üyeler için”, “stoklarla sınırlıdır” veya “satış için ayrıca onay gerekir” gibi koşullar, açık ve anlaşılır olmaları hâlinde önerinin kapsamını veya bağlayıcılığını belirleyebilir. Sonradan ileri sürülen, önceden açıklanmamış koşulların etkisi ise dürüstlük kuralı ve tüketici mevzuatı ışığında ayrıca incelenmelidir.
6. TBK m. 7 VE m. 8’İN KARŞILAŞTIRILMASI
TBK m. 7 ve m. 8, sözleşmenin kurulmasında irade açıklamalarının nasıl nitelendirileceğine ilişkin tamamlayıcı kurallardır. M. 7, göndericinin tek taraflı davranışının alıcıya sözleşme yüklememesi için koruma sağlar. M. 8/2 ise fiyatı gösterilerek sergilenen mal veya gönderilen fiyat listesi bakımından, aksi açıkça anlaşılmadıkça öneri bulunduğu yönünde karine getirir.
| Ölçüt | TBK m. 7 | TBK m. 8/1 | TBK m. 8/2 | Uygulama örneği |
| Amaç | İstenmeyen sözleşmeyi önlemek | Bağlanma iradesi olmayan öneriyi ayırmak | Herkese açık öneri karinesi | Siparişsiz ürün / teklif şartı |
| Hukuki nitelik | Gönderim öneri değildir | Bağlanma iradesi yoksa öneri bağlamaz | Aksi açıkça anlaşılmadıkça öneri | Fiyat etiketi / fiyat listesi |
| Öneri sayılma | Hayır | Koşullara göre bağlayıcı olmayabilir | Kural olarak evet | Fiyatlı sergi |
| Alıcının konumu | İade veya saklama borcu yoktur | Kabul tek başına sözleşme kurmayabilir | Uygun kabul sözleşmeyi kurabilir | Sipariş akışı incelenir |
| Temel risk | Tek taraflı gönderimle borç yaratılması | Görüşmenin bağlayıcı teklif sanılması | İlanın her koşulda bağlayıcı sanılması | Stok ve yanlış fiyat ihtilafı |
İki hüküm arasındaki temel fark, davranışın bağlanma iradesi bakımından taşıdığı anlamdır. Ismarlanmayan malın gönderilmesi, alıcının iradesini ortaya koymaz; bu nedenle öneri sayılmaz. Fiyat gösterilerek mal sergilenmesi ise genel olarak satın almaya hazır bir irade açıklaması kabul edilir. Bununla birlikte m. 8/2’deki karine mutlak değildir; açık veya kolaylıkla anlaşılabilir aksi durumlar, sözleşmenin niteliği ve özel mevzuat sonucu etkileyebilir.
7. YARGISAL UYGULAMA VE ÖRNEKLER
7.1. Erişilebilen karar metinlerinin değerlendirilmesi
Araştırmada öneri ile öneriye davet ayrımını tartışan bazı ilk derece mahkemesi karar metinlerine erişilmiştir. Bununla birlikte, TBK m. 7 kapsamında ısmarlanmayan ürün gönderimi veya TBK m. 8/2 kapsamında fiyat etiketli mal sergilenmesi hakkında doğrudan uyuşmazlığı çözen, tam metni ve künyesi güvenilir biçimde doğrulanabilen 3–5 Yargıtay kararına erişilememiştir. Bu nedenle doğrulanmamış esas/karar numarası veya karar metni kullanılmamıştır. Aşağıdaki kararlar Yargıtay içtihadı olarak değil, yalnızca erişilebilen yerel mahkeme uygulamasına örnek olarak gösterilmektedir.
7.2. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/632 E., 2024/516 K.
Erişilebilen karar kaydında, tarafların ticari bir kampanya veya satış taahhüdüne ilişkin açıklamalarının öneri mi yoksa öneriye davet mi olduğu tartışılmaktadır. Karar metninde önerinin sözleşmenin esaslı unsurlarını ve bağlanma iradesini içermesi gerektiği; yalnızca müzakereye girişme amacı taşıyan açıklamanın öneriye davet niteliğinde olabileceği yönündeki genel ilkeler aktarılır. Bu yaklaşım, TBK m. 8/2’deki özel karinenin uygulanmadığı durumlarda genel öneri teorisinin önemini göstermektedir.
7.3. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/689 E., 2026/255 K.
Erişilebilen karar metninde, tadilat ve dekorasyon işleri için piyasa araştırması yapılması ve firmalardan fiyat teklifi istenmesi öneriye davet olarak değerlendirilir. Davacının teklif istemesi, işin niteliği ve durumun gereği bakımından bağlanma iradesi içermediğinden, firmalardan gelen tekliflerin otomatik olarak kabul edildiği sonucuna varılmaz. Karar, teklif talebi ile öneri arasındaki ayrımın pratik bir örneğidir.
8. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
İrade özerkliği, kişilerin hukuki ilişkilerini kendi tercihleriyle kurabilmelerinin temelini oluşturur. Sözleşme özgürlüğü bu ilkenin borçlar hukukundaki yansıması olmakla birlikte, sözleşme kurucu iradenin hukuki sonuç doğurması için yalnızca bir davranışın varlığı yeterli değildir. Davranışın öneri veya kabul olarak nitelendirilebilmesi, sözleşmenin esaslı unsurları, bağlanma iradesi, beyanın muhatapta yarattığı güven ve somut olayın koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenir.
TBK m. 7, kişinin kendisine gönderilen her mal nedeniyle sözleşmeye taraf hâline gelmesini engeller. Sipariş edilmemiş ürünün gönderilmesi öneri sayılmaz; alıcı yalnızca gönderiyi teslim aldığı veya sessiz kaldığı için bedel borcu altına girmez. Bununla birlikte hüküm, yanlış teslimat, malın başkasına ait olduğunun açıkça bilinmesi veya başka bir hukuki ilişkinin bulunması gibi meseleleri tümüyle ortadan kaldıran genel bir bağışıklık olarak görülmemelidir. Olası diğer taleplerin bağımsız hukuki dayanağı ve koşulları ayrıca incelenmelidir.
TBK m. 8/1, bağlanma iradesi taşımayan açıklamaların bağlayıcılığını sınırlandırırken m. 8/2, fiyatı gösterilerek mal sergilenmesi ve fiyat listesi gönderilmesi bakımından aksi açıkça anlaşılmadıkça öneri karinesi getirir. Bu düzenleme, işlem güvenliğini artırır; fakat özellikle internet üzerinden satışta ürün fotoğrafı, fiyat, stok ve sipariş onayının hukuki niteliği hakkında otomatik sonuçlara varılmamalıdır. Elektronik ticaretin yapısı ve tüketici mevzuatı birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak TBK m. 7 ve m. 8, irade özerkliğini iki yönden korur: m. 7, tek taraflı gönderim yoluyla istenmeyen sözleşme kurulmasını önler; m. 8 ise belirli dışa vurumların öneri olarak anlaşılmasını sağlayarak sözleşme kurma sürecinde öngörülebilirliği artırır. Uygulamada belirleyici olan, irade açıklamasının adı değil, içeriği ve bağlamıdır. Hukuki değerlendirme yapılırken kanun metni ile gerekçe, doktrindeki görüşler ile bağlayıcı yargı kararları, genel borçlar hukuku hükümleri ile tüketici ve elektronik ticaret mevzuatı birbirinden ayrılarak birlikte ele alınmalıdır.

