GİRİŞ
Nafaka düzenlemeleri aile hukuku uygulamasının merkezindedir: boşanma/ayrı yaşama hallerinde ekonomik dengeyi korumaya yönelik olmakla birlikte uygulamada süre, miktar ve icra sorunları bakımından sürekli uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Ayrıca yüksek enflasyon dönemleri ve yargı içtihatlarındaki standartlaşma talepleri, nafaka davalarını hem hukukî hem toplumsal açıdan güncel kılmaktadır.
1-) Nafaka Türleri ve Yasal Dayanak
Tedbir Nafakası: Boşanma davası açılmadan önce veya açıldıktan sonra herhangi bir eşin veya ergin olmayan çocukların (18 yaşından küçük çocuklar) geçinmesini sağlamak üzere hükmedilen nafaka türüdür.
İştirak Nafakası: Boşanma davası neticesinde çocuğun velayeti kendisinde olmayan eş aleyhine çocuğun giderlerine katılmasını sağlamak üzere hükmedilen nafakadır.
Yoksulluk Nafakası: Evliliğin boşanma kararı ile bitmesi nedeniyle yoksulluğa düşecek eş lehine, diğer eş aleyhine hükmedilen nafakadır.
Yardım Nafakası: Yardım nafakasının boşanma davası veya evlilik ile bir ilişkisi yoktur. Bir kimsenin, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan altsoy ve üstsoyu ile kardeşlerine ödediği nafaka çeşididir.
2-) Yetkili ve Görevli Mahkeme
İştirak nafakası davaları bakımından görevli mahkeme; nafaka talebi boşanma davası içinde olsun veya olmasın, Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise bu davalar Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmektedir.
Yetkili mahkeme ise; iştirak nafakası boşanma davası içinde talep edilmişse, bu davanın görüldüğü Aile Mahkemesi’dir. Eğer ki iştirak nafakası boşanma davası içinde talep edilmeyip ayrı bir dava ile talep edilecekse, o halde yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri ya da müşterek çocuğun bulunduğu yerleşim yeri Aile Mahkemesi’dir
3-) İştirak Nafakası Zamanaşımı
İştirak nafakası ve iştirak nafakasının arttırılması için çocuk ergin olana kadar her zaman dava açılabilir. Çocuk ergin olana kadar iştirak nafakası talep edilebilir. Ancak nafaka alacağı, 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
“Nafakaya ilişkin ilamlar, bir borcun veya bir hakkın varlığını belirten ilamlar gibi olmayıp, nafaka alacağı zaman geçtikçe borçlu zimmetinde tahakkuk edeceğinden, takip gününden geriye doğru on yıldan önce işlemiş olan nafaka alacağının zamanaşımına uğradığının kabulü gerekir.” (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi T. 23.09.2019, 2019/9724 E., 2019/13231 K.)
4-) Nafaka Miktarının Belirlenmesi
Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
İştirak nafakasının miktarının nasıl belirleneceği ise 4721 sayılı Kanun’un “Nafaka miktarının takdiri” başlıklı 330. maddesinde; “Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hakim istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir”
-İrat vs. toplu ödeme: TMK m.176 uyarınca nafakanın toptan veya irat (aylık) biçiminde ödenmesine karar verilebilir; hâkim, tarafların talebi halinde irat biçimindeki nafakanın ileride nasıl artırılacağını kararda belirleyebilir.
5-) İştirak Nafakası Ne Zamana Kadar Ödenir?
İştirak nafakasının ne zamana kadar ödeneceği hususu, Türk Medeni Kanunu 328. Maddesinde ifade edilmiştir. ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. Anne ve babanın çocuğa bakma görevi, çocuğun reşit olması ile birlikte sona erer. Çocuk, reşit olduktan sonra da okumaya devam ediyorsa kendisi dava açarak yardım nafakası talep edebilir.
6-) Tedbir Nafakası Bağlanma Süresi
Boşanma davasından önce açılan tedbir nafakası davasında hakim yeni bir karar verene kadar tedbir nafakası devam eder.
Nafaka bağlanmasına yönelik verilen karar, koşulların değişmesi durumunda ve eşlerden birinin açacağı uyarlama davası üzerine ancak hakim tarafından miktarı arttırılıp azaltılabilir ya da tedbir nafakası talep sebebi ortadan kalkmış ise tedbir nafakası tamamen kaldırılabilir.
Tedbir nafakasında değişiklik yapma talepli uyarlama davasında yetkili mahkeme ilk kararı veren Aile Mahkemesidir. Koşullar değiştiğinde hakim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır (TMK m.200).
Boşanma davasında hükmedilen tedbir nafakası, boşanma davasında verilen karar kesinleşene kadar devam eder. Boşanma davası süresince şartların değişmesi durumunda taraflardan birinin talebi ile hakim nafaka miktarında değişiklik yapabilir. Boşanma davası kesinleştikten sonra tedbir nafakası ya tamamen kalkar ya da yoksulluk ve iştirak nafakası şeklinde devam eder.
7-) Yardım Nafakası Davası
Yardım nafakası, yoksulluğa düşecek alt soy, üst soy ve kardeşlere talep halinde dava tarihinden itibaren bağlanan nafaka türüdür. (TMK m.364)
Yargıtay HGK içtihatlarında; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yardım Nafakası mirastaki sıra takip edilerek talep edilebilir. Nafaka alacaklısının Alt Soydan nafaka talep etme hakkı var iken kardeşlerine bu talep ile başvuramaz.
Yardım nafakasında yetkili mahkeme taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. (TMK 365/5)
😎 İştirak Nafakası Ödenmezse Ne olur?
İştirak Nafakasının ödenmemesi durumunda cebri icra ile tahsili yoluna gidilebilir. Kanun koyucu nafakanın tahsilini kolaylaştırmak için bazı tedbirler ihdas etmiştir.
-Nafaka alacakları İcra İflas Kanununa göre düzenlenecek sıra cetvelinde 1. sıra alacaklar arasında sayılmıştır. Dolayısıyla nafaka borçlusunun menkul ya da gayrimenkul mallarının icra yolu ile satılması durumunda satış parasından nafaka alacağı öncelikle ödenir.
-Nafaka alacaklarının tahsili için emekli maaşına haciz konulabilir.
-Nafaka alacağının tahsili için nafaka borçlusunun maaşına haciz konulması durumunda aylık nafaka miktarının tamamı maaştan kesilir.
-Nafaka borçlusunun maaşında önceden haciz olsa bile aylık nafaka miktarı önceki hacizlerden bağımsız olarak maaştan kesilir.
-Nafaka borçlusu, aylık nafaka bedelini ödememesi durumunda nafaka alacaklısının şikayeti üzerine diğer şartların da mevcut olması durumunda İİK 344. maddesine göre 3 aya kadar tazyik hapsine mahkum edilecektir.
9-) Nafakanın Artırılması (artırım davası) — Hukuki Temel ve Pratik Yaklaşım
9.1 Hukuki dayanak
Nafaka miktarının artırılması, TMK m.176/4 ve m.331 (durumun değişmesi) hükümleri çerçevesinde mümkündür: “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir.” ve “durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.”
9.2 Yargıtay/HGK uygulaması — enflasyon/ÜFE yaklaşımı
Yargıtay içtihatları ve Hukuk Genel Kurulu kararları artırım davalarında mahkemelerin ÜFE/TÜFE gibi resmi endeksleri (özellikle ÜFE) dikkate alarak artırım yapmaları gerektiğini çoğu kez vurgulamıştır; uygulamada mahkemeler artırım talebini değerlendirirken önceki karar tarihinden itibaren gerçekleşen ekonomik göstergeleri (ÜFE/TÜFE) ve tarafların güncel hakiki durumlarını birlikte değerlendirirler. Bu içerikli yüksek yargı kararları, uygulamada “ÜFE referansı”nı yerleştirmiştir. Ancak hâkim, somut olaya göre farklı bir arttırım oranı tayin edebilecektir; Yargıtay’ın yerleşik içtihadı ÜFE’ye bağlama eğilimindedir.
9.3 Delil ve ispat yükü
Artırım talep eden taraf (nafaka alacaklısı) ihtiyaç artışını; karşı taraf (yükümlü) ise ödeme güçsüzlüğünü ispatlayabilir. Belgeler: ücret bordroları, banka kayıtları, kira/konut giderleri, çocuk giderlerine ilişkin faturalar/okul kayıtları, vergi kayıtları vs. Ayrıca Yargıtay kararlarında tarafların “gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları”nın gösterilmesi gerektiği sıkça vurgulanır.
10-) Nafakanın Azaltılması / Kaldırılması Şartlar ve içtihat
Genel kural: Nafaka, anılan hükümlere göre alacaklı tarafın durumunun iyileşmesi, yeniden evlenmesi, haysiyetsiz yaşam gibi hâllerde kaldırılabilir; tarafların mali durumunda değişiklik hâlinde hâkim nafakayı azaltabilir. (TMK m.176 ve m.331 hükümleri).
Yargıtay uygulaması: Kaldırma/azaltma taleplerinde mahkemelerin somut delilleri ve değişimin kalıcılığını değerlendirmesi gerektiği; geçici veya kısa süreli değişikliklere dayanılarak kalıcı kaldırma kararları verilmemesi gerektiği yönünde içtihatlar mevcuttur. Ayrıca mahkeme, mal rejimi tasfiyesi sonucunda yoksulluğu ortadan kaldıran tutarın varlığını dikkate alır.
11-) İcra ve yaptırımlar — nafaka ödenmezse ne olur?
İcra takibi: Nafaka kararı kesinleştiğinde, birikmiş nafaka için icra takibi açılabilir; devam eden nafaka için de icra yoluna gidilir.
Tazyik hapsi (zorlama hapsi): 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.344 uyarınca nafaka kararına uymayan borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine en çok 3 aya kadar tazyik hapsine (nafaka tazyik hapsi) mahkûm edilebilir; uygulamada tazyik hapsinin sınırları ve şartları içtihada göre şekillenir (ör. geriye dönük en fazla 3 aylık bir borç için vb.).
12-) Dkkat Edilmesi Gereken Pratik Hususlar
-Endeks kararı ile artırım davası ayrı değil: Mahkeme daha önce “her yıl ÜFE oranında artırılacaktır” şeklinde hükmetmiş olsa bile, alacaklı artırım için ayrıca dava açabilir; önceki endeksleme kararı artırım davasını engellemez, ancak hâkim bunu göz önünde bulundurur. (Yargıtay uygulamaları).
-Süresizlik tartışması: TMK m.175’in “süresiz” ifadesi uygulamada tartışma konusu olmuş; akademik ve sivil toplum raporları ile siyasi tartışmalar sonucu 2024–2025’te mevzuatta veya uygulamada değişiklik tartışmaları yoğundur; ancak (bu yazının tarihi itibarıyla) kalıcı yasal değişiklik henüz kesinleşmemiştir — süreç ve tekliflere dikkat edilmelidir.
-Delil: Hem artırım hem azaltma davalarında mahkeme, mevcut gelir-gider dengesini, yeni iş/işsizlik durumunu, eğitim/sağlık giderlerini, mal paylaşımı sonuçlarını vs. belgeyle görmek ister. Banka kayıtları, SGK kayıtları, vergi levhası (serbest meslek), kira sözleşmeleri, faturalar, okul kayıtları temel delillerdendir.
13-) Güncel politika ve reform tartışması (2024–2025 notları)
2024–2025 döneminde “süresiz nafaka” uygulamasına ilişkin yoğun toplumsal ve politik tartışma devam etmektedir; sivil toplum kuruluşları yaklaşımlarını raporlarla sundu ve yasama/Adalet Bakanlığı temsilcileri farklı reform önerilerinden söz etmiştir. 2025 yazında Adalet Bakanı’nın beyanlarına ve medya haberlerine göre (ağustos 2025 civarı) konuyla ilgili yeni düzenleme taslakları/öneriler gündemdedir; ancak bu tür değişikliklerin yürürlüğe girmesi Meclis süreçlerine bağlıdır — dolayısıyla uygulamacıların en son yasama durumunu takip etmesi zorunludur.
SONUÇ
Nafaka artırım ve azaltım davaları, özellikle değişen ekonomik koşullar, enflasyon oranları ve tarafların maddi durumlarındaki farklılıklar nedeniyle aile hukukunda önemli ve dinamik bir alan oluşturmaktadır. Bu davalarda mahkemeler, nafaka yükümlüsünün ödeme gücü ile nafaka alacaklısının ihtiyaçları arasında adil bir denge kurmakla yükümlüdür.
Ancak uygulamada “önemli değişiklik” kavramının sınırlarının belirsizliği, mahkeme kararlarının öngörülebilirliğini azaltmakta; temyiz edilemeyen kararlar veya farklı içtihatlar ise hak arama özgürlüğünü zorlaştırmaktadır. Enflasyona bağlı endeksleme talepleri çözüm sunsa da, bu yöntemlerin sınırları netleşmiş değildir.
Gelecekte, nafaka davalarında daha tutarlı içtihatlar, somut kriterlere dayalı değerlendirmeler ve gerekçeli kararlarla hukuki güvenliğin artırılması; özellikle çocuğun üstün yararı ilkesinin daha belirgin biçimde uygulanması gerekmektedir.
NAFAKA DAVALARI-NAFAKANIN ARTIRILMASI-NAFAKANIN DÜŞÜRÜLMESİ HAKKINDA EN ÇOK MERAK EDİLENLER
1-) Nafaka davası nedir?
Boşanma veya ayrı yaşama hâlinde, eşin veya çocuğun geçimini sağlamak için mahkemeden mali destek talep edilmesine nafaka davası denir.
2-) Türkiye’de hangi tür nafakalar vardır?
Tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası olmak üzere dört tür nafaka vardır.
3-) Nafaka davalarında görevli mahkeme hangisidir?
Aile mahkemeleri görevlidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.
4-) Nafaka miktarı nasıl belirlenir?
Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, yaşam standartları, çocuğun ya da eşin ihtiyaçları dikkate alınarak belirlenir.
5-) Nafakanın artırılması davası nedir?
Zaman içinde enflasyon, ihtiyaçların artması veya nafaka yükümlüsünün gelirinin yükselmesi sebebiyle mevcut nafakanın yetersiz kalması durumunda açılan davadır.
6-) Nafakanın azaltılması davası nedir?
Nafaka ödeyenin gelirinin azalması, ekonomik gücünün zayıflaması veya nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının azalması hâlinde açılan davadır.
7-) Nafaka artırma ve azaltma davaları hangi hukuki dayanağa sahiptir?
Türk Medeni Kanunu’nun 331. maddesi uyarınca, tarafların mali durumlarının değişmesi hâlinde nafakanın yeniden uyarlanması mümkündür.
😎 Nafaka davalarında sosyal inceleme raporu alınır mı?
Çocuğun menfaatine ilişkin uyuşmazlıklarda sosyal inceleme raporu alınır. Eşler arası nafaka uyuşmazlıklarında ise genellikle tarafların ekonomik durum araştırması yapılır.
9-) Nafaka ödenmezse ne olur?
İcra takibi yapılabilir, ödemeyen hakkında icra ceza mahkemesinde tazyik hapsi (üç aya kadar) uygulanabilir.
10-) Nafaka ne zamana kadar ödenir?
İştirak nafakası: Çocuk ergin oluncaya kadar (18 yaş).
Yoksulluk nafakası: Nafaka alacaklısı yeniden evleninceye, taraflardan biri ölünceye veya alacaklı yoksulluktan kurtuluncaya kadar.
Yardım nafakası: Yoksulluğun devamı süresince.
11-) Nafaka davaları ne kadar sürer?
Mahkeme yoğunluğuna göre değişmekle birlikte ortalama 6 ay ile 1 yıl arasında sonuçlanır.
12-) Nafakanın artırılması davası ne zaman açılabilir?
Belirli bir süre sınırlaması yoktur. Tarafların ekonomik durumlarında veya hayat şartlarında değişiklik oldukça yeniden dava açılabilir.
13-) Nafaka miktarı belirlenirken çocuk için özel giderler dikkate alınır mı?
Evet. Eğitim, sağlık, barınma, sosyal aktiviteler gibi giderler nafaka miktarını doğrudan etkiler.
14-) Nafakanın kaldırılması mümkün müdür?
Evet. Nafaka alacaklısı evlenirse, taraflardan biri ölürse, yoksulluk nafakası için alacaklı taraf yoksulluktan kurtulursa nafaka tamamen kaldırılır.
15-) Yargıtay’ın nafaka konusunda genel yaklaşımı nedir?
Yargıtay, nafakanın “çocuğun üstün yararı” ve “eşlerin mali gücü” çerçevesinde hakkaniyete uygun şekilde belirlenmesi gerektiğini, günün ekonomik şartlarının da dikkate alınması zorunluluğunu sürekli vurgulamaktadır.
NAFAKA DAVALARI-ARTTIRILMALARI/AZALTILMALARI DAVASI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
1-) Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T. 13.12.2021, 2021/8556 E. , 2021/9484 K. (İştirak Nafakasının Belirlenmesi) ;
“…Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuklar 2004 doğumlu Mutlu ve 2016 doğumlu …’in ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir…”
2-) Yargıtay 2. Hukuk Dairesi T.02.06.2011, 2010/8242 E., 2011/9737 K. (İştirak Nafakasının Davanın Her Aşamasında İstenebilmesi) ;
“…İştirak nafakası boşanmanın fer’ilerinden olup harç gerekmeden boşanma ve ayrılık davasının her aşamasında yazılı veya sözlü olarak talep edilebileceği gibi, talep olmasa bile, hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınması gereklidir. Dava dilekçesinde talep olmadığı halde sonradan iştirak nafakası istenmesi davanın veya talebin genişletilmesi niteliğinde olmayıp; istenmesi hatta mevcut isteğin arttırılması için ıslaha da gerek yoktur. Açıklanan nedenlerle, boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş tarafın gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlü olduğu (TMK md.182) hususu gözetilerek; velayeti temyiz eden anneye verilen çocuk için iştirak nafakasına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte açıklanan sebeple BOZULMASINA…”
3-) Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2016/7535 E. 2016/10920 K. sayılı 19.09.2016 tarihli kararı (Taraflar nafaka miktarını aralarında yapmış oldukları sözleşme ile kararlaştırabilirler. Bu durumda dahi nafakanın miktarının indirilmesi talep edilebilir. Ancak sözleşmenin yapılmasından çok kısa süre sonra indirilmesinin talep edilmesi hakkın kötüye kullanılmasını arz edebilir.) ;
“…Somut olaya dönüldüğünde; her ne kadar davalı kadının boşanma kararının kesinleşmesi sonrasında çalışmaya başlayarak asgari ücret miktarı üzerinde bir geliri olduğu saptanmış ise de; davalı kadının tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları tarih ve öncesinde de çalıştığının anlaşılması ve bu duruma karşın davacının sırf boşanmayı sağlayabilmek için taraflar arasındaki protokol doğrultusunda yoksulluk nafakası ödemeyi kabul etmesi sonrasında aradan geçen çok kısa süre içerisinde eldeki davanın açılması karşısında, söz konusu talebin iyi niyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmayacağı hususu değerlendirilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir…”
4-) Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2014/143 E. 2014/1023 K. sayılı ve 28.01.2014 tarihli kararı (Nafaka borçlusunun çalışmakta olduğu işten çıkarılması, yoksulluk nafakasının azaltılması talebinin doğrudan kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Her somut olayda, kapsamlı bir araştırma yapılarak, nafaka borçlusunun gelir durumu araştırılmalıdır.) ;
“…Somut olayda, davacının (nafaka yükümlüsünün) işinden çıkartılmış olması mahkemece önemli değişiklik olarak kabul edilmiştir. Bu husus, davacının tüm gelirini kaybettiği işinden elde etmesi halinde geçerli bir neden olarak kabul edilebilecektir. Ne var ki, taraflar arasında daha önce görülmüş olan davalarda; davacının taşınmazlarından (işyerleri ve tavuk çiftliğinden) kira geliri elde ettiği belirlenmiş olup mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Bundan ayrı, işinden çıkartılmış olan davacının, bu sebeple dava dışı işyerinden işçilik alacaklarına karşılık bir tazminat alıp almadığı veya bu tazminatı almak amacıyla dava açıp açmadığı hususları da açıklığa kavuşturulmamıştır.
Buna göre mahkemece; davacının tüm gelir kalemleri, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmeli, davacının elde ettiği kira gelirlerinin, toplam geliri içindeki oranı belirlenmeli, ayrıca davacının dava dışı işyerinden işçilik alacakları sebebiyle tazminat alıp almadığı açıklığa kavuşturulmalı, bundan sonra davacının ekonomik ve sosyal durumunda önemli ölçüde bir değişiklik olup olmadığı karar yerinde tartışılmalı ve ortaya çıkacak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir hüküm tesis edilmelidir…”
5-) Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2006/1415 E. 2016/7669 K. sayılı, 17.05.2006 tarihli kararı (lehine yoksulluk nafakası hükmedilen kişinin, sonradan birisiyle “fiilen evli gibi yaşaması” durumunda, yoksulluk nafakasının kaldırılması gerektiğine hükmetmiştir.
“…Davalı kadının gayrı resmi evli olarak başka biriyle yaşadığı tanık beyanlarından anlaşılmakta olup, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…”
Avukat Desteğinin Önemi
Nafaka davaları; teknik bilgi, mevzuat hâkimiyeti ve yargı uygulamaları hakkında derin bir uzmanlık gerektiren konulardır. Her ne kadar kanun hükümleri açık olsa da, her olayın kendine özgü koşulları vardır ve küçük bir hata, hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren alanında deneyimli bir avukat ile çalışmak; doğru stratejiyi belirlemek, haklarınızı korumak ve en hızlı şekilde sonuca ulaşmak açısından büyük önem taşır.
Unutulmamalıdır ki, dava sürecinde atılacak her adımın hukuki ve maddi sonuçları vardır. Profesyonel bir avukat, yalnızca dava dilekçesinin hazırlanmasında değil, aynı zamanda delil toplama, mahkemede temsil, müzakere ve olası alternatif çözüm yollarında da rehberiniz olacaktır.
Haklarınızı riske atmamak ve süreci güvenle yönetmek için, mutlaka uzman bir avukata başvurmanız tavsiye edilir.

