ŞİKE VE TEŞVİK PRİMİ SUÇU

1. Kanuni Çerçeve ve Suç Tiplerinin Maddi-Manevi Unsurları

6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un yürürlüğe girmesinden önceki dönemde, şike ve teşvik primi eylemleri Türk ceza mevzuatında müstakil bir suç tipi olarak tanımlanmamıştır. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.04.2023 tarihli kararında (E. 2023/1057, K. 2023/1134 ) ve bu karara atıf yapan 13.02.2025 tarihli kararında (E. 2024/1536, K. 2025/815 ), İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat hükümlerinin maddi olayın gerçekleşmediğine değil, “6222 sayılı Kanun yürürlüğe girene kadar şike ve teşvik pirimi eylemlerinin suç olarak düzenlenmediği“ ve “somut olayda şike ve teşvik suçlarının oluşmaması nedeniyle değil, eylem tarihi itibariyle şikenin suç olduğuna ilişkin kanun maddeleri yürürlükte olmadığından“ bahisle kanunilik ilkesine dayandığı tespit edilmiştir. Aynı husus Anayasa Mahkemesinin 23/7/2014 tarihli kararında (B. No: 2014/1572 ) aktarılan Yargıtay değerlendirmesinde de yer bulmuştur. 6222 sayılı Kanun ise genel çerçevesi itibarıyla “şike, teşvik primi ve diğer yasak fiil ve davranışları, bunlara uygulanacak yaptırımları“ özel olarak düzenlemiştir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 09.07.2019, E. 2019/30373, K. 2019/10743 ).

A. Şike Suçu (6222 sayılı Kanun m. 11/1)

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 16.01.2017 tarihli kararında (E. 2016/629, K. 2017/248 ) ve Anayasa Mahkemesi kararlarında (B. No: 2014/1572 ; B. No: 2014/1957 ) aktarıldığı üzere şike suçu; “belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin etmek“ fiiliyle oluşmaktadır. 6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının güncel metnine göre:

“(1) Belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Kendisine menfaat temin edilen kişi de bu suçtan dolayı müşterek fail olarak cezalandırılır. Kazanç veya sair menfaat temini hususunda anlaşmaya varılmış olması halinde dahi, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.“

Bu düzenleme gereğince suç, belirli bir sonucun elde edilmesi amacıyla kazanç veya sair menfaatin temin edilmesi veya bu hususta bir anlaşmaya varılmasıyla tamamlanır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi (17.01.2014, E. 2013/16791, K. 2014/516 ), şike suçunun maddi unsurunun tamamlanması bakımından müsabakanın kararlaştırılan yönde sonuçlanması şartının aranmadığını, “şike suçunun, şike anlaşmasının yapıldığı anda tamamlandığı“ tespitiyle hükme bağlamış ve “şike/teşvik primi anlaşmasının sahaya yansımış olup olmadığının bir öneminin bulunmadığı“ sonucuna varmıştır.

B. Teşvik Primi Suçu (6222 sayılı Kanun m. 11/5)

Yargıtay 19. Ceza Dairesi (16.01.2017, E. 2016/629, K. 2017/248 ), teşvik primini “bir müsabakada bir takımın başarılı olmasını sağlamak amacıyla kazanç veya sair menfaat verilmesi veya vaat edilmesi“ şeklinde tanımlamıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi (17.01.2014, E. 2013/16791, K. 2014/516 ) uyarınca, “teşvik primi verme suçunun da verildiği veya verileceği yönünde vaatte bulunulduğu anda sona erdiği“ ve bu anlaşmanın sahaya yansıyıp yansımadığının suçun oluşumu açısından önem taşımadığı kabul edilmiştir.

6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin beşinci fıkrasının güncel metnine göre:

“(5) Suçun bir müsabakada bir takımın başarılı olmasını sağlamak amacıyla teşvik primi verilmesi veya vaat edilmesi suretiyle işlenmesi halinde bu madde hükümlerine göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.“

Buna karşın kanun koyucu, 11. maddenin altıncı fıkrasının güncel metninde belirli prim ödemelerini ceza kapsamı dışında tutmuştur:

“(6) Bu madde hükümleri;
a) Milli takımlara veya milli sporculara başarılı olmalarını sağlamak amacıyla,
b) Spor kulüpleri tarafından kendi takım oyuncularına veya teknik heyetine müsabakada başarılı olabilmelerini sağlamak amacıyla, prim verilmesi veya vaadinde bulunulması halinde uygulanmaz.”

C. Bahis Şikesi ve İlgili Mevzuat

Bahis oyunlarının sonuçlarını etkilemek amacıyla şike suçunun işlenmesi, 6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin dördüncü fıkrasının (ç) bendinde cezanın yarı oranında artırılmasını gerektiren nitelikli bir hal olarak düzenlenmiştir (Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 16.01.2017, E. 2016/629, K. 2017/248 ).

Öte yandan, 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki eylemler bağımsız suç tipleri niteliğindedir. Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 04.02.2025 tarihli kararında (E. 2023/20519, K. 2025/1948 ), 7258 sayılı Kanun’un 5/1-b ve 5/1-c maddelerindeki fiiller yönünden “unsurları birbirinden bağımsız olduğu gibi her bir suça ilişkin fiiller de birbirinden ayrı“ olduğundan fikrî içtima kurallarının uygulanamayacağı belirtilmiştir. Aynı Dairenin 13.05.2026 tarihli kararında ise (E. 2025/1062, K. 2026/5819 ), iddia oynanacak maçları garantiye alma gayesiyle hareket edilen bir olayda 7258 sayılı Kanun’un 5/1-ç maddesindeki “Kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.“ hükmü uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması yerinde görülmüştür.

Bahis ikramiyelerinin dağıtımıyla ilgili uyuşmazlıklarda ise Yargıtay 3. Hukuk Dairesi (09.11.2020, E. 2020/7022, K. 2020/6183 ), her ne kadar oyun planında “bir müsabakanın sonucunun hileli olduğuna ve dolayısıyla bu tür müsabakalara yönelik kural ve resmi düzenlemeleri ihlal ettiğine dair makul şüphenin var olduğunun belirlenmesi halinde … Teşkilat ikramiyelerin dağıtımını erteleyebilir veya iptal edebilir.“ kuralı bulunsa dahi, “eylem tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre karar verilmesi gerekirken, sonraki tarihli bir düzenlemenin geçmişteki bir olaya uygulanmak suretiyle karar verilmiş olması“ gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.


2. Teşebbüs, İştirak ve İçtima Hükümleri

A. Teşebbüs

6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasına göre menfaat temini hususunda tarafların anlaşmaya varması halinde dahi suç tamamlanmış sayılmaktadır. Anlaşmaya varılamaması durumu ise 11. maddenin üçüncü fıkrasının güncel metninde açıkça teşebbüs olarak düzenlenmiştir:

“(3) Kazanç veya sair menfaat vaat veya teklifinde bulunulması halinde, anlaşmaya varılamadığı takdirde, suçun teşebbüs aşamasında kalmış olması dolayısıyla cezaya hükmolunur.“

Yargıtay 5. Ceza Dairesi (17.01.2014, E. 2013/16791, K. 2014/516 ) ve Yargıtay 19. Ceza Dairesi (16.01.2017, E. 2016/629, K. 2017/248 ), teklifin iletildiği ancak karşı tarafça kabul edildiğinin kanıtlanamadığı ya da anlaşmaya varılamadığı durumlarda fiilin teşebbüs aşamasında kaldığını kabul etmiştir.

B. İştirak

6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasının güncel metni uyarınca, menfaat temin eden failin yanı sıra kendisine kazanç veya menfaat sağlanan muhatap da müşterek fail olarak kabul edilmektedir. Ayrıca 11. maddenin ikinci fıkrasının güncel metnine göre:

“(2) Şike anlaşmasının varlığını bilerek spor müsabakasının anlaşma doğrultusunda sonuçlanmasına katkıda bulunan kişiler de birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.“

Yargıtay 5. Ceza Dairesi (17.01.2014, E. 2013/16791, K. 2014/516 ), suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüt yöneticisinin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen şike suçlarından ayrıca sorumlu tutulabileceğini; suçun icrasını kolaylaştıran kişilerin ise yardım eden sıfatıyla değerlendirilebileceğini belirtmiştir.

C. İçtima

Şike ve teşvik primi suçlarının zincirleme biçimde işlenmesi halinde 6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin onuncu fıkrasının güncel metni uygulanır:

“(10) Bu maddede tanımlanan suçların bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi halinde, bunlardan en ağır cezayı gerektiren fiilden dolayı verilecek ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılarak tek cezaya hükmolunur.“

Anayasa Mahkemesi kararlarında da (B. No: 2014/1572 ; B. No: 2014/1957 ) aktarıldığı üzere, aynı suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda birden fazla fiilin icrası halinde faile tek ceza verilip bu ceza üzerinden artırım yapılmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi (17.01.2014, E. 2013/16791, K. 2014/516 ) de yasal koşulların varlığı halinde zincirleme suç hükümlerinin tatbik edileceğini ifade etmiştir.


3. Yaptırımlar, İnfaz Rejimi ve Tüzel Kişilere Özgü Tedbirler

A. Temel Cezalar ve Nitelikli Haller

6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin birinci fıkrasına göre temel ceza “bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası“dır.

Kanun’un 11. maddesinin dördüncü fıkrasının güncel metni uyarınca;

  • Kamu görevinin sağladığı güven veya nüfuzun kötüye kullanılması,
  • Federasyon veya spor kulüpleri ile spor alanında faaliyet gösteren tüzel kişilerin genel kurul/yönetim kurulu başkan veya üyeleri, teknik veya idari yöneticiler, menajerler veya temsilciler tarafından işlenmesi,
  • Suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi,
  • Bahis oyunlarının sonuçlarını etkilemek amacıyla işlenmesi, hallerinde ceza yarı oranında artırılır.

Teşvik primi verilmesi veya vaat edilmesi halinde ise 11. maddenin beşinci fıkrası uyarınca ceza yarı oranında indirilir.

B. İnfaz ve Güvenlik Tedbirleri

6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin dokuzuncu fıkrasının güncel metnine göre:

“(9) Bu madde kapsamına giren suçlarla ilgili olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemez; verilen hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilemez ve ertelenemez.“

Ayrıca 11. maddenin on birinci fıkrasının güncel metni uyarınca, mahkûmiyet halinde kişi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesine göre spor kulüplerinin, federasyonların ve bünyesinde sportif faaliyetler icra edilen tüzel kişilerin yönetim ve denetim organlarında görev yapmaktan yasaklanma kararı verilmektedir (Anayasa Mahkemesi, B. No: 2014/1572 ; B. No: 2014/1957 ).

Ceza yaptırımlarının infazında yetki sınırlarına riayet edilmesi zorunludur. Nitekim Yargıtay 19. Ceza Dairesi (09.04.2018, E. 2018/633, K. 2018/4165 ), adli para cezasının ödenmemesi durumunda doğrudan hapse çevrilmesine karar verilmesini infaz yetkisinin kısıtlanması saymış ve hükmü düzeltilerek onamıştır.

C. Etkin Pişmanlık

6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin sekizinci fıkrasının güncel metni gereğince:

“(8) Müsabaka yapılmadan önce suçun ortaya çıkmasını sağlayan kişiye ceza verilmez.“

D. Spor Kulüpleri ve Tüzel Kişiler Hakkında İdari Para Cezası

6222 sayılı Kanun’un 11. maddesinin yedinci fıkrasının güncel metninde tüzel kişiler aleyhine idari yaptırım öngörülmüştür:

“(7) Suçun spor kulüplerinin veya sair bir tüzel kişinin yararına işlenmesi halinde, ayrıca bunlara, şike veya teşvik primi miktarı kadar idari para cezası verilir. Ancak, verilecek idari para cezasının miktarı yüzbin Türk Lirasından az olamaz.“

Yargıtay 19. Ceza Dairesi (16.01.2017, E. 2016/629, K. 2017/248 ), bu yaptırımın uygulanabilmesi için suçun sabit görülmesi gerektiğini belirterek, “anılan suçların işlendiğinin henüz sabit görülmeden, sadece suçun işlendiği varsayımına dayanılarak idari yaptırım kararı verilmesi suçsuzluk karinesine aykırılık oluşturacaktır“ değerlendirmesini yapmıştır. Aynı Dairenin 05.11.2015 tarihli kararında da (E. 2015/33, K. 2015/6742 ), “6222 sayılı Kanun’un 11/7. maddesine göre idari para cezası verilebilmesi için şike ve teşvik primi suçundan hükmolunan kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmasının gerektiği“ belirtilmiştir. Yargıtay 7. Ceza Dairesi ise (26.06.2014, E. 2014/10097, K. 2014/13871 ) ihbarnamede aktarılan idari para cezası uyuşmazlığında tebligat ve dilekçe eksiklikleri nedeniyle dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar vermiştir.


4. Delillendirme Ölçütleri ve Hukuka Aykırı Delil Sorunu

Ceza muhakemesinde vicdani kanının oluşabilmesi için delillerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş olması şarttır. Yargıtay 19. Ceza Dairesi (09.04.2018, E. 2018/633, K. 2018/4165 ), mahkûmiyet hükmü için duruşmada kanıtların eksiksiz sergilenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,“ ölçütünü aramıştır.

A. İletişimin Denetlenmesi ve Teknik Araçlarla İzleme

İletişimin denetlenmesi ve teknik takip yoluyla elde edilen deliller yönünden Yargıtay kararlarında iki temel eşik bulunmaktadır:

  1. Örgüt Kapsamı Dışında Kalan Dinlemelerin Kullanılamaması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi (20.12.2021, E. 2021/5113, K. 2021/6916 ), suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu şüphesiyle alınan dinleme ve izleme kararlarının, örgüt suçundan mahkûmiyet hükmü kalmadığı takdirde tek başına şike suçunun ispatında değerlendirilemeyeceğini açıkça belirtmiştir:

“katalog suçlar arasında yer verilmeyen şike ve teşvik primi suçlarının ispatında kullanılmasına yasal olanak bulunmadığı“
Daire, bu delillerin hukuka aykırı hale geldiğini ve “
hukuka aykırı nitelikteki bu deliller dışlanarak mevcut delillerin değerlendirilmesi suretiyle“ beraat hükmünün kurulması gerektiğini ifade etmiştir.

B. İkrar Beyanlarının Delil Gücü

İkrar beyanlarının delil değeri somut olayın özelliklerine ve delilin elde ediliş usulüne göre farklılaşmaktadır:


5. Ceza Hukuku ile Spor Disiplin Hukuku ve Diğer Hukuk Alanlarının Ayrımı

A. Ceza Hukuku ile Disiplin Hukukunun Bağımsızlığı

Spor disiplin kurullarının inceleme alanı spor ahlakı ve yarışma talimatlarının ihlaliyle sınırlıyken, ceza mahkemeleri kanunilik ilkesi ve ceza muhakemesi delil standartlarıyla bağlıdır:

B. Ceza Beraatinin Hukuk Davalarına Etkisi

Ceza mahkemesince verilen beraat hükmünün niteliği hukuk yargılaması bakımından bağlayıcılığı doğrudan etkiler:

C. Rekabet Hukuku Açısından Şike İddiaları

Rekabet Kurulu çoğunluğu, şike anlaşmalarını teşebbüsler arası ekonomik rekabetten ziyade müsabaka sonucuna yönelik sportif eylemler olarak nitelendirmiştir (27.10.2011, K. 11-54/1385-495 ). Kurul, sportif başarı ile iktisadi netice arasındaki bağın “doğrudan bir ilişki olmayıp, dolaylı bir ilişki“ niteliğinde olduğunu ve “herhangi bir sportif olaya ekonomik bazı sonuçlar izafe edilmesi, o olayı kendi başına bir ekonomik faaliyet olarak nitelendirmek için yeterli“ sayılamayacağını belirterek eylemleri 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında görmemiştir. Karşı oyda ise bu fiillerin “bu maç/maçlarla ilgili bahis oynayan tüketicilerin şans ve dolayısıyla kazançlarını etkileyeceği“ ileri sürülmüştür.

Kurul daha sonraki kararında da (07.08.2014, K. 14-26/530-235 ), önceki içtihadını teyit ederek “sportif karşılaşmaların sonucunu etkilemeye yönelik olan şike eylemlerini de Kurul ekonomik faaliyet olarak değil, spor etiği ve ahlakının ihlali olarak nitelendirmiştir.“ tespitine yer vermiş; incelediği somut dosyada ise “soruşturma sürecinde incelenen unsurların hiçbiri spor etiğine ilişkin değildir“ diyerek TSSF hakkında 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca idari para cezası uygulamıştır.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *