1)Şikayet Hakkı:
Şikayet hakkı, bir suçun oluşması halinde, savcılık tarafından soruşturulması veya mahkeme tarafından kovuşturulması için mağdur kişinin yetkili merciye başvurması hakkıdır. İşbu hak, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar başlığının altında bulunan bir kamu hukuku hakkı olduğundan dolayı bu hakkı yalnızca bizzat hak sahibi kişi kullanabilir. Şikayet hakkı, mirasçıya geçmezken bizzat şikayet hakkını kullanan müştekinin vefatı halinde açılmış olan ceza davalarının devamını mirasçılar sağlayabilirler.
Dernek, vakıf, şirket vb. gibi tüzel kişiler de şikayet hakkına sahiptirler. Tüzel kişi, aynen gerçek kişi gibi şikayet hakkını yetklili organları vasıtası ile kullanabilir.
1.1)Şikayet Hakkının Yöneltilebileceği Makamlar:
Şikayet hakkını düzenleyen madde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158. maddesinde mevcut olup müştekinin şikayet mercisinin aşağıda verilen kamu kurumlarına yönelik olmasını ifade etmektedir:
- Kolluk makamları
- Cumhuriyet Başsavcılığı
- Yurtdışında gerçekleşen ve ülkemizde takip edilmesi gereken suçlar için Türkiye’nin elçilik ve konsoloslukları
- Herhangi bir kamu vazifesinin yürütülürken işlenen suçların ilgili kurum – kuruluş idaresi
- Valilik, kaymakamlık veya mahkeme
Şikayet hakkı kullanılırken uyulması gereken herhangi bir şekil kaydı mevcut değildir. Şikayet hakkının yazılı şekilde kullanılabileceği gibi tutanak tutulması şartıyla sözlü şekilde de şikayet hakkı kullanılabilir.
1.2)Yalnızca Birinden Şikayetçi Olamama Durumu, Haksız Fiil Hakkında Şikayet Hakkının Kullanılması:
Olayın nihayetinde şikayet hakkı kullanılırken vuku bulan “haksız fiil”e ilişkin şikayet hakkı kullanılır; herhangi bir kişi direkt yolla isnat edilemez, olaya karışan her kişi şikayet edilmiş olur.
| Yargıtay 13. CD., E. 2020/6356, K. 2020/10400, T. 27.10.2020:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Müşteki vekilinin 09.04.2019 tarihli celsede temyiz dışı sanık … hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiği ve şikayetten vazgeçme nedeni ile sanık … hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verildiği nazara alındığında, eylemin bir bütün olarak değerlendirilerek şikayetin fail hakkında değil fiil hakkında olduğu, iştirak halinde işlenen suçlarda müştekinin şikayetin bölünmezliği kuralı gereği bütün faillerin tek tek isimlerini bildirerek şikayetten vazgeçmesinin gerekmediği ve 5237 sayılı Kanunu’nun 73/5. maddesi gereğince aynı olaya ilişkin olan şikayetten vazgeçmenin diğer sanığa da sirayet edeceği gözetilmeksizin, sanık … hakkında düşme kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 27.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi |
Bir olay içerisinde birden fazla haksız fiil meydana gelmiş ise de işbu haksız fiiler hakkında ayrı ayrı şikayetçi olmak mümkündür. Meydana gelmiş sair haksız fiiler için şikayetçi olunurken şikayet edilmiş olan haksız fiileri uygulayanları da şikayet etme zorundalığı bulunduran bir prosedür mevcut değildir.
1.3) Hak Düşürücü Süre:
Türk Ceza Kanunu’na göre bir kısım suçun kovuşturulması ve soruşturulması için şikayet edilmiş olması gerekirken bir diğer kısım için ise şikayet edilmiş olması aranmaz. TCK m.73’e göre şikayete bağlı suçlarda, şikayet edebilmek için mağdur tarafından fiilin ne, failin kim olduğunun öğrenilmesinden itibaren “6 ay” geçmemiş olması gerekir, işbu 6 aylık hakdüşürücü nitelikteki süre zarfı aşıldıktan sonra şikayet hakkı sona erecektir. Lakin eklenmesi gereken bir husus mevcut: Haksız fiil, birden fazla kişiye işlenmiş ise mağdur taraftaki kişiler birbirinden farklı zamanlamalarda fiilin ne ve failin kim olduğunu öğrenirlerse herkes için işbu hakdüşürücü nitelikteki süre farklı işler. Bir kişinin diğer kişilerden önce öğrenmesi, diğer kişilerin hak düşürücü süresini etkilemez.
1.4) Şikayet Hakkının Kullanımı:
Şikayet hakkı; polis, jandarma veya savcılığa beyan edilerek kullanılabileceği gibi savcılığa veya mahkemeye yazılı bir “şikayet dilekçesi” sunarak da kullanılabilir. Mahkemeye sunulan şikayet dilekçesi kural gereğince savcılığa iletilir. Asıl kural, adli makamlara başvuruda bulunulması gerektiği iken farklı durumlarda idari makamlara da başvurulabilir:
- Yurtdışında işlenen lakin ülkemizce takibi gereken suçlar için Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da ihnar veya şikayette bulunulabilir.
- Herhangi bir kamu vazifesinin yürütülürken işlenen suçların ilgili kurum – kuruluş idaresi
- Valilik yahut kaymakamlığa yapılan ihbar ile ilgili savcılığa iletim sağlanır.
Şikayet dilekçesi, şikayetçinin kimliğinii adresini, iletişim bilgilerini ve olayın açıkça izahını içermelidir. Şikayet dilekçesi, sözlü de el ile de bilgisayar ile de kayıt altına alınabilir; dememiz o ki şikayet dilekçesinin hangi yolla oluşturulduğunun bir ehemmiyeti yoktur. Önemli olan nokta, müştekinin olayı açıkça izah etmesidir.
İhbarın araştırma gerektirmeksizin veya soyut – genel nitelik teşkil ettiği şeklinde değerlendirilip herhangi bir suçun vücut bulmadığı kanaatine varılır ise “soruşturmaya yer olmadığına” karar verilir. İşbu karara hükmedildiği takdirde şikayet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez, verilen karar şikayetçiye tebliğ edilir, şikayetçi takdir eder ise karara itiraz edebilir, itirazın onanması durumunda Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. İhbar üzerine -itiraz yolu kullanılmadan- soruşturma başlatılması için ihbar konusu iddianın savcılık tarafından suç niteliği teşkil etmesi şartı aranır. Deliller toplanır, tanıklar dinlenir, bilirkişi incelemesi/ keşif yapılır. Anlatmış bulunduğumuz maddeler istikametinde savcı bir iddianame düzenleyerek fail hakkıda ceza davası açar.
Şikayet hakkının kullanılması için taban yaş sınırı Yargıtay’a göre 15(on beş)’tir. 15 yaşını doldurmayan çocukların şikayet hakkı, çocuğun yasal temsilcisine aittir. Mevzu bahis yaş küçüklüğünden mütevellit “ceza muhakemesinde ayırt etme gücü yoksunluğu” mevcut olup işbu hak, çocuk tarafından yasal temsilcinin rızası olmadan kullanılamaz.
2) Şikayetten vazgeçme:
Şikayetten vazgeçme, mağdur konumundaki müştekinin soruşturma veya kovuşturma süreci içerisindeyken (kararın kesinleşmesine dek süren süreç) etmiş bulunduğu şikayetini geri çekmesidir. Şikayetten vazgeçme hakkı da tıpkı şikayet etme hakkı gibi kişiye sıkı sıkıya bağlı hak niteliğindedir. Karar kesinleştikten sonra şikayetten vazgeçme hakkı ortadan kalkar ve şikayetten vazgeçilmek istense dahi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesinin 4. fıkrası gereğince cezanın infazına engel olunamaz. (TCK m.73/4: Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.)
2.1) Şikayetten Vazgeçmek, Hukuki Sürecin Seyrini Nasıl Değiştirir?
Şikayetten vazgeçme hakkı, soruşturma süreci içerisinde kullanırsa soruşturma sona erer; kovuşturma süreci içerisinde kullanılırsa ise dava düşürülmüş olur. Üstte açıkladığımız gibi, kovuşturma aşaması sona erdikten sonra, kesinleşmiş karar verildikten sonra, şikayetten vazgeçmek; cezanın infazına mani olamayacaktır.
2.2) Dosyada Birden Çok Şüpheli – Tanık Mevcut Olduğu Durumlarda Şikayetten Vazgeçmek:
Yukarıda, birden fazla kişinin müştekiye yönelik haksız fiil icra etmesine karşın şikayet etme hakkının “toplu” şekilde kullanılması gerektiğini izah etmiştik. Aynı şekilde şikayetten vazgeçmek de toplu şekilde gerçekleşir. Farzı muhal 5 kişinin, 1 kişiyi gasp ettiği bir durumu ele alalım. İşbu durumun soruşturma sürecinin içerisindeyken müşteki, karşı yanı affeder ve şikayetinden vazgeçerse yalnızca birine değil, beş kişiye yönelik etmiş bulunduğu şikayetinden vazgeçmiş olur.
2.3) Sanığın – Şüphelinin Şikayetten Vazgeçilmiş Olunmasını Kabul Etmemesi:
Şikayetten vazgeçilmesi sonucunda sanığın bu kararı kabul etmeme hakkı mevcuttur. Sanık, şikayetten vazgeçilmesini kabul etmek zorunda değildir; yargılanıp aklanmak veya farklı bir sebep dolayısıyla da şikayetten vazgeçmeyi kabul etmeyebilir. Nitekim TCK m.73/6’da da mevzu bahis husus: “Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez.” şeklinde izah edilmiştir.
2.4) Şikayetten Hangi Yollar ile Vazgeçilir:
Şikayet başvuruları; savcılık, mahkeme ve emniyet birimleri gibi adli mercilerin yanı sıra, kaymakamlık ya da valilik gibi idari makamlara da yöneltilebilir (CMK m. 158/1-2).
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda şikayetten vazgeçmenin şekline ilişkin özel bir usul kuralı kararlaştırılmamıştır. Dolayısıyla bu beyan; mahkeme, hakim veya savcılık huzurunda sözlü olarak sunulabileceği gibi, noterlikler ya da kolluk birimleri vasıtasıyla da kayıt altına alınabilir. Buradaki esas kriter, şikayeti geri çekme iradesinin şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması ve ispatlanmasıdır. Örneğin; yaralamalı veya ölümlü trafik kazalarının ardından noter kanalıyla düzenlenen ibranamelerdeki “… maddi ve manevi tazminatımı aldım, şikayetimden vazgeçiyorum“ şeklindeki ifadeler hukuken geçerlilik taşır.
Diğer taraftan, zorunlu müdafi (avukat) atanması gereken kişiler söz konusu olduğunda vazgeçme usulü özel bir şarta bağlanmıştır. Buna göre; 18 yaşından küçüklerin, sağır veya dilsizlerin ya da sorununu anlatamayacak ölçüde malul olan kişilerin yasal temsilcileri ile avukatlarının süreçten karşılıklı olarak haberdar edilmesi ve avukatın bu temsilcileri aydınlatması zorunludur. Baro eliyle görevlendirilen avukat tarafından gerekli bilgilendirme yapılmadan; küçüğün, sağır-dilsizin veya engellinin yasal temsilcisi tarafından sunulan vazgeçme beyanları ceza muhakemesi hukuku yönünden geçerli sayılmaz.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
S1) Vekaletnamede açıkça “şikayet yetkisi” belirtilmemişse, avukatın yaptığı şikayet geçerli sayılır mı?
C1) Vekaletnamede “şikayet yetkisi” açıkça belirtilmese dahi, genel dava vekaletnamesiyle savcılığa suç duyurusunda bulunulması veya icra takibine şikayet edilmesi geçerli olup bu durum, hakkın korunmasına yönelik genel takip yetkisi kapsamında değerlendirilir. Ancak, şikayetten vazgeçme veya hakimin reddi gibi kesin sonuç doğuran istisnai işlemler için HMK ve CMK uyarınca vekaletnamede özel yetkinin bulunması zorunludur.
S2) Soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçme ile kovuşturma (mahkeme) aşamasında vazgeçme arasında sonuç bakımından ne fark vardır?
C2) Soruşturma aşamasında şikayetten vazgeçilmesi halinde savcılık tarafından Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (takipsizlik) verilirken, kovuşturma (mahkeme) aşamasında vazgeçilmesi durumunda mahkemece kamu davasının düşmesine hükmedilir. Bu süreçteki en kritik fark sanığın onay şartıdır; soruşturma evresinde vazgeçme için şüphelinin kabulü aranmazken, mahkeme evresinde sanığın vazgeçmeyi reddederek yargılamaya devam edilmesini ve aklanmayı (beraat etmeyi) talep etme hakkı bulunmaktadır.
S3) Bir kavga veya trafik kazasından sonra karakolda sıcağı sıcağına “Şikayetçi değilim” diye imza attım. Ertesi gün ağrılarım arttı ya da sakinleşince pişman oldum; adliyeye gidip yeniden şikayetçi olabilir miyim?
C3) Karakolda “şikayetçi değilim” diyerek imza attıktan sonra işbu vazgeçme beyanından hukuken geri dönülmesi ve aynı suçtan ötürü yeniden şikayetçi olunması mümkün değildir. Ancak ertesi gün ağrılarınızın artması sonucu hastaneden “kemik kırığı, uzuv işlevinin yitirilmesi veya hayati tehlike” gibi nitelikli bir yaralanma raporu alırsanız suç artık şikayete tabi olmaktan çıkıp kamu adına kendiliğinden soruşturulan bir nitelik kazanacağı için savcılık dosyayı yeniden açarak soruşturmayı sürdürür. Ayrıca karakoldaki vazgeçme beyanınız yalnızca ceza sürecini sonlandırır; olaydan doğan tedavi masrafları ile maddi ve manevi zararlarınız için hukuk mahkemelerinde tazminat davası açma hakkınız her halükarda saklı kalır .
S4) Şirket hattımdan bir müşteri bana telefonda hakaret etti. Şirket “kurumsal imaj zedelenmesin” diye şikayetçi olmak istemiyor. Ben bireysel olarak o kişiyi şikayet edebilir miyim, yoksa patronun izni mi lazım?
C4) Şirket hattı üzerinden maruz kaldığınız hakaret suçunda korunan hukuki değer doğrudan sizin kişisel onur, şeref ve saygınlığınız olduğundan dolayı şikayet hakkı şahsınıza aittir ve şikayetçi olmak için patrondan veya şirketten izin almanıza gerek yoktur. Şirketin “kurumsal imaj zedelenmesin” düşüncesiyle adli süreç başlatmak istememesi yalnızca kendi tüzel kişiliğini bağlar; sizin bireysel olarak savcılığa veya karakola giderek hakaret eden müşteri hakkında suç duyurusunda bulunma özgürlüğünüzü hukuken engelleyemez. Şahsınız adına açacağınız işbu ceza davasında, şirkete ait telefon dökümleri veya kurumsal hat ses kayıtları mahkemece delil olarak istenebilir ve şirket bu kayıtları adli makamlara sunmakla yükümlüdür. Delil olacak ses kayıtlarının nasıl delil olarak kullanılabileceğini ve hukuki niteliğini önceki makalelermizde işlemiş idik, dilerseniz inceleyebilirsiniz.
S5) Eski sevgilim/eşim sürekli beni arayıp rahatsız ediyor, kapıma dayanıyor. Şikayetçi olursam hemen uzaklaştırma alabilir miyim, yoksa ceza davasının açılmasını mı beklemem gerekir?
C5) Eski sevgiliniz veya eşinizin sizi sürekli arayarak rahatsız etmesi ve kapınıza dayanması durumunda, uzaklaştırma kararı almak için ceza davasının açılmasını ya da herhangi bir soruşturma sürecinin tamamlanmasını beklemenize gerek yoktur. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca, şiddet veya şiddet uygulanması tehlikesinin varlığı halinde, en yakın karakola, şikayetçi sıfatıyla savcılığa veya doğrudan aile mahkemesine başvurduğunuz anda koruyucu ve önleyici tedbir kararları derhal verilir. Kanun gereğince bu uzaklaştırma kararının süratle alınabilmesi için adli makamlarca herhangi bir delil veya belge araştırma şartı da aranmaz; mağdurun beyanı ilk aşamada önleyici tedbir alınması için yeterli kabul edilir [6284 Sayılı Kanun Uzaklaştırma ve Koruma Kararı]. Dolayısıyla şikayetçi olduğunuz gün veya en geç ertesi gün şüpheli hakkında uzaklaştırma kararı çıkarılır ve ceza davası bu süreçten tamamen bağımsız olarak kendi seyrinde ilerler.
S6) Şikayetten vazgeçme şartlı (koşullu) yapılabilir mi?
C6) Şikayetten vazgeçme, şarta veya koşula bağlı olarak yapılamaz; Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre bu beyan kesin, kayıtsız ve şartsız olmak zorundadır. Eğer şikayetçi dilekçesinde veya ifadesinde “Zararım karşılanırsa şikayetten vazgeçiyorum” ya da “Şu işi yapması koşuluyla vazgeçtim” gibi şart öne sürerse bu beyan hukuken geçerli bir vazgeçme olarak kabul edilmez ve ceza davası düşmez. Ancak şikayetten vazgeçmenin hukuki sonuç doğurabilmesi için taraflar aralarında bir protokol yapabilir, fail edimini (örneğin zararı ödeme, parayı teslim etme) yerine getirdikten sonra şikayetçi adliyeye giderek tamamen “kayıtsız ve şartsız” olarak vazgeçtiğini beyan edebilir.
| …şikayetten vazgeçmenin şarta bağlanmasının mümkün olmaması nedeniyle usulüne uygun vazgeçme bulunmadığından; sanık hakkında (…) yargılamaya devamla (…) mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde düşme kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş[tir.]” (Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2017/2587, K. 2017/17353, T. 25.12.2017) |
İşlemiş Bulunduğumuz Hususlar Üzerine Birtakım Emsal Kararlar:
| 1)4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir. (…) Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı nedeni ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2014/8122 E. , 2014/8122 K. , 2014/15768 T.) 2) “…Mağdurun hükümden sonra şikayetten vazgeçme dilekçesi verdiği, dosyanın incelenmesinde, sanıkların eylemine uyan suçların 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kaldığı ve bu suçların takibi şikayete bağlı suçlardan olduğunun anlaşılması karşısında, sanıklara 5237 sayılı TCK’nin 73/6. maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususu sorulup, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan, (…) Dairemizin mahkumiyet hükümlerinin onanmasına dair kararının KALDIRILMASINA, (…) Mağdurun şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, sanıklara 5237 sayılı TCK’nin 73/6. maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususu sorulup, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle BOZULMASINA…” (Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2020/23768, K. 2020/18421, T. 8.12.2020) 3) “…iştirak halinde işlenen suçlardan dolayı sanıklardan birisi hakkında şikayetten vazgeçilmesi halinde, vazgeçmenin diğer sanıklara da sirayet edeceğinin TCK’nın 73/5. maddesinde belirtilmiş olması karşısında; sanıklardan … hakkında TCK’nın 73/5. maddesi delaletiyle İİK’nın 354. maddesi uyarınca davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekir…” (Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 2016/13315 E. , 2018/10115 K. , 10.10.2018 T.) 4) “5271 sayılı CMK’nun 158/1. maddesinde bir suça ilişkin şikayet ve ihbarın ne şekilde ve hangi makamlara yapılacağı açıkça düzenlenmiş olup buna göre; Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilecektir. Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecektir. Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında ise ilgili Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilecektir. Kanun koyucu açıkça düzenleme yapmayı gerekli görmemiş ise de; şikayetten vazgeçmenin de aynı makamlara ve kamu davasını görmekle yetkili mahkemelere yapılacağı konusunda tereddüt bulunmamaktadır. (…) Şikayetten açıkça vazgeçme Cumhuriyet savcılığı ve mahkeme veya hakim gibi yargı organları huzurunda olabileceği gibi, zabıta makamları veya noter gibi makamlar huzurunda da olabilir. Ayrıca suçtan zarar gören kimse şikayetten vazgeçme beyanını içeren bir yazı ile de şikayetten vazgeçebilir. Burada önemli olan husus, bu beyanın suçtan zarar görene ait olduğunun ispatlanabilmesidir. Diğer bir ifadeyle, şikayetten vazgeçme iradesinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi yeterli olup, bu irade açıklamasının CMK’nun 158. maddesinde sayılan merciler önünde yapılması zorunlu değildir.” (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2013/71, K. 2014/206) 5) “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçların suçtan zarar göreni tüzel kişi ise, tüzel kişinin şikayet hakkını yetkili organları ve kanuni temsilcileri ile kullanılabileceği nazara alındığında, somut olayda müşteki şirket yetkilisi tarafından (…) vekaletname ile müşteki tüzel kişi adına her türlü dava ve işlemleri takip ile şirketin menfaatlerini korumak yönünden yetkilendirilen [vekilin], söz konusu şikayeti ile şirketin menfaatlerini koruduğu ve vekaletnamenin kapsamının esasen şikayet hakkını da içerdiği halde (…) dilekçesinin geçerli bir şikayet dilekçesi olduğu gözetilmeden, [kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan] itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş[tir.] (…) Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlar yerinde görüldüğünden (…) kararın CMK’nun 309/4-a maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA…” (Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/13141, K. 2021/12992, T. 19.10.2021) |

