1. Giriş ve Sınav Uyuşmazlıklarının Hukuki Niteliği
Sınav sonuçlarına itiraz ve sınav notlarının tespiti/iptali istemiyle açılan davalar; idarenin kamu gücünü kullanarak tesis ettiği tek yanlı, icrai ve ilgililerin hukuki statüsünü doğrudan etkileyen idari işlemlerin yargısal denetimini konu edinir. İdari yargı yerlerince yapılacak denetim, idarenin yerine geçerek yerindelik denetimi yapmak veya not takdir etmek şeklinde değil, idari eylem ve işlemlerin mevzuata, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygunluğunun tespitiyle sınırlıdır. Nitekim Danıştay 8. Dairesinin 16.01.2024 tarihli, E.2024/155, K.2024/38 sayılı kararında ifade edildiği üzere; “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır“.
Yargısal denetimde, sınav sonucuna dayanak teşkil eden idari işlemin sebep unsuru incelenirken somut veri ve ölçütlerin mevcudiyeti aranmaktadır. Ankara 18. İdare Mahkemesinin 15.11.2023 tarihli, E.2023/1652 sayılı (YD ) kararında; doktora yeterlik sözlü sınavında mevzuatta sınav sorularının, cevapların ve her jüri üyesinin not gerekçelerinin tutanağa geçirilmesi şartı aranmamış olsa dahi, değerlendirme formunda puanlama yapılmadığı ve sözlü sınav notunun takdir edilmediği belirlenerek, “sözlü sınav notunun bulunmaksızın tesis edilen işlemin yargısal denetime elverişli olmadığı“ sonucuna varılmıştır.
2. İdari Başvuru Yolları, Dava Açma Hakkı ve Dava Süresi
İdari işlemlere karşı dava açılmadan önce idari itiraz mekanizmalarının işletilmesi mevzuatta öngörülebilmektedir. Danıştay 10. Dairesinin 20.10.2020 tarihli, E.2015/2123, K.2020/4003 sayılı kararında aktarılan olayda, davacının “hatalı değerlendirme yapıldığı ileri sürülerek yeniden değerlendirme yapılması talebiyle davalı idareye itirazda bulunmuş, davalı idarece yapılan duyuru ile davacının yaptığı itiraz reddedilmiştir“ süreci yaşanmış, sonrasında açılan davaların seyri değerlendirilmiştir.
Öte yandan idari düzenlemelerde itiraz yolunun kapatılmış olması dava açma hakkını engellemez. Danıştay 12. Dairesinin 07.06.2022 tarihli, E.2019/7901, K.2022/3345 sayılı kararında, yönetmelikte yer alan “Sınav komisyonu kararlarına itiraz edilemez“ düzenlemesinin “idari itiraz yolunu kapatmaya ilişkin olduğu, Anayasal bir hak olan dava açma hakkını da etkilemeyeceği açıktır.“ tespiti yapılmıştır.
Merkezi sınavlara ilişkin olarak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 20/B maddesinde özel ivedi yargılama usulü düzenlenmiştir. Danıştay 10. Dairesinin 27.10.2015 tarihli, E.2015/417, K.2015/4671 sayılı kararında bu usulün “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalar“ bakımından geçerli olduğu vurgulanmıştır.
(Not: Araştırma taramasında yer alan kararlarda, üniversite öğrenci sınavlarına ilişkin genel iptal davası açma süreleri hakkında müstakil bir veri bulunmamaktadır.)
3. Görev, Yetki ve Husumet Esasları
Sınav değerlendirmeleri sebebiyle açılacak tazminat (tam yargı) davalarında yetkili mahkemenin tayini, 2577 sayılı Kanun’un 36. maddesi uyarınca çözümlenmektedir. Danıştay 10. Dairesinin 20.10.2020 tarihli, E.2015/2123, K.2020/4003 sayılı kararında; sınav Ankara’da yapıldığından uyuşmazlığın “zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili yer mahkemesi olan Ankara İdare Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği“ belirtilmiştir.
Kanunun 36. maddesinin güncel metni şu şekildedir:
“İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer. İdari mahkemesidir.”
(Not: Araştırma dosyasındaki yargı kararlarında, sınav notu uyuşmazlıklarında husumetin kime yöneltileceğine ilişkin spesifik bir açıklama veya devlet ve vakıf üniversitelerinin yargı yolu ayrımına dair tespit yer almamaktadır.)
4. Yargısal Denetimin Kapsamı ve İdarenin Yükümlülükleri
Danıştay içtihatlarında, sınav notlarına ve sonuçlarına ilişkin açılan davalarda mahkemelerin idareden ilgili tüm bilgi ve belgeleri celbederek hukuki denetimi eksiksiz yapması zorunlu kabul edilmektedir.
- Eksik İnceleme Yasağı: Danıştay 2. Dairesinin 30.10.2024 tarihli, E.2023/5375, K.2024/5200 sayılı kararında; “İdare Mahkemesince davalı idareden bütünleme sınavlarının soru ve cevapları ile davacının cevap kağıtları ve diğer ilgili evrakların istenilmesi ve akabinde gerekli hukuki denetimin yapılması suretiyle bir karar verilmesi gerekmekte iken“ bu inceleme yapılmaksızın karar verilmesi eksik inceleme sayılarak Bölge İdare Mahkemesi kararı, “… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:…sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA“ hükmedilmiştir.
- Takdir Yetkisinin Objektif Kullanımı: Danıştay 12. Dairesinin 07.06.2022 tarihli, E.2019/7901, K.2022/3345 sayılı kararında, her komisyon üyesince adaya her ölçütte aynı puanın verilmesi incelenmiş ve “takdir yetkisinin objektif kullanılmadığı sonucuna varıldığından“ bireysel başarısızlık işlemi iptal edilmiştir.
- Sözlü Sınav Denetimi (Karşı Oy): Danıştay 12. Dairesinin 12.10.2023 tarihli, E.2021/2273, K.2023/4870 sayılı kararındaki karşı oy yazısında; “Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin; diğer idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılması esastır.“ görüşü savunulmuştur.
- Komisyon ve Soru Kartları Denetimi: Danıştay 12. Dairesinin 14.01.2025 tarihli, E.2024/5164, K.2025/110 sayılı kararında, sözlü sınavda “Soru Hazırlama Komisyonu tarafından önceden cevaplarıyla birlikte hazırlanan soru kartları içinden bir soru çektirilerek cevaplanmasının istenildiği“ ve komisyon ortalamasının 55 puanda kaldığı tespitiyle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ve Danıştay bu kararı onamıştır.
- Yargılama Sırasında Lehe Düzenlemenin Uygulanması: Danıştay 2. Dairesinin 28.05.2025 tarihli, E.2024/5045, K.2025/2792 sayılı kararında ve yine Danıştay 2. Dairesinin 28.05.2025 tarihli, E.2024/5022, K.2025/2793 sayılı kararında; yargılama sürecinde mevzuatta lehe bir değişiklik yapılması durumunda “yargılama süreci devam ederken yönetmelikte yapılan değişikliğin davacı açısından da uygulanması gerektiği“ vurgulanarak davaların reddine ilişkin istinaf kararları bozulmuştur.
5. Bilirkişi İncelemesi, Maddi Hata ve Soru İptali
Sınav değerlendirmeleri ve soruların bilimsel yeterliliği teknik bilgi gerektirdiğinde idari yargı mercileri bilirkişi incelemesine başvurmaktadır:
- Öğrencinin Sınav Kağıdının Değerlendirilmesi: Danıştay 8. Dairesinin 23.10.1991 tarihli, E.1991/149, K.1991/1690 sayılı kararında; ilk derece mahkemesince yaptırılan “bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapora göre anılan dersten başarılı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal“ kararı Danıştay tarafından “usul ve Yasaya uygun“ bulunarak onanmıştır.
- Soru Hataları ve Ölçme Kriterleri:
- Danıştay 8. Dairesinin 10.03.2022 tarihli, E.2022/1704, K.2022/1547 sayılı kararında; bilirkişi raporu doğrultusunda 80. sorunun “ölçme ve seçme kriterlerine uygun hazırlanmadığı ve adaylarda tereddüt oluşturacak nitelikte olduğu“ gerekçesiyle ilk derece mahkemesince iptaline karar verilmiş, Dairece temyiz istemi reddedilerek karar onanmıştır.
- İdari Dava Daireleri Kurulunun 02.06.2022 tarihli, E.2022/1012, K.2022/2022 sayılı kararında; “Sınavın 14 nolu sorusunun bilimsel ve soru sorma teknikleri yönünden hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldığı“ gerekçesiyle verilen iptal kararı onanmıştır.
- Danıştay 10. Dairesinin 10.11.2022 tarihli, E.2022/4794, K.2022/5137 sayılı kararında; 34. sorunun “soru sorma tekniğine ve ölçme değerlendirme kurallarına uygun olarak hazırlanmadığı açık olup, iptali gerekmektedir“ tespiti yapılmış, doğru şıkkın hatalı belirlendiği bilirkişi raporuyla tespit edilerek ret kararı bozulmuştur.
- Danıştay 2. Dairesinin 18.11.2020 tarihli, E.2018/2674, K.2020/3428 sayılı kararında aktarılan bilirkişi raporunda ise “soruların çelişkili cevaplara sahip olmadıkları, doğru cevapların hukuksal doğruyu yansıttığı ve bu sebeple sorularda idari işlemin unsurları açısından bir sakatlık tespit edilemediği“ sonucuna varılmış ve davanın reddi kararı Danıştayca gerekçesi değiştirilerek onanmıştır.
- Maddi Hatanın Bulunmaması: Danıştay 12. Dairesinin 17.11.2021 tarihli, E.2021/7381, K.2021/5856 sayılı kararında; ilk derece mahkemesince yapılan incelemede “davacının doğru yaptığı, yanlış yaptığı ve boş bıraktığı soruların davalı idare tarafından yapılan değerlendirmeyle tamamen uyumlu olduğu“ gerekçesiyle dava reddedilmiş, temyiz istemi reddedilerek karar onanmıştır. Benzer şekilde Danıştay 2. Dairesinin 28.05.2025 tarihli, E.2024/5045, K.2025/2792 sayılı kararında ilk derece mahkemesi “sınavda sorulan sorular ve davacı tarafından verilen cevapların değerlendirilmesinde herhangi bir maddi hatanın bulunmadığı“ gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
- Hatalı Soruların Puanlama Yöntemi: Danıştay 10. Dairesinin 27.10.2015 tarihli, E.2015/417, K.2015/4671 sayılı kararında; iptal edilen sorularda adaya doğrudan ek puan verilmesi değil, “hatalı sorulan sorularda, 100 tam puanın doğru soru sayısına bölünmesi suretiyle her bir sorunun puan olarak değerinin tespit edilmesi“ gerektiği kabul edilmiştir.
6. Yürütmenin Durdurulması Müessesesi ve İtiraz Usulü
2577 sayılı Kanun’un 27. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yürütmenin durdurulabilmesi için idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
- Danıştay 12. Dairesinin 12.03.2021 tarihli, E.2020/5339, K.2021/1299 sayılı kararında bu iki koşulun, yani “telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi“ gerektiği yinelenmiştir.
- Ankara 18. İdare Mahkemesinin 15.11.2023 tarihli, E.2023/1652 sayılı (YD ) kararında; hukuka aykırı bulunan işlem yönünden “uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden“ bahisle yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir.
- İtirazın Kesinliği: Danıştay 8. Dairesinin 05.12.1991 tarihli, E.1991/3289, K.1991/1908 sayılı kararında; “Bölge İdare Mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge İdare Mahkemesine, İdari ve vergi mahkemesine itiraz edilebileceği, itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu kuralı getirilmiştir.“ hükmü aktarılmış ve “Bölge İdare Mahkemesinin yürütmenin durdurulması istemi hakkında verilen kararları itirazen inceleyerek verdikleri kararlar 2577 sayılı yasanın ek 12. fırkası uyarınca kesin olduğundan bu kararın Danıştay’ca temyizen inceleme olanağı bulunmamaktadır.“ denilerek Danıştaya yapılan temyiz başvurusu incelenmeksizin reddedilmiştir. Danıştay 12. Dairesi de 12.03.2021 tarihli, E.2020/5339, K.2021/1299 sayılı kararında “bölge idare mahkemesinin itiraz üzerine verdiği kararın kesin olduğu açık olup“ değerlendirmesiyle temyiz istemini incelenmeksizin reddetmiştir.
- Kararların İcrası: Danıştay 8. Dairesinin 05.02.2025 tarihli, E.2022/5325, K.2025/400 sayılı kararında 2577 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur.“ kuralı aktarılmıştır. (2577 sayılı Kanun’un 28. maddesine 02.07.2026 tarihli ve 7588 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle [RG 11.07.2026] belirli terör iltisakı ve güvenlik soruşturması kaynaklı davalarda göreve iade kararlarının kesinleşmeden uygulanamayacağına dair ek cümle getirilmiştir).
7. Dilekçe Hazırlama İlkeleri ve 2577 Sayılı Kanun Kapsamında Şekil Şartları
Dava dilekçesinin hazırlanmasında 2577 sayılı Kanun’un 3. ve 5. maddelerindeki emredici kurallara titizlikle uyulmalıdır:
- Hukuka Aykırılıkların Somutlaştırılması: Danıştay 8. Dairesinin 27.12.2022 tarihli, E.2022/7294, K.2022/8202 sayılı kararında; “dava dilekçelerinde; dava konusu edilen işlemlerin ve dava sebeplerinin, bir başka ifadeyle; idari işlemin içerdiği iddia edilen hukuka aykırılığın dayandığı hukuk kurallarının açık ve net bir biçimde somut olarak belirtilmesi şarttır.“ kuralı getirilmiştir. Eksiklik halinde Kanun’un 15/1-d maddesi uyarınca “bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde usulüne uygun biçimde düzenlenecek dilekçe ile yeniden dava açılabilmek üzere“ dilekçenin reddine karar verilir.
- Dava Konusu ve Talebin Açıklığı: Danıştay 8. Dairesinin 16.01.2024 tarihli, E.2024/155, K.2024/38 sayılı kararında; dilekçede hangi işlemin hedef alındığının açık olmaması ve mahkemeden idari işlem yerine geçecek talepte bulunulması sebebiyle “2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan DAVA DİLEKÇESİNİN aynı Kanunun 15. maddesinin 1/d bendi uyarınca bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde usulüne uygun biçimde düzenlenecek dilekçe ile yeniden dava açılabilmek üzere REDDİNE“ karar verilmiştir.
- Tek Dilekçe ile Dava Açma Sınırları (İYUK m. 5): Danıştay 8. Dairesinin 01.02.2024 tarihli, E.2023/1420, K.2024/323 sayılı kararında aktarıldığı üzere, başarısızlık işlemi ile genel düzenleme arasında sebep-sonuç bağı yoksa bu işlemler aynı dilekçeyle dava konusu edilemez: “davacının doçentlik başvurusunda başarısız sayılmasına ilişkin işlemin, dava konusu Yönetmelik hükümleri uyarınca tesis edilmiş bir uygulama işlemi olmadığı ve bu işlemler arasında 2577 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtilen maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığı“ ifade edilmiş; “her bir işlem bakımından ayrı ayrı dava açılması ve her bir dava konusu işlemin iptalini istemek açısından sahip olunan hak veya menfaatin de açıkça ortaya konulması gerekmektedir“ gerekçesiyle dilekçenin reddine hükmedilmiştir.
8. Kanun Yolları: İstinaf ve Temyiz Rejimi
İlk derece idare mahkemesi kararlarına karşı gidilecek kanun yolları 2577 sayılı Kanun’un 45. ve 46. maddelerinde düzenlenmektedir:
İstinaf İncelemesi (İYUK m. 45)
- Danıştay 8. Dairesinin 23.10.2020 tarihli, E.2016/14061, K.2020/4673 sayılı kararında aktarıldığı üzere; yükseköğretim öğrencilerinin sınıf geçme ve not tespitine ilişkin uyuşmazlıklarda ilk derece mahkemesince verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine başvurulur; Daire kararında “dosyanın davayı itiraz yolu ile incelemekle görevli Ankara Bölge İdare Mahkemesine iletilmek üzere … İdare Mahkemesine gönderilmesine“ karar vermiştir.
- 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesi 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle (RG 31.07.2026) değiştirilmiş; Bölge İdare Mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddedeceği haller (3. fıkra) ile kararı kaldırarak dosyayı ilk derece mahkemesine göndereceği sınırlı haller (5. fıkra) yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin 2025/83 sayılı kararıyla (RG 26.06.2025) ilgili maddede iptal kararı verilmiştir.
Temyiz İncelemesi (İYUK m. 46 ve m. 49)
Bölge idare mahkemelerinin sınav uyuşmazlıklarına ilişkin kararlarının temyize tabi olup olmadığı İYUK m. 46 çerçevesinde değerlendirilir:
- Danıştay 2. Dairesinin 18.11.2020 tarihli, E.2018/2674, K.2020/3428 sayılı kararında; 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesi gereğince “yalnızca ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davaların temyizinin kabil olduğu“ belirtilmiş, üniversitenin kendi personeli için yaptığı görevde yükselme sınavı bu kapsamda görülmeyerek Bölge İdare Mahkemesi kararı gerekçesi değiştirilerek onanmıştır.
- Danıştay 8. Dairesinin 22.09.2022 tarihli, E.2022/5420, K.2022/5087 sayılı kararında; SMMM staja giriş sınavının bir meslek veya sanatı icra etme hakkı vermeyip staja başlayabilmek için ön şart olduğu, “bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir.“ tespitiyle temyiz istemi incelenmeksizin reddedilmiştir. Aynı yaklaşım Danıştay 8. Dairesinin 23.11.2023 tarihli, E.2022/426, K.2023/6200 sayılı kararında da yinelenmiştir.
- 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesine 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle (RG 31.07.2026) 2. fıkra eklenmiş olup; birinci fıkra kapsamında olmayan davalarda Bölge İdare Mahkemesinin istinaf incelemesinde ilk derece mahkemesi kararını kaldırması üzerine yeniden verdiği kararların Danıştayda temyiz edilebileceği, ancak tek hâkimle görülen davalar ile fıkrada sayılan istisnalar bakımından temyiz yolunun kapalı olduğu hüküm altına alınmıştır.
9. Devlet ve Vakıf Üniversiteleri Bakımından Durum ve Araştırma Kapsamındaki Sınırlılıklar
Bu araştırmanın tarama havuzunda yer alan kararlar; devlet ve vakıf üniversiteleri arasındaki hukuki rejim farkları, vakıf üniversitesi sınavlarına karşı yargı yolu ya da husumet ayrımı hakkında herhangi bir değerlendirme veya tespit içermemektedir. Dolayısıyla araştırma verileri kapsamında devlet ve vakıf üniversiteleri arasında sınav uyuşmazlıkları bağlamında bir karşılaştırma yapılması mümkün değildir.

