1. GİRİŞ VE ARABULUCULUK KAVRAMININ HUKUKİ NİTELİĞİ
Toplumsal yaşamın doğal bir parçası olan hukuki uyuşmazlıkların çözümlenmesinde, geleneksel devlet yargısı (mahkemeler) tarih boyunca ana mekanizma olarak işlev görmüştür. Ancak artan nüfus, ticari ilişkilerin karmaşıklaşması, küreselleşme ve yargı organlarının üzerindeki ağır iş yükü, uyuşmazlıkların makul süre içerisinde ve tarafların tatmin olacağı şekilde sonuçlandırılmasını zorlaştırmıştır. Bu durum, modern hukuk sistemlerinde “Alternatif Uyuşmazlık Çözümü” yöntemlerinin doğmasına ve gelişmesine zemin hazırlamıştır. Günümüzde dostane uyuşmazlık çözüm yöntemleri arasında en yaygın, en dinamik ve en etkili şekilde uygulanan kurum arabuluculuktur.
Arabuluculuk, adalet sistemini tamamlayıcı bir unsur olarak ortaya çıkmış olup, mahkemelerin alternatif bir rakibi değil, aksine adalet hizmetlerinin kalitesini artıran ve taraflara kendi çözümlerini üretme imkanı tanıyan esnek bir süreçtir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca arabuluculuk; “sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını sağlayan, tarafsız ve bağımsız üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen dostane bir uyuşmazlık çözüm yöntemi” olarak tanımlanmaktadır.
Arabuluculuk mesleğinin temel amacı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı bir “kazanan-kaybeden” ilişkisine dönüştürmeden, her iki tarafın da menfaatlerini koruyan “kazan-kazan” ilkesi çerçevesinde sonlandırmaktır. Mahkeme yargılamasında yargıç, geçmişte gerçekleşen olaylara göre mevzuatı uygulayarak bir haklı-haksız tespiti yapar ve karar verir. Arabuluculukta ise odak noktası geçmişteki haklılık durumundan ziyade, tarafların geleceğe yönelik menfaatleri ve sosyal/ekonomik ilişkilerinin sürdürülebilirliğidir.
2. ARABULUCU KİMDİR VE ARABULUCUNUN ROLÜ NEDİR?
Arabulucu; Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından tutulan resmi arabulucular siciline kayıtlı, mesleki bağımsızlığa ve tarafsızlığa sahip, iletişim ve müzakere teknikleri konusunda uzmanlaşmış gerçek kişidir. Arabulucunun tanımı ve hukuki statüsü incelendiğinde, üstlendiği rolün sınırları oldukça net bir şekilde çizilmiştir:
- Karar Verici Değildir: Arabulucu, bir hakim veya hakem değildir. Uyuşmazlığın esasına ilişkin hüküm verme, haklı veya haksız tarafı tayin etme yetkisi yoktur. Süreç boyunca taraflara zorlayıcı bir çözüm dayatamaz.
- Çözüm Önerisinde Bulunmaz (Kural Olarak): Arabulucu, tarafların kendi aralarındaki asıl uyuşmazlığı ve altında yatan gerçek menfaatleri tespit etmelerine yardımcı olur. Tarafların birbirlerini anlamalarını sağlayan iletişim köprüsünü kurar. Ancak uyuşmazlığın çözümsüz kalması durumunda, taraflara çözüm önerisi sunma imkanı mevzuatla kısıtlı çerçevede tanınmıştır.
- İletişim ve Müzakere Kolaylaştırıcısıdır: Arabulucunun ana görevi, taraflar arasındaki tıkalı iletişim kanallarını açmak, tarafların duygusal tepkilerini yönetmelerine yardımcı olmak ve onları ortak paydada buluşturacak müzakere ortamını tesis etmektir.
3. ARABULUCULUK İLKELERİ VE TEMEL ESASLARI
Arabuluculuk kurumunun sağlıklı işlemesini sağlayan ve mahkeme yargılamasından ayrılan en temel ilkeler Türk hukuk sisteminde kanunla teminat altına alınmıştır:
a) Gönüllülük (İradi Olma) İlkesi
İhtiyari arabuluculukta taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya süreçten çekilmek konusunda tamamen serbesttir. Hiç kimse arabuluculuk sürecine katılmaya veya süreç boyunca masada kalmaya zorlanamaz. Dava şartı (zorunlu) arabuluculukta dahi zorunlu olan kısım yalnızca ilk toplantıya katılım gösterilmesidir; anlaşmak veya süreci devam ettirmek yine tarafların iradesine bağlıdır.
b) Eşitlik İlkesi
Sürece katılan taraflar, gerek arabulucunun tutumu karşısında gerekse sürecin yürütülmesinde tamamen eşit haklara sahiptir. Arabulucu, taraflardan birine imtiyaz tanıyamaz, taraf tutamaz ve eşitliği bozacak davranışlarda bulunamaz.
c) Gizlilik İlkesi
Arabuluculuk sürecinin en büyük avantajlarından biri gizliliktir. Aksi kararlaştırılmadıkça arabulucu, taraflar ve sürece katılan üçüncü kişiler (avukatlar, uzmanlar vb.), arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde sunulan bilgi, belge ve beyanları gizli tutmakla yükümlüdür. Mahkeme yargılamasındaki aleniyet ilkesinin aksine, arabuluculukta ticari sırlar, itibar ve özel hayatın gizliliği korunur. Süreçte yapılan teklifler veya kabuller, ileride açılacak bir davada delil olarak kullanılamaz.
d) Beyan ve Belgelerin Kullanılamaması
Arabuluculuk süresince taraflarca yapılan uyuşmazlığı kabullenme beyanları, öneriler, sunulan taslaklar veya verilen taahhütler; uyuşmazlığın anlaşmazlıkla sonuçlanması halinde mahkemede, tahkimde veya başka bir idari makam önünde delil olarak ileri sürülemez ve bunlara dayanılarak hüküm kurulamaz.
4. ARABULUCULUĞUN KAPSAMI VE ELVERİŞLİLİK ŞARTLARI
Her hukuki uyuşmazlık arabuluculuğa elverişli değildir. Kanuni düzenlemeler uyarınca, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıkları arabuluculuk kapsamına girmektedir.
- Arabuluculuğa Elverişli Alanlar: Kamu düzenini ilgilendirmeyen ve tarafların serbest iradeleriyle sözleşme konusu yapabilecekleri tüm özel hukuk uyuşmazlıkları arabuluculuğa uygundur. İş hukuku (kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, işe iade), ticaret hukuku (alacak, tazminat, ortaklık uyuşmazlıkları), tüketici hukuku, kira ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar, kat mülkiyeti, komşuluk hukuku ve tazminat davaları bu kapsamdadır.
- Arabuluculuğa Elverişli Olmayan Alanlar: Kamu düzenini ilgilendiren, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri veya cebri icraya elverişli olmayan konular arabuluculuk kapsamı dışındadır. Örneğin; ceza davaları, nüfus kaydının düzeltilmesi veya iptali davaları, velayet ve vesayet davaları, babalık davaları ile iş hukukunda iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi-manevi tazminat davaları arabuluculuğa elverişli değildir .
5. ARABULUCULUK ÇEŞİTLERİ: İHTİYARİ VE DAVA ŞARITI ARABULUCULUK
Türk Hukuk Sisteminde arabuluculuk, başvuru usulü bakımından iki temel kategoriye ayrılmaktadır :
a) İhtiyari (Gönüllü) Arabuluculuk
Tarafların kanuni bir zorunluluk olmaksızın, aralarındaki uyuşmazlığı dostane yolla çözmek amacıyla kendi hür iradeleri ile arabulucuya başvurmalarıdır [cite: 1]. Karşı tarafla uyuşmazlık doğduktan sonra dava açılmadan önce başvuru yapılabileceği gibi, dava açıldıktan sonra da yargılama devam ederken taraflar arabulucuya gidebilirler [cite: 1].
b) Dava Şartı (Zorunlu) Arabuluculuk
Kanun koyucu, belirli hukuki uyuşmazlıklarda mahkemeye dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını bir dava şartı (ön şart) olarak kabul etmiştir. Dava şartı arabuluculukta, arabulucuya başvurulmadan doğrudan mahkemede dava açılması halinde, dava usulden (dava şartı yokluğu nedeniyle) reddedilir. Türkiye’de dava şartı olan temel uyuşmazlık alanları şunlardır:
- İş Uyuşmazlıkları: İşçi veya işveren alacağı, tazminatı ile işe iade talepli davalarda arabuluculuk, dava şartıdır.
- Ticari Uyuşmazlıklar: Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepli ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır.
- Tüketici Uyuşmazlıkları: Tüketici mahkemelerinde görülen belirli paracık eşikleri üzerindeki uyuşmazlıklarda dava şartıdır.
- Kira, Mülkiyet ve Ortaklığın Giderilmesi Uyuşmazlıkları: Son yapılan yasal düzenlemelerle kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar, kat mülkiyeti, komşuluk hakkı ve taşınır/taşınmaz ortaklığının giderilmesi (izale-i şuyu) davalarında da arabuluculuk dava şartı haline getirilmiştir.
6. ARABULUCULUK SÜRECİNİN İŞLEYİŞİ VE AŞAMALARI
Arabuluculuk süreci, belirli aşamaların sistematik biçimde takip edildiği esnek ama disiplinli bir usule sahiptir:
- 1. Başvuru ve Arabulucunun Seçimi: İhtiyari arabuluculukta taraflar Daire Başkanlığı sicilindeki bir arabulucuyu ortaklaşa seçerler. Dava şartı arabuluculukta ise başvuru adliyelerdeki Arabuluculuk Bürolarına yapılır ve sistem tarafından otomatik atama gerçekleştirilir.
- 2. Tarafların Davet Edilmesi ve İlk Temas: Atanan arabulucu, taraflar ile iletişim kurarak süreci anlatır, tarafları bilgilendirir ve uygun bir toplantı günü belirleyerek tarafları ilk oturuma davet eder.
- 3. Ortak ve Özel Oturumlar (Müzakere Aşaması): Arabulucu taraflarla birlikte ortak toplantılar düzenler. Gerekli gördüğü takdirde taraflarla ayrı ayrı (özel oturum) görüşmeler yapabilir. Bu oturumlarda tarafların taleplerinin arkasındaki gerçek menfaatler analiz edilir.
- 4. Anlaşma veya Anlaşamama (Sürecin Sona Ermesi): Süreç sonunda taraflar uyuşmazlığı çözerlerse “Anlaşma Tutanağı”, anlaşamazlarsa “Anlaşmama Tutanağı” (Son Tutanak) düzenlenir ve süreç sonlandırılır.
7. ANLAŞMA TUTANAĞI VE İCRA EDİLEBİLİRLİK ŞERHİ
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların bir uzlaşıya varması halinde düzenlenen Anlaşma Tutanağı, hukuki açıdan son derece güçlü bir niteliğe bürünür. Taraflar ve arabulucu tarafından imzalanan bu tutanak, taraflar arasındaki uyuşmazlığı nihai olarak bağlayıcı bir şekilde çözer.
Taraflar, arabuluculuk tutanağının mahkeme ilamı (kararı) gibi icra olunabilmesini sağlamak amacıyla yetkili sulh hukuk (veya ilgili uyuşmazlığa bakan) mahkemesinden “İcra Edilebilirlik Şerhi’” talep edebilirler. Mahkeme bu incelemeyi yaparken uyuşmazlığın esasına girmez. Mahkemenin inceleyeceği hususlar yalnızca şunlardır:
- 1. Anlaşma içeriğinin tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği işlerden olup olmadığı,
- 2. Anlaşmanın cebri icraya elverişli bulunup bulunmadığı.
Mahkemece icra edilebilirlik şerhi verilen veya taraf avukatları ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgeleri, “İlam Niteliğinde Belge” sayılır ve doğrudan icra takibine konulabilir. Bu durum, arabuluculuğu sadece bir uzlaşma görüşmesi olmaktan çıkarıp kesin ve icra edilebilir bir hukuki çözüme dönüştürür.
8. ARABULUCULUK SÜRECİNİN SAĞLADIĞI AVANTAJLAR VE MALİ BOYUTU
Arabuluculuk, geleneksel mahkeme yargılamasına kıyasla hem taraflara hem de adalet sistemine önemli faydalar sağlamaktadır:
- Zaman ve Maliyet Tasarrufu: Dava süreçleri yıllarca sürebilirken, arabuluculuk günlerle veya haftalarla ifade edilen sürelerde sonuçlanır. Ayrıca harç, tebligat, bilirkişi, keşif ve tanık masrafları ödenmez. Taraflar yalnızca faaliyet süresine göre belirlenen Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine göre arabuluculuk ücreti öderler. Masraflar aksi kararlaştırılmadıkça eşit karşılanır.
- Kontrolün Taraflarda Olması: Mahkemede kararı hakim verirken, arabuluculukta nihai çözümü ve şartları tamamen taraflar belirler. Birlikte üretilen çözüm, “kazan-kazan” ilkesini sağladığı için her iki taraf da sonuçtan tatmin olur.
- İlişkilerin Korunması: Mahkeme salonlarındaki sert çekişme ortamı sosyal ve ticari ilişkileri bitirme noktasına getirirken; dostane arabuluculuk ortamı ise tarafların ticari, mesleki veya ailevi ilişkilerini gelecekte de sürdürebilmelerine olanak tanır.
- Gizlilik ve İtibarın Korunması: Aleni mahkeme yargılamasının aksine arabuluculuk süreci tamamen gizli yürütüldüğünden, firmaların veya kişilerin ticarî sırları ve saygınlıkları muhafaza edilir.
9. ARABULUCU OLMA ŞARTLARI VE MESLEKİ YETKİNLİK
Türk Hukuk sisteminde arabuluculuk unvanını kazanmak ve bu mesleği icra edebilmek için kanunda öngörülen niteliklere sahip olmak şarttır. Arabulucu olabilmek için aranan asgari şartlar şunlardır:
- 1. Türk vatandaşı olmak,
- 2. Hukuk Fakültesi mezunu olmak,
- 3. Mesleğinde en az 5 yıllık kıdeme sahip olmak (Avukatlık, hakimlik, akademisyenlik veya diğer hukuk mesleklerinde geçen süreler ile avukatlık stajı kıdemden sayılır),
- 4. Tam ehliyetli olmak ve kasten işlenen bir suçtan dolayı mahkum olmamak,
- 5. Adalet Bakanlığı tarafından izin verilen yetkili eğitim kuruluşlarından teori ve uygulamayı içeren Arabuluculuk Eğitimi’ni tamamlamak,
- 6. Bakanlıkça yapılan yazılı ve uygulamalı sınavlarda başarılı olarak Arabulucular Sicili’ne kayıt olmak.
10. SONUÇ
Arabuluculuk mesleği, modern hukuk anlayışında uyuşmazlıkların çözümünde radikal ve olumlu bir zihniyet değişimini temsil etmektedir. Yargı organlarının iş yükünü hafifletmesinin ötesinde, bireylerin kendi sorunlarına ilişkin kararları kendi iradeleriyle almalarını sağlayan democratik ve barışçıl bir yöntemdir. Türk Hukuku’nda ihtiyari olarak başlayan ve zamanla kapsayıcı dava şartı uygulamalarıyla derinleşen arabuluculuk, hem zamandan hem masraftan tasarruf sağlarken adalet duygusunun ve toplumsal barışın pekişmesine katkı sunmaktadır. Hukuk sisteminin vazgeçilmez bir sütunu haline gelen arabuluculuk, gelecekte de uyuşmazlık çözümünün merkezinde yer almaya devam edecektir.

