İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVASI – İstanbul Bakırköy | Derin Hukuk & Danışmanlık – Av.Fatih Derin

GİRİŞ

1-) Hukuki Dayanak ve Davanın Tanımı

İtirazın kaldırılması davası, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 68. ve 68/a. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme çerçevesinde alacaklı, takibin dayanağı belirli belge ve senetler varsa ve borçlu itiraz etmişse; itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesine başvurabilir. İİK metni, hangi belgelerin bu yoldan sonuç doğuracağını ve süreleri açıkça belirler.

Kısa tanım: İtirazın kaldırılması davası, ilamsız icra takibine karşı yapılmış itirazın (tamamen veya kısmen) kaldırılması için icra mahkemesinde açılan, özel usule tabi bir dava türüdür.

2-) Davanın Türleri ve Madde Metni Açısından Farklılıklar

İtirazın kesin kaldırılması (İİK m.68/b):
Takibin dayanağı; imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren senet, resmi makamlardan usulüne uygun verilmiş makbuz veya belge gibi ilâm mahiyetinde belgelerse alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içinde talep edilmeyen hallerde aynı dayanakla yeniden ilâmsız takip yapılamaz.

İtirazın geçici kaldırılması (İİK m.68/a):
Takibin dayanağı hususi (özel) senet olup borçlu imzayı reddetmişse, alacaklı itirazın tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden imzaya ilişkin itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Hâkim tarafların izahatlarını alır ve gerekli gördüğünde ek delil isteyebilir. Bu tür davada usul, geçici niteliklidir.

Diğer özel haller (İİK m.68/b’nin alt başlıkları):
Cari hesap alacakları, kredi alacaklarına ilişkin hesap özetleri vb. için 68/b ve 68/ç gibi bentlerde öngörülen belge türleri ve ispat düzenlemeleri mevcuttur. Bunların ayrıntıları uygulamada önem taşır.

3-) Dava Şartları

Takibin dayanağı belge: Alacaklının elinde İİK m.68’te sayılan türde bir belge bulunmalıdır (örneğin, noter onaylı borç ikrarı, resmi makamlardan verilen makbuz, imzası ikrar edilen senet, hesap özeti türündeki belgeler).

Tebliğ şartı: Borçlunun itirazı alacaklıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olmalıdır. Tebliğ tarihi, hakkın kullanılmasında süre başlatıcıdır. Yargıtay içtihatları tebliğin usulü ve ispatı konusunu hassasiyetle değerlendirir.

Süre: Genel kural olarak itirazın kaldırılması talepleri itirazın tebliğinden itibaren 6 ay içinde icra mahkemesine yöneltilmelidir. 6 aylık sürenin işletilmesine ilişkin uygulama ve istisnalar kanun ve içtihata göre değişebilir.

Yetki: Dava, icra hukuk mahkemesinde görülür. Usul çoğunlukla hızlıdır; mahkeme delilleri sınırlı çerçevede değerlendirir ve dar kapsamlı bir inceleme ile karar verir.

4-) İtirazın Kaldırılması Davasının Çeşitleri
Borçlunun takibe yaptığı itirazına karşı alacaklı tarafından itirazın kaldırılması davası iki şekilde açılabilir:
A-) İtirazın kesin kaldırılması (İİK m.68)
B-) İtirazın geçici kaldırılması (İİK m.68/a)

A-) İtirazın Kesin Kaldırılması Davası

Takip konusu alacağın İİK’nın 68-68/a maddelerinde sayılan belgelerden birine bağlı olması hâlinde, alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Alacaklının, itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilmek için göstermesi gereken belgeler üç çeşittir:

-Bunlardan ilki imzası ikrar edilmiş adi bir senettir. İcra takibinin dayanağı olan adi senet altındaki imza borçlu tarafından kabul edilir ve senet belli bir meblağ için kayıtsız şartsız borç ikrarını içerirse alacaklı bu senede dayanarak itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir

-İkincisi ise, imzası noterlikçe onaylı senet olup, imzası ikrar edilen adi senetler gibi, noterlikte tasdik edilmiş kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren senetler de itirazın kesin kaldırılmasını sağlayan belgelerdendir.

-Resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dâhilinde ve usulüne göre verdikleri belgeler de, itirazın kaldırılmasını sağlayıcı nitelikte sayılmıştır. Bu belgeler resmî daireler veya yetkili makamlar tarafından düzenlediklerinden, bunlarda borçlunun imzası bulunmaz; bu nedenle, borçlunun imzasının ikrar veya onaylanmış olması şartı burada aranmaz. Fakat bu belgelerin, itirazın kaldırılmasını sağlayıcı nitelikte sayılabilmesi için borçlunun belli bir para borcunu kayıtsız şartsız ödemek zorunda olduğunu göstermeleri gerekir.

B-) İtirazın Geçici Kaldırılması (İmza İtirazı) Davası

Alacaklının icra mahkemesine başvurusu, İİK.nun 68/a maddesine dayalı itirazın geçici kaldırılması istemidir. Genel haciz yoluyla yapılan icra takibinde borçlu senet altındaki imzasına itiraz ederse, alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı aylık yasal sürede icra mahkemesine başvurarak itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. Bu durumda icra mahkemesince İİK. nun 68/a maddesi uyarınca imza incelemesi yapılır ve senet altındaki imzanın borçlunun eli ürünü olduğunu belirler ise, itirazın geçici olarak kaldırılmasına, aksi halde istemin reddine karar verir.

5-) İtirazın Kaldırılması Davasında İtiraz Süresinin Başlaması

Hem itirazın iptali davası, hem de itirazın kaldırılmasında kanun koyucu hak düşürücü süreler öngörmüş olup, bu süre itirazın kaldırılması için altı ay (m.68, 68-a), itirazın iptali davası için bir yıldır (m. 67). Her ikisinde de süre ödeme emrine itirazın alacaklıya veya vekiline Kanun’un 62/2. maddesi çerçevesinde tebliğinden itibaren başlar ve Tebligat Kanunu hükümleri çerçevesinde sağlanır.

6-) İtirazın Kaldırılması Davasında İcra İnkar Tazminatı
İİK’nun değişik 68. maddesinin son fıkrası gereğince itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine iyi ya da kötü niyetlerine bakılmaksızın % 20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 68.maddesinin son fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek icra inkar tazminatı talep etmesi ve haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.

7-) İmzası İkrar Edilmiş Adi Senet

İcra takibinin dayanağı olan bir adi senet altındaki imza borçlu tarafından kabul edilir ve senet belli bir miktar para için kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içerirse alacaklı, bu seneden dayanarak itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir ve alacağını bu senede dayanarak ispat edebilir. Bu senedin taşıması gereken birtakım unsurlar bulunmaktadır;

-Yazılı bir belge olması
-Borçlunun imzası
-Borç ikrarı
-Borç ikrarının kayıtsız şartsız olması
-Borç ikrarı belli bir miktar para borcu hakkında olması

Bu şartları taşıyan bir yazılı belge İİK md.68/1 anlamında imzası ikrar edilmiş adi senet niteliği taşıyacaktır. İmzası ikrar edilmiş adi senet kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içerir. Aynı zamanda borçlu imzayı da ikrar etmiştir. Takip bu belgeye dayanırsa, senetteki imzaya borçlu itiraz edince itirazın kesin olarak kaldırılması yoluna gidilmez. Ancak geçici olarak imzaya itirazın kaldırılması yoluna gidilebilir. Bu noktada mahkeme yalnızca imzanın borçluya ait olup olmadığına bakacaktır.

😎 Görevli ve Yetkili Mahkeme

İİK m. 68’deki belgelere dayalı icra takibi yapılırsa itirazın hükümden düşürülmesi için daha basit ve hızlı bir yol olan itirazın kaldırılması davası düzenlenmiştir. İtirazın kaldırılması yoluna başvurmak için alacaklı dilekçe ile yetkili icra mahkemesine gider. İtirazın kesin olarak kaldırılması davasında icra takibinin açıldığı icra müdürlüğünün olduğu yerdeki görevli ve yetkili mahkemeye gidilir. Alacaklı itirazın kaldırılması davasında görevli mahkemeler İcra Mahkemeleri olup yetkili mahkemeler ise icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu İcra Mahkemesidir.

9-) İtirazın Kaldırılması Davasında Hak Düşürücü Süre

Alacaklının itirazın kaldırılması davasını açabilme süresi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı aydır. Alacaklı itirazın kendisine tebliğini beklemeden de itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesinde dava açabilir. Bu altı aylık süre hak düşürücü nitelikte olup alacaklı bu süre içerisinde itirazın kaldırılması davası açmazsa bir daha icra takibi talebinde bulunamaz. İcra mahkemesi bu altı aylık hak düşürücü sürenin geçip geçmediğini kendiliğinden gözetmek zorundadır.

İİK md.68/1’de altı aylık sürenin itirazın kaldırılması davası açmadan geçirilmesi halinde icra takibi düşmez. Çünkü alacaklı, m. 67’de düzenlenen bir yıllık süre içerisinde itirazın iptali davası açarak icra takibine devam edilmesini sağlayabilecektir. İİK md.67’de öngörülen bir yıllık sürenin de geçmesiyle icra takibi düşer. ” Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilamsız takip yapılamaz.”

10-) Delil ve İspat

Bu davada alacaklının dayandığı belgenin ilâm mahiyeti ve belgenin içeriğinin hukuki sonuç doğurup doğurmayacağı (ör. borç ikrarı, senet, resmi makbuz) belirleyicidir.

Mahkeme, belgeyi esas alarak borçlunun itirazının varlığını gösteren belge ibraz edip etmediğine bakar. Eğer borçlu iddiasını destekleyecek belge sunamazsa itiraz kaldırılır.

Sınırlandırılmış inceleme: İcra mahkemesi, bu davada genellikle teknik ve sınırlı inceleme yapar; örneğin imza tartışmasında bunun sahte olduğuna dair kuvvetli gösteriler gereklidir. İhtiyaç halinde bilirkişi veya yazılı ek delil istenebilir.

11-) İtirazın Kaldırılması ile İtirazın İptali Arasındaki Farklar

Hukuki nitelik:
İtirazın kaldırılması icra mahkemesinde, belgeye dayalı özel bir yol; itirazın iptali ise genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesinde açılan ve daha geniş delil imkanına sahip alacak davasıdır.

Süre farkı:
İtirazın kaldırılması için genel olarak 6 ay, itirazın iptali için ise 1 yıl hak düşürücü süre öngörülmüştür (itirazın tebliği tarihinden itibaren). Bu nedenle alacaklılar hangi yolun kendileri için daha elverişli olduğunu zamanında değerlendirmelidir.

Sonuçların etkisi:
İtirazın kaldırılması talebinin reddi kesin hüküm doğurmaz. Dolayısıyla alacaklı sonrasında itirazın iptali (İİK m.67) yoluna başvurabilir. Bu sıraya dikkat etmek stratejik önem taşır.

12-) Yargıtay İçtihadı

Tebligatın ispatı:
Yargıtay kararları, itirazın alacaklıya usulüne uygun tebliğ edilmemesi hâlinde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği yönünde istikrarlı içtihatlara sahiptir. Elektronik tebligat uygulamaları ve e-tebligatın etkisi son dönemde önem kazanmıştır.
Belgenin kıymeti:
Mahkemeler ve Yargıtay, hangi belgenin 68’de yazılı “ilâm mahiyeti” kriterini karşıladığı konusunda somut olaya göre değerlendirme yapar. Örneğin noter tasdikli borç ikrarı güçlü kabul edilirken, sıradan yazılı sözleşme her zaman yeterli olmayabilir.
Kademeli hak yolları:
Uygulamada önce itirazın kaldırılması yoluna başvurup sonra reddedilirse itirazın iptali davasına geçilmesi yaygın ve mevzuata uygun bir stratejidir. Yargıtay bunu açıkça tanımıştır.

13-) Alacaklı İçin Önemli Hususlar
Belge taraması: Alacaklı, başvurmadan önce elindeki belgelerin İİK m.68 kapsamına girip girmediğini hukuki açıdan uzmanına teyit ettirmelidir.
Tebligat kayıtları: İtirazın alacaklıya ne zaman tebliğ edildiğini gösteren belgeler (tebliğ mazbatası, e-tebligat kayıtları) titizlikle saklanmalıdır.
Zamanlama: 6 aylık sürenin kaçırılmaması kritik; başvuru gecikirse alacaklı ancak genel hükümlere göre alacağını dava edebilir.
İhtiyati tedbirler: Bu davada doğrudan ihtiyati haciz gibi tedbirler olağan değildir. Ancak alacaklının
zararını azaltacak alternatif hukuki yollar değerlendirilebilir.
Avukat Desteği: İtirazın kaldırılması davası oldukça teknik bilgi gerektiren bir dava olduğu için, sürecin bir avukat eşliğinde takip edilmesi son derece önemlidir.

SONUÇ

İtirazın kaldırılması davası, icra takibine yapılan itirazın ortadan kaldırılarak takibin devamını sağlamayı amaçlayan, takip hukukunda önemli bir yoldur. Bu yolun kullanılabilmesi için alacaklının İİK’nın 68 ve 68/A maddelerinde belirtilen belgelerle itirazın haksızlığını ispatlaması gerekir. Bu belgelerin nitelikleri ve yeterliliği, davanın kabul edilip edilmeyeceğini doğrudan etkiler.

Dava, icra mahkemesinde basit yargılama usulüne göre yürütülür ve kesin hüküm oluşturmaz. Bu yönüyle, alacaklıya daha sonra genel mahkemelerde itirazın iptali davası açma imkânı da tanınır. Böylece takip hukukundaki hız ilkesi ile borçlunun savunma hakkı arasında denge kurulmuş olur.

İtirazın kaldırılması talepleri, hak düşürücü süreye tabidir ve itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde ileri sürülmelidir. Sürenin kaçırılması halinde, bu yola başvurmak mümkün olmaz.

Ayrıca, borçlunun kötü niyetle itiraz ettiğinin anlaşılması halinde mahkemece inkâr tazminatına hükmedilebilir. Bu durum, alacaklının kötü niyetli itirazlara karşı korunmasını amaçlamaktadır.

Sonuç olarak, itirazın kaldırılması davası; hızlı, pratik ve etkili bir takip hukuku yolu olmakla birlikte, usule ve belgelere ilişkin kurallara sıkı sıkıya bağlıdır. Uygulamada başarılı bir sonuç için sürelere uyulması ve hukuki gerekçelerin güçlü biçimde ortaya konması gerekmektedir.

İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVASI HAKKINDA EN ÇOK MERAK EDİLENLER

1-) İtirazın kaldırılması davası nedir?

İtirazın kaldırılması davası, ilamsız icra takibinde borçlunun ödeme emrine itiraz etmesi nedeniyle duran icra takibinin, alacaklının belirli nitelikteki belgelerle icra mahkemesine başvurması sonucu, takibin devam etmesini sağlayan özel bir yoldur.

2-) İtirazın kaldırılması davası hangi kanunda düzenlenmiştir?

Bu dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 68. ve 68/a maddelerinde düzenlenmiştir.

3-) İtirazın kaldırılması davasını kim açabilir?

İtirazın kaldırılması davasını, ilamsız icra takibini başlatan alacaklı veya onun yasal temsilcisi açabilir.

4-) İtirazın kaldırılması davası hangi mahkemede açılır?

Bu dava, icra hukuku alanında görevli olan icra mahkemesinde açılır. İcra mahkemesi, hızlı ve sınırlı bir inceleme yaparak karar verir.

5-) İtirazın kaldırılması davası açma süresi nedir?

İtirazın alacaklıya tebliğ edilmesinden itibaren 6 ay içinde dava açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süre olup, sürenin geçmesi halinde itirazın kaldırılması davası açılamaz.

6-) İtirazın kaldırılması davasında hangi belgeler gerekir?

İtirazın kaldırılması için alacaklının elinde İİK m.68’de belirtilen belgelerden biri bulunmalıdır. Bu belgeler arasında şunlar yer alır:

-Noter tasdikli borç ikrarı içeren belgeler,
-Resmi makamlardan alınmış makbuz veya belgeler,
-İmzası ikrar edilmiş senetler,
-Hesap özeti gibi özel belgeler.

7-) İtirazın kaldırılması davası ile itirazın iptali davası arasındaki fark nedir?

İtirazın kaldırılması davası: İcra mahkemesinde açılır, yalnızca belirli belgelerle ispat yapılabilir ve süresi 6 aydır.

İtirazın iptali davası: Asliye hukuk veya ticaret mahkemesinde açılır, her türlü delil kullanılabilir ve süresi 1 yıldır.

😎 İtirazın kaldırılması davasında mahkemenin inceleme kapsamı nasıldır?

Mahkeme yalnızca itirazın dayanağı olan belgeye bakar ve sınırlı bir inceleme yapar. Genel hükümler çerçevesinde ayrıntılı delil değerlendirmesi yapılmaz.

9-) Borçlu imzayı reddederse ne olur?

Borçlu imzayı reddederse, alacaklı geçici itirazın kaldırılması davası açar. Mahkeme, gerekli görürse bilirkişi incelemesi yaptırarak imzanın aidiyetini değerlendirir.

10-) İtirazın kaldırılması davası kazanılırsa ne olur?

Mahkeme alacaklı lehine karar verirse, borçlunun itirazı kaldırılır ve icra takibi kaldığı yerden devam eder. Alacaklı haciz ve satış işlemlerine geçebilir.

11-) İtirazın kaldırılması davası reddedilirse ne olur?

Mahkeme davayı reddederse, alacaklı aynı alacak için tekrar itirazın kaldırılması davası açamaz. Ancak itirazın iptali davası açarak alacağını genel hükümler çerçevesinde talep edebilir.

12-) İtirazın kaldırılması davasında icra inkar tazminatı talep edilebilir mi?

Evet. Borçlu haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz etmişse, mahkeme alacaklının talebi üzerine icra inkar tazminatına hükmedebilir. Bu tazminat, alacak miktarının genellikle %20’sinden az olamaz.

13-) İtirazın kaldırılması davasında avukat tutmak zorunlu mudur?

Avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak dava süreci teknik bilgi gerektirdiğinden, hak kaybı yaşanmaması için bir avukatla takip edilmesi tavsiye edilir.

14-) İtirazın kaldırılması davasında harç nasıl hesaplanır?

İtirazın kaldırılması davası özel nitelikte olduğundan maktu harca tabidir. Harç miktarı, davanın konusuna değil sabit bir tutara göre belirlenir.
15-) İtirazın kaldırılması davası açılmazsa ne olur?

Alacaklı, 6 aylık süre içinde bu davayı açmazsa itiraz kesinleşir. Bu durumda alacaklı, borçlunun itirazını bertaraf edemez ancak itirazın iptali davası açarak genel hükümler çerçevesinde hakkını arayabilir.

İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVASI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

1-) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No : 2008/6-121, Karar No : 2008/123 ve 13.02.2008 Tarih ;
“…Davacı tarafından bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanılarak tahliye istekli olarak başlatılan icra takibinde kira alacağının tahsili istenilmiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı borçlu yasal süresindeki itirazında kira ilişkisine ve borcun miktarına karşı çıkmamış, borcu olmadığı savunmasında bulunmuştur. Davalı borçlu ödeme emrinin tebliği üzerine yapmış olduğu itirazında kira ilişkisine ve kira miktarına karşı çıkmayıp borcu olmadığı savunmasında bulunduğuna göre…

…İ.İ.K.’nun 68.maddesindeki belgelerden birisi ile savunmasını kanıtlamak zorundadır. Oysa davalı; İİK.nun 68.maddesinde belirtilen nitelikte bir belge ibraz etmemiş ve savunmasını kanıtlayamamıştır. Ayrıca davalı yargılama aşamasında kapıcı olması nedeniyle kiracılığından söz edilemeyeceği ve kira sözleşmesinin bilmeden imzalatıldığı savunmasında bulunmuş ise de istisnalar dışında itiraz değiştiremez ve genişletemez. Bu durumda Mahkemece istemin kabulü ile itirazın kaldırılmasına, takibin devamına ve davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesi gerekir…”

2-) YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2018/13-602 E. , 2019/218 K. ;
“…Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, İİK’nın 67. maddesinde açıkça tebliğ şartı öngörüldüğü, tebliğin de hukuken hangi vasıfları haiz olması gerektiği ve ne şekilde yapılacağının mevzuatta sıkı koşullara bağlandığı, hak düşürücü sürelerin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve ancak kanun koyucunun belirleyeceği hükümler çerçevesinde işlerlik kazanacağı, bu sebeple itirazdan itirazın kaldırılması davası ile haberdar olunmasının kanun koyucunun şart koştuğu tebliğ olarak kabul edilemeyeceğine işaret eden Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu ve direnme hükmünün bozulması gerektiği yönünde ileri sürülen görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Tüm bu nedenlerle, yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, direnmeye ilişkin gerekçeli kararın başlık kısmında 09.09.2011 olması gereken dava tarihinin sehven 12.03.2014 olarak gösterilmesinin mahallinde her zaman giderilebilecek maddi hata teşkil ettiği de değerlendirilerek, usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir…”

3-) YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 1996/7700 K. 1996/7946 T. 6.6.1996 (Kredi Sözleşmeleri ve Buna Bağlı Hesap Özetlerinin İİK 68’de Yazılı Belgelerden Olduğuna Dair Yargıtay KararI) ;
“…İİK 68/b. maddesi gereğince borçluya çıkarılan hesap özetinin ne zaman tebliğ edildiği, tebliğ edilmiş ise borçlunun buna süresinde itiraz edip etmediği, süresinde itiraz edilmiş ise kredi sözleşmeleri ve bununla ilgili hesap özetlerinin İİK 68. maddesinde yazılı belgelerden olduğu, bu durumda bilirkişi incelemesine gerek olmayacağı göz önüne alınarak belirtilen hususlar araştırılmadan ve karar yerinde açıklanmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir…”

4-) YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2002/15448 K. 2002/15291 T. 11.7.2002 (Yetkili Makamların Düzenledikleri Belgelerin Takibe Dayanak Yapılarak İlamsız İcra Takibine Konu Olabilmesi İçin İİK 68/1’de Sayılan Belgelerden Olduğuna Dair Özel Hüküm Gerektiğine Dair Yargıtay Kararı) ;
“…İİK 68/1. maddesi gereğince talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar ve noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını mutazammın bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenit ise, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Somut olayda, borçlunun imzasını taşıyan ve borç ikrarını içeren bir belge alacaklı tarafından sunulmuş değildir. İİK 68/1. maddesinde yer alan, yetkili makamların düzenledikleri belgelerin ise takip dayanağı yapılıp ilamsız takibe konulabilmesi için, kanunda bu belgelerin İİK 68. maddesinde sayılanlardan olduğuna ilişkin özel hüküm gereklidir. ( İİK.143/2, 105/1, 251/1, 634 Sayılı Yasanın 37. maddesi gibi )O halde alacağın tahsil edilip edilmeyeceği yargılamayı gerektirmekte olup, itirazın kaldırılması isteminin reddi yerine kabulü isabetsizdir…”
5-) YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2015/23823 K. 2016/235 T. 11.1.2016 (İkale Sözleşmesinin İİK 68’de Sayılan Belgelerden Olduğuna Dair Yargıtay Kararı) ;
“…İİK 68/1. maddesi gereğince; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenit ise, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Somut olayda alacaklının takibine dayanak yaptığı 31.10.2014 tarihli “İkale Sözleşmesi” başlıklı belge; kayıtsız şartsız, belirli bir para borcu ikrarını içermekte olup, icra müdürlüğüne yapılan itirazda, belge altındaki imza açıkça inkar edilmediğinden, anılan belge, İİK 68. maddesi kapsamında bulunan belge niteliğindedir. Bu durumda, borçlu, borcu ödediğini aynı nitelikte bir belge ile ispatlayamadığına göre, mahkemece, itirazın kesin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir…”
6-) YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2014/16288 K. 2014/18982 T. 30.6.2014 (Alacağın Temliki, Sulh İbra ve Feragat sözleşmesinin İİK 68’de Sayılan Belgelerden Olduğuna Dair Yargıtay Kararı) ;
“…Somut olayda, takip dayanağı belge, “alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi” başlıklı olup, belgede borcun konusunun, borçlunun alacaklıya ödeyeceği tutarın ve ödeme günlerinin açıkça belirtildiği ve sözleşmenin taraflarca imzalandığı, borçlunun itiraz dilekçesinde belgedeki imzasına itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle takibe konu belge, mahkemece kabul edilenin aksine karşılıklı edimler yüklemeyip, yukarıda açıklandığı şekilde İİK 68/1. maddesi kapsamında imzası ikrar edilen kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bir belgedir. Bu durumda alacaklı, takibe konu alacağın İİK 68/1. maddesinde sayılan belgelerden biri ve bilirkişi raporuyla kanıtlamış, ancak borçlu, borca itirazını aynı nitelikte bir belgeyle ispat edememiştir. O halde mahkemece, itirazın kesin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir…”

Avukat Desteğinin Önemi
İtirazın kaldırılması davası; teknik bilgi, mevzuat hâkimiyeti ve yargı uygulamaları hakkında derin bir uzmanlık gerektiren konulardır. Her ne kadar kanun hükümleri açık olsa da, her olayın kendine özgü koşulları vardır ve küçük bir hata, hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren alanında deneyimli bir avukat ile çalışmak; doğru stratejiyi belirlemek, haklarınızı korumak ve en hızlı şekilde sonuca ulaşmak açısından büyük önem taşır.

Unutulmamalıdır ki, dava sürecinde atılacak her adımın hukuki ve maddi sonuçları vardır. Profesyonel bir avukat, yalnızca dava dilekçesinin hazırlanmasında değil, aynı zamanda delil toplama, mahkemede temsil, müzakere ve olası alternatif çözüm yollarında da rehberiniz olacaktır.

Haklarınızı riske atmamak ve süreci güvenle yönetmek için, mutlaka uzman bir avukata başvurmanız tavsiye edilir.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *