SOYBAĞININ REDDİ DAVASI – İstanbul Bakırköy | Derin Hukuk & Danışmanlık – Av.Fatih Derin

1-) GİRİŞ

Soybağının reddi davası, aile hukukunun en hassas alanlarından biridir. Zira bu dava, bir yandan evlilik karinesi ile kurulan baba‑çocuk ilişkisinin çürütülmesini amaçlarken, diğer yandan kişinin kimlik, miras ve kişisel haklarına doğrudan etki eder. Bu sebeple, soybağının reddi davası hem maddi hukuk hem de usul hukuku açısından sıkı düzenleme gerektirir. Son yıllarda Türkiye’de özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarıyla yapılan düzenlemeler bu davaya yönelik hak sahipliği ve süreçlerle ilgili değişiklikler getirmiştir. Bu makalede, önce kavramsal temeller ele alınacak; ardından düzenleyici normlar, dava şartları, ispat kuralları, usul özellikleri, yargı içtihatları ve uygulamaya ilişkin sorunlar incelenecektir. Son olarak reform yönünde bazı öneriler sunulacaktır.

2-) Kavram ve Hukuki Temel

2.1. Soybağı ve Evlilik Karinesi

-Soybağı (nesep), doğumla başlayan ve kişiler arasında kan bağına dayanan hısımlık bağını ifade eder.

-Türk Medeni Kanunu (TMK), evlilik devam ederken doğan çocuk bakımından babanın kimliğini belirlemek amacıyla babalık karinesi koymuştur: Evlilik devam ederken doğan ya da evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz günden önce doğan çocuk, “koca”nın çocuğu sayılır.

-Bu karine, adi karine niteliğindedir; yani karineye dayanılarak ileri sürülen ilişkinin aksi delillerle çürütülebilir.

2.2. Soybağının Reddi Davası Kavramı

-Soybağının reddi davası, evlilik karinesine dayanarak baba olarak kabul edilen kişinin (koca) baba‑çocuk arasındaki ilişkiyi ortadan kaldırmak amacıyla açtığı davadır.

-Diğer bir deyişle, davacı, kocanın biyolojik baba olmadığını iddia eder ve babalık karinesinin çürütülmesini talep eder.

-Bu dava aynı zamanda “nesebin kaldırılması” veya “karinenin çürütülmesi davası” şeklinde de adlandırılır.

3-) Soybağı Nedir? Kimler Soybağının Reddi Davası Açabilir?

-Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası erkek eştir. Çocuğun erkek eşe ait olduğuna dair kabule “babalık karinesi” denilmektedir. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun erkek eşe bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür. Erkek eşin gaipliğine karar verilmesi hâlinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.

-Koca, ana veya çocuk soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılır (TMK m.286).

4-) Davayı Açabilecek Kişiler

4.1. Davacı Olabilecek Taraflar

-Eski düzenlemede, soybağının reddi davasını açabilecek kişiler şunlardı:

Koca: Evlenmiş erkek taraf olarak babalık karinesini çürütmek amacıyla dava açabilir.

Çocuk: Kendisi aleyhine babalık karinesinin varlığını çürütmek isteyebilir.

Ana: TMK 286 gereğince ana da soybağının reddi davası açabilecektir.

-Bunun yanı sıra, TMK m. 291’de düzenlenen istisnai hâllerde “kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi” gibi kişiler de sınırlı koşullara tabi olarak dava açabiliyordu.

5-) Soybağının (nesebin) Reddi Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

-Soybağının reddi, yani nesebin düzeltilmesi davasına bakmaya aile mahkemesi görevlidir.

Davaya bakmaya yetkili mahkemeler şunlardır:

-Davacı veya davalı taraflardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi “soybağının düzeltilmesi davasını” görmeye yetkilidir.
-Çocuğun doğduğu yerleşim yeri mahkemesi de soybağının reddi davasına bakmaya yetkilidir.

6-) Dava Şartları ve Zaman Sınırlamaları

6.1. Dava Şartları (Ön Şartlar)

-Soybağının reddi davası için aranan bazı şartlar şunlardır:

-Evlilik Karinesi Varlığı

Evlilik karinesinin geçerli olması (çocuğun evlilik ilişkisi sırasında doğmuş olması ya da evliliğin sona ermesinden önce belirli süre sınırı içinde doğmuş olması) gerekir.

-Davanın Süre İçinde Açılması

-TMK m. 289 ve 291’de yer alan hak düşürücü süreler geçerli olmalıdır.

-Koca açısından dava, doğumu ve iddiayı öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır.

-TMK m. 291’de düzenlenen durumlarda “doğum, kocanın ölümü, gaiplik kararı veya ayırt etme gücünü kaybetmesi” gibi özel hâller öğrenildikten itibaren 1 yıl içerisinde dava açılması öngörülmüştü.

Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; yani süre geçtikten sonra dava hakkı ortadan kalkar.

-Zaman İçinde Bilgi Edinme Koşulu

Şikayetçi ya da davacı, dava açma hakkını kullanabilmek için, iddialarını destekleyici olguları öğrendikten sonra süre işleyecektir.

6.2. Süre Türü ve Nitelik

-Bu süreler hak düşürücü sürelerdir; süre aşılırsa dava artık açılamaz.

-Bu durum dava hakkını zamanaşımı ile karıştırmamak gerekir; zamanaşımı talep ya da davanın reddi için ileri sürülebilir hak düşürücü sürelerden farklıdır. Hak düşürücü süre re’sen nazara alınır.

7-) İspat Yükü, Deliller ve Mahkemenin Takdir Yetkisi

7.1. İspat Yükü

Soybağının reddi davasında ispât yükü davacıya aittir. Davacı, babalık karinesinin çürütülmesini gerektiren delilleri ileri sürmelidir.

Delillerin güçlü, ikna edici olması şarttır; çünkü karineyi çürütmek kolay değildir.

7.2. Deliller

-DNA Testi
Günümüzde en önemli teknik delildir; çocuğun ve hakkı iddia edilen babanın genetik örneklerinin karşılaştırılmasıyla biyolojik bağın varlığı ya da yokluğu tespit edilir.

Ancak mahkeme, DNA istemeyi zorunlu tutmakla birlikte, delil isteme yetkisini takdir hakkı kapsamında kullanır.

-Tıbbi ve Sağlık Kayıtları
-Doğum raporları, hastane kayıtları, annenin gebelik süreci ve diğer tıbbi belgeler incelenebilir.
-Tanık Beyanları
-Özellikle annenin ilişkiye girme zamanı, olası üçüncü şahıslarla ilişkileri gibi hususlar yönünden tanık beyanları değerlendirilebilir.
-Diğer Yazılı Belgeler
-Mesajlaşmalar, özel yazışmalar, dış faktörler gibi belgeler duruma göre delil niteliği taşıyabilir.

7.3. Mahkeme Takdir Yetkisi ve Delil İncelemesi

-Delillerin kanaat oluşturma gücüne göre mahkeme takdir yetkisini kullanır.
-Mahkeme, SOMUT olay bağlamında hangi delillere değer vereceğini gerekçeli olarak göstermelidir.
-Aşırı kuşkudan kaçınılmalı; red kararlarında somut nedenler gösterilmelidir.

😎 Sonradan Evlenme Halinde Soybağı (nesep) Nasıl Belirlenir?

Evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi hâlinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olur.

Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar.

Bildirimin yapılmamış olması, çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olmasını engellemez.

Daha önce tanıma veya babalığa hükümle soybağı (nesep) kurulmuş çocukların ana ve babası birbiriyle evlenince, nüfus memuru re’sen gerekli işlemi yapar.

9-) Sonradan Evlenme Durumunda Soybağına İtiraz

Ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk ve Cumhuriyet savcısı sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulmasına itiraz edebilirler. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür.

Çocuğun altsoyu da, çocuğun ölmüş ya da ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması hâlinde itiraz hakkına sahiptir.

Tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

10-) Soybağının (nesebin) Reddi Davasında Hak Düşürücü Süreler

Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorundadır.

Ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır.

Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.

11-) Soybağının Reddi Davasında Diğer İlgililerin Dava Hakkı

-Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde baba olduğunu iddia eden kişi, kocanın altsoyu, anası veya babası, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir.

-Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açar.

-Kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

12-) Tanıma, Soybağının Reddi ve Babalık Davası

-Soybağının reddi,
-Babanın çocuğu tanıması,
-Babalık davası.

Başka bir erkekle soybağı bulunmayan bir çocuk ile tanıma yolu ile soybağı kurulabilir. Ancak, bir erkekle soybağı bulunan çocuğun soybağı, babalık davası veya soybağının reddi davası ile değiştirilebilir. Özellikle belirtelim ki; soybağının reddi davası ile babalık davası, aynı dava dosyası ile görülemez. Her iki davanın da ayrı ayrı açılması gerekir.

13-) SONUÇ

-Soybağının reddi davası, Türk Medeni Hukuku’nda evlilik birliği içinde doğan çocuk ile koca arasındaki soybağını ortadan kaldırmaya yönelik istisnai bir hukuki yoldur. Bu dava, özellikle evlilik karinesine dayanan baba–çocuk ilişkisinin biyolojik gerçekle örtüşmediği durumlarda, hukuki düzenin gerçeklikle uyumunu sağlamaya hizmet eder. Davanın temelini, bireyin kimliğini belirleme hakkı, aile bütünlüğü ve çocuk yararının korunması gibi anayasal ve insan hakları temelli ilkeler oluşturur.

-Türk Medeni Kanunu’nun 286 ila 291. maddeleri arasında düzenlenen soybağının reddi davası, hak düşürücü sürelere, sıkı şekil şartlarına ve sınırlı dava hakkı tanınmasına dayanan teknik bir yapıya sahiptir. Ancak, Anayasa Mahkemesi kararları ile özellikle annenin dava hakkına ilişkin sınırlamaların kaldırılması ve “diğer ilgililer”in dava ehliyetine yönelik iptaller, bu alandaki hukuki yaklaşımın daha eşitlikçi ve hak temelli bir yönde geliştiğini göstermektedir.

-Bununla birlikte, uygulamada hâlâ hak düşürücü sürelerin katılığı, ispat araçlarına erişim sorunları, DNA testi gibi bilimsel delillerin yeterince etkin kullanılmaması ve çocuğun üstün yararının göz ardı edilmesi gibi yapısal sorunlar mevcuttur. Tüm bu nedenlerle, soybağının reddi davalarına ilişkin düzenlemelerin, hem bireysel hakları güvence altına alacak hem de toplumsal düzeni koruyacak şekilde yeniden ele alınması gerekmektedir.

-Sonuç olarak, soybağının reddi davası yalnızca bir soybağı meselesi değil; aynı zamanda kimlik, aidiyet, adalet ve çocuk hakları gibi çok boyutlu kavramları barındıran bir hukuk kurumudur. Bu nedenle, hem yasal düzenlemeler hem de yargı uygulamaları, çocuk merkezli, hakkaniyetli ve bilimsel esaslara dayalı bir anlayışla geliştirilmelidir.

NESEBİN REDDİ DAVASI HAKKINDA EN ÇOK MERAK EDİLENLER

1-) Nesebin reddi davası nedir?
Evlilik birliği içinde veya sonrasında 300 gün içinde doğan çocuk bakımından kabul edilen babalık karinesinin, yargı kararıyla ortadan kaldırılmasını amaçlayan davadır. Hedef, çocuğun gerçek soybağını tespit etmektir.

2-) Bu davayı kimler açabilir?

Koca (üzerine soybağı karinesi düşen eş)

Çocuk (eril olsa da olabilir)
Ayrıca, koca dava açamazsa; kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi belirli durumlarda dava hakkı kazanır (örneğin kocanın ölümü veya gaipliği hâlinde).

3-) Davayı kimlere karşı açmalıyız?

Koca açarsa: Anne ve çocuk davalıdır (zorunlu dava arkadaşlığı).

Çocuk açarsa: Anne ve koca davalıdır; çocuk adına kayyım atanması gerekir.

4-) Davanın görevli ve yetkili mahkemesi hangisidir?

Aile Mahkemesi (Aile Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi).

Yetki olarak çocuğun doğum yeri veya taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi seçilir.

5-) Dava açma süresi (hak düşürücü süre) nedir?

Koca: durumu öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde dava açmalıdır.

Çocuk: ergen olduğunda, erginlik tarihinden itibaren 1 yıl içinde dava açmalıdır.

-Diğer ilgililer için de benzer bir süre söz konusudur.

6-) Süreyi aşarsam ne olur?
Süre aşılması dava hakkının ortadan kalkmasına (hükmen reddine) yol açar. Ancak haklı bir sebep varsa ek süre verilebilir.

7-) İspat yükü kime aittir?
Davayı açan tarafın, babalık karinesinin aksini ispat etmesi gerekir. En güçlü delil olarak genetik testler (DNA testi) kullanılır; ek olarak belge, tanık ve tıbbi kayıtlar da geçerlidir.

😎 DNA testi yapılmazsa davada ne olur?
Hakim, HMK m.292 uyarınca sağlık ve bilimsel gerekçeleri göz önüne alarak zorla numune alınmasına karar verebilir.

9-) Mahkeme DNA testi dışında başka delilleri de değerlendirir mi?
Evet. DNA testine ek olarak tanık beyanları, tıbbi belgeler, ilişki kayıtları gibi deliller de mahkemece değerlendirilir.
10-) Dava sonucunda ne olur?
Dava kesinleştiğinde, soybağını ortadan kaldıran hüküm nüfus kayıtlarına işlenir; çocuğun babası olarak görülen kişiyle olan hukuki bağ sona erer. Buna bağlı hukuki sonuçlar (mirastan mahrumiyet, nafaka yükümlülüğünden kurtulma vb.) da etki eder.

11-) Kayyım atanması gerekli midir?
Evet. Çocuk dava açıyorsa veya davalıysa ve ergin değilse, mahkeme kayyım atamak zorundadır.

12-) Nüfus kaydından düzeltme gerekir mi?
Evet. Karar kesinleştiğinde nüfus sicilinin düzeltilmesi gerekir; ancak bu ayrı bir işlem olup resmî idareye bildirimle gerçekleşir.

13-) Bu dava ile nüfus kaydının düzeltilmesi davası farklı mı?
Evet. Nesebin reddi davası babalık karinesini yargı kararıyla ortadan kaldırır. Nüfus kaydının düzeltilmesi davası ise tescil hatalarını düzeltir; hukuki niteliği farklıdır.

14-) Evlenmeden önce hamile kalan kadının çocuğunda dava açılır mı?
Evet. Eğer çocuk evlilik tarihinden önce anne rahmine düşmüşse, babalık karinesi uygulanmaz ve koca soybağını reddetmek durumunda kalmaz.

15-) Dava süreci ne kadar sürer?
Davanın karmaşıklığına göre 1–2 yıl sürebileceği gibi, zaman zaman 3–4 yıla kadar uzayabilir. Süreçte delillerin toplanması, kayyım işlemleri, nüfus\ kayıt düzeltmesi gibi etkenler etkendir.

NESEBİN REDDİ DAVASI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

1-) Yargıtay 2. HD – Karar No:2016/12563 (Boşanma Kararından Sonra Doğan Çocuğun Velayeti) ;
“…Davacı anne, davalı ile boşanmalarından 8 ay sonra doğan çocuğun velayetinin kendisine verilmesini talep etmiş, mahkemece; “Türk Medeni Kanununun 337. maddesinde anne ile babanın evli olmaması halinde küçüğün velayetinin anneye ait olduğunun düzenlendiği, taraflar arasında resmi nikah akdi bulunmadığı ve küçüğün velayetinin kanun gereği annede olduğu” gerekçesiyle velayetin annede olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan delillerden, tarafların 03.05.2001 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları, dava konusu küçük…‘un boşanmadan sonra 05.01.2002 tarihinde doğduğu ve baba hanesinde nüfusa kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak 300 gün geçmeden doğan çocuğun babası kocadır (TMK m. 285/1). Davacı annenin boşandığı eşi davalı ile küçük…arasında annenin beyanına göre soy bağı kurulmuştur. Davalı baba tarafından dava konusu küçüğün soy bağı da reddedilmediğine göre, küçüğün askıda olan velayetinin düzenlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…”

2-) Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Karar: 2017/11234 (Soybağının Reddi Davası İle Babalık Davası Ayrı Görülür) ;
“…Dava, bu haliyle, davacıların babasının M. K. olmadığı iddiası bakımından 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 286.madde kapsamında soybağının reddi, biyolojik babalarının … olduğu yönünden ise aynı Kanun’un 301.maddesi gereği babalığın tespiti istemine ilişkindir. Çocuğun bir başka erkekle soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi mümkün değildir. Dolayısı ile eldeki davaya soybağının reddi olarak bakılarak karar verilmesi, babalığın tespiti talebinin eldeki dosyadan tefriki ile başka bir esasa kaydedilerek, soybağının reddi davasının sonucu beklenip bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir…”

3-) Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Karar: 2017/7298 (Soybağının Reddi Davasında Çocuğa Kayyım Tayini) ;
“…Dava, çocuk adına yasal temsilci sıfatıyla anne tarafından Türk Medeni Kanununun 286. Maddesi uyarınca açılan soybağının reddine dair olup somut olayda, davacı anne tarafından çocuğa velayeten açılan davada küçüğün gerçek babasının davalı olmadığının tespiti ile soybağının reddine karar verilmesinin istendiği ve davanın küçüğe kayyım tayin ettirilmeden karara bağlandığı anlaşıldığından; yasal düzenlemeler dikkate alındığında, her ne kadar soybağının reddi davası anne tarafından açılamayacak ise de eldeki davanın küçüğe velayeten anne tarafından açıldığı gözönünde bulundurulduğunda, mahkemece küçüğe kayyım tayin ettirilip davanın kayyıma yöneltilmesinden, gösterdiği takdirde delillerinin toplanmasından sonra bütün delillerin birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi yerine eksik hasımla yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır…”

4-) Yargıtay 8.Hukuk Dairesi – Karar: 2017/764 (Kocanın Açtığı Soyvağının Reddi Davasında Kayyım Tayini) ;
“…4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286/1. maddesinde4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286/1. maddesinde, soybağının reddi davasının ana ve çocuğa karşı açılacağı; 426/2. maddesinde ise, yasal temsilci ile küçüğün menfaati çatıştığında küçüğe kayyım atanacağı hükme bağlanmıştır.

Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; çocuğun gerçek babasının davacı olmadığının tespiti ile soybağının reddi istemine dair davanın koca tarafından açıldığı, ancak küçüğe kayyım tayin ettirilmedenkarara bağlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında, mahkemece küçüğe kayyım tayin ettirilip davanın kayyıma yöneltilmesi, gösterdiği takdirde delillerinin toplanması, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme yapılmadan eksik hasımla yapılan yargılama ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir…”

5-) Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Karar: 2017/7298 (Babalığın Tespiti Davası ve Soyabağının Reddi Davasının Birlikte Açılması) ;
“…Soybağına dair davalarda nüfus müdürlüğünün pasif dava ehliyeti (davalı sıfatı) bulunmadığından onun yönünden davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

Davacının açtığı babalığın tespiti davası yönünden; küçüğün bir başka erkekle soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi mümkün değildir. Dolayısı ile babalığın tespiti talebinin eldeki dosyadan tefriki ile başka bir esasa kaydedilerek, soybağının reddi davasının sonucu beklenip bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir…”

AVUKAT DESTEĞİNİN ÖNEMİ

Nesebin reddi davası; teknik bilgi, mevzuat hâkimiyeti ve yargı uygulamaları hakkında derin bir uzmanlık gerektiren konulardır. Her ne kadar kanun hükümleri açık olsa da, her olayın kendine özgü koşulları vardır ve küçük bir hata, hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren alanında deneyimli bir avukat ile çalışmak; doğru stratejiyi belirlemek, haklarınızı korumak ve en hızlı şekilde sonuca ulaşmak açısından büyük önem taşır.

Unutulmamalıdır ki, dava sürecinde atılacak her adımın hukuki ve maddi sonuçları vardır. Profesyonel bir avukat, yalnızca dava dilekçesinin hazırlanmasında değil, aynı zamanda delil toplama, mahkemede temsil, müzakere ve olası alternatif çözüm yollarında da rehberiniz olacaktır.

Haklarınızı riske atmamak ve süreci güvenle yönetmek için, mutlaka uzman bir avukata başvurmanız tavsiye edilir.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *