İTİRAZIN İPTALİ DAVASI – İstanbul Bakırköy | Derin Hukuk & Danışmanlık – Av.Fatih Derin

GİRİŞ

1-) Tanım ve Hukuki Niteliği

İtirazın iptali davası, İİK m.67 uyarınca; alacaklının, borçlunun ödeme emrine yaptığı itiraz sebebiyle duran ilamsız icra takibinin devamını sağlamak amacıyla açtığı, hak düşürücü süreye tabi bir alacak davasıdır. Mahkemece itirazın iptali kararı verildiğinde; itiraz üzerine duran takip, alacaklının talebiyle kaldığı yerden devam ettirilir. Bu dava hem maddi hukuka (alacağın varlığı) hem de usul hukukuna (takibin usulüne uygunluğu, itirazın süresi vb.) ilişkin hususları içerir.

2-) Hukuki Dayanak: İİK m.67 ve İlgili Hükümler

İtirazın iptali davası esasen İİK m.67’de düzenlenmiştir. Maddenin lafzı; “takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde… itirazın iptalini dava edebilir” şeklinde olup, düzenleme hak düşürücü süreye ilişkin özel bir hüküm içerir. Bu çerçevede İİK’ın diğer maddeleri (ör. 68 ve devamı) ile birlikte değerlendirme yapılmalıdır.

3-) Dava Şartları ve Zorunlu Unsurlar

İtirazın iptali davasının açılabilmesi için başlıca dava şartları şunlardır:

-Usulüne uygun ve geçerli bir ilamsız icra takibi bulunması (takibin hukuka uygun başlatılmış olması).

-Borçlunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olması (itirazın süreye uygunluğu ve tebligat tarihinin tespiti önemlidir).

-İtirazın alacaklıya tebliğ edilmiş olması (itirazın tebliği, bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcını belirler).

-Alacaklının bir yıllık hak düşürücü süre içinde mahkemeye başvurması.

Bu unsurların her birinin yokluğu veya eksikliği hak düşürücü veya dava şartına ilişkin sonuçlar doğurur; dolayısıyla dava dilekçesinde bunların açık ve belgeyle gösterilmesi gerekir.

4-) Hak Düşürücü Süre: Başlangıç, Mahiyeti ve Uygulama Sorunları

Süre: İİK m.67 uyarınca itirazın iptali davaları bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Bu süre, itirazın alacaklıya tebliği tarihinden itibaren işlemeye başlar; itirazın yapılması veya icra dosyasında bulunması sürenin başlaması için yeterli değildir. Süre, maddi hukuk yönünden belirleyici ve kesin sonuç doğuran bir haktır.

Uygulamadaki uyuşmazlıklar: Uygulamada sıkça tartışılan sorun, itirazın tebliğinin ne zaman gerçekleştiği, tebliğ belgesinin nasıl ispatlanacağı ve mükerrer/dilimli davalarda sürenin hangi tarih itibarıyla başlayacağıdır. Yargıtay kararları ve HGK içtihatları bu noktada yol göstericidir.

5-) Yargılama Usulü

-İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere (HMK) tabidir.

-Borçlu, itirazın iptali davasına karşı cevap süresi içinde vereceği cevapta, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu, cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde, bütün savunma sebeplerini bildirebilir (HMK m.141).

-Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği bir itiraz sebebini, itirazın iptali davasında da ileri sürmelidir. Aksi halde, itirazın iptali davasına bakan mahkeme, o itiraz sebebini kendiliğinden göz önüne almaz.

6-) Mahkemece, Borçluyu İcra İnkar Tazminatına (m.67/2) Hükmedebilmesi İçin Gerekli Şartlar

1-Usulüne Uygun İlamsız İcra Takibi Yapılmış Olmalıdır

Eğer ilamsız takip şikayet üzerine iptal edilmişse, mahkeme takibin iptalinden önce açılmış olan itirazın iptali davasına normal bir alacak davası olarak devam eder. Bu durumda davalı borçlu, davayı kaybetse bile icra inkar tazminatına hükmedilmez.

2-Borçlu Süresi İçinde (7 gün) Ödeme Emrine İtiraz Etmiş Olmalıdır

3-Bir Yıllık İtirazın İptali Davası Açma Süresi İçinde İtirazın İptali Davası Açılmalıdır

4- Alacaklının Açıkça İcra İnkar Tazminatını Talep Etmesi Gerekir

5- Alacaklı, Borçlunun İcra İnkar Tazminatına Hükmedilebilmesi İçin Borçlunun Kötü Niyetle İtiraz Etmiş Olduğunu İspat Etmek Zorunda Değildir

-Ancak, ödeme emrine itiraz eden; borçlunun velisi, vasisi, kayyumu veya mirasçısı ise icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, bu kişilerin ödeme emrine kötü niyetle itiraz ettiklerinin ispat edilmesi gerekir.

6- Alacaklı Haklı Çıkmalı/ İtirazın İptali Davası Kabul Edilmeli/ Borçlunun İtirazı İptal Edilmeli

7-İcra İnkar Tazminatına Hükmedilebilmesi İçin Alacağın LİKİT (belirlenebilir) Olması Gerekir

-Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır; alacak likit değilse, borçlu itirazında haklıdır.

8-İcra İnkar Tazminatı Hüküm Altına Alınan Alacağın Yüzde Yirmisinden Aşağı Olamaz

-İtirazın iptali davası devam ederken takip konusu alacak ödenirse, dava konusuz kalır. Mahkemenin , bu halde de davalı borçluyu yargılama giderleri ve icra inkar tazminatı ödemeye mahkum etmesi gerekir.

7-) İtirazın İptali Davası Açılamayacak Haller

Bazı durumlarda itirazın iptali davası açılması mümkün değildir. Bu durumlara örnek vermek gerekirse:

-Borçlunun yalnızca derdestlik itirazında bulunduğu durumlarda itirazın iptali davası açılamaz.
Borçlunun yalnızca yetki itirazında bulunduğu durumlarda itirazın iptali davası açılamaz.
-Takip haciz yolundan iflas yoluna çevrilmişse itirazın iptali davası açılamaz.
-İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık sürenin geçmesi halinde itirazın iptali davası açılamaz.
-Türk Borçlar Kanunu’nun 604. maddesinde düzenlenen “Kumar ve bahisten doğan alacak hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz” hükmü uyarınca kumar ve bahis alacaklarında itirazın iptali davası açılamaz.

😎 İtirazın İptali Davası Süresi

-İtirazın iptali davası açma süresi, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, itirazın iptali davası itirazın tebliği tarihinden itibaren 1 sene içinde açılır.

İİK Madde 67: Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

-İtirazın iptali davası açılması için öngörülen 1 yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, 1 yıl içinde itirazın iptali davası açılmaması halinde dava açma hakkı sona erer. Yargıtayın da bu yönde kararları vardır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 24.01.2012 Tarih, E. 2011/7316 ve K. 2012/754 sayılı Kararı ;
“…Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde; davanın bir yıllık süre geçtikten sonra 12.4.2000 tarihinde açıldığı İİK’nun 67. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu için re’sen gözetilmesi gerektiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA…”

-1 yıllık süre itirazın alacaklıya tebliğinden başlar ve şayet borçlunun itirazı alacaklıya tebliğ edilmemişse, itirazın iptali davası için öngörülen 1 yıllık dava açma süresi başlamaz. Haricen öğrenme ile süre başlamaz. Yargıtayın da bu yönde kararları bulunmaktadır.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 11.05.2010 Tarih, E. 2009/9333 ve K. 2010/5878 sayılı Kararı ;
“…İtirazın iptali davası açmak için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre borçlunun itirazının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlar. Somut olayda itirazın alacaklıya tebliğine ilişkin bilgi ve belgeye dosyada rastlanılamamıştır. Bu durumda mahkemece davanın süresinde açıldığının kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın süre yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir…”

9-) İtirazın İptali Davası Görevli Mahkeme

İtirazın iptali davası genel hükümlere göre görülen bir dava olduğundan, itirazın iptali davasında görevli mahkeme, alacağın miktarına ve niteliğine göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1 ve devamı maddeleri uyarınca belirlenir.

1-) Genel Görevli Mahkeme – Asliye Hukuk Mahkemesi: “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça” itirazın iptali davasında Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
2-) Sulh Hukuk Mahkemesi: Eğer itirazın iptali davası HMK’nın 4’ncü maddesinde yazılı uyuşmazlıklar sebebiyle, örneğin kira alacağı sebebiyle açılıyorsa, görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.

3-) Ticaret Mahkemesi: Ticari nitelikteki alacaklar için açılan itirazın iptali davasında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.

4-) İş Mahkemesi: İş ilişkisinden kaynaklanan alacaklar için açılan itirazın iptali davasında görevli mahkeme İş Mahkemesidir.

5-) Tüketici Mahkemesi: Tüketici işlemlerinden doğan alacaklar için açılan itirazın iptali davasında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesidir.

6-) Aile Mahkemesi: Aile-boşanma hukukundan kaynaklanan alacaklar için açılan itirazın iptali davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

7-) Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi: Marka, patent gibi fikri haklardan, diğer bir ifadeyle Sınai Mülkiyet Kanunu, Fikri ve Sınai Haklar Kanunu’ndan kaynaklanan alacaklar için açılan itirazın iptali davasında görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesidir.

10-) İtirazın İptali Davası Yetkili Mahkeme

İtirazın iptali davasında yetkili mahkeme, İcra ve İflas Kanunu’nda özel olarak düzenlenmediğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki kuralları çerçevesinde belirlenir. İcra ve İflas Kanunu uyarınca açılan menfi tespit, şikayet, itirazın kaldırılması taleplerinin aksine, itirazın iptali davasında “icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu” kuralı uygulanmaz. Buna göre, HMK m.6 ve devamında hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenmelidir:

Genel Yetki Kuralı: Davalının (borçlunun) ikametgahının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.

Sözleşmede Yetki Şartı: Taraflar arasındaki sözleşmede yetki şartı varsa, bu şarta uygun mahkeme de yetkili olabilir.

Özel Yetki Kuralları: Bazı durumlarda ve özel kanunlarda belirtilen istisnai durumlarda, belirtilen yetki kurallarına göre yetkili mahkemenin belirlenmesi gerekir. Örneğin, tüketici işlemlerinde tüketicinin ikametgahı mahkemesi, haksız fiillerde seçimlik yetki kuralı gibi.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 24.06.2011 Tarih, E. 2011/5095 ve K.2011/6639 sayılı Kararı (İtirazın İptali Davasında Yetkili Mahkeme’nin Genel Hükümlere (HMK’a) Göre Belirleneceğine İlişkin Yargıtay Kararı) ;
“…İtirazın iptali davaları için özel yetkili mahkeme öngörülmemiştir. Genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenmelidir. Bu durumda uyuşmazlığın davalının ikametgahının bulunduğu Karataş Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir…”

11-) İtirazın İptali Davası Arabuluculuk

Her ne kadar itirazın iptali davası takip hukukuna özgü bir dava ise de, konusunu arabuluculuğa tabi nitelikteki alacakların oluşturduğu durumlarda itirazın iptali davası arabuluculuğa tabidir. Bu nedenle, ticari uyuşmazlıklara, tüketici uyuşmazlıklarına, iş uyuşmazlıklarına, kira uyuşmazlıklarına, ortaklığın giderilmesine, taşınır ve taşınmazların paylaştırılmasına, komşu haklarından kaynaklı uyuşmazlıklara, kat mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıklara ilişkin açılacak itirazın iptali davası öncesinde arabulucuya başvurmak zorunludur; aksi halde, dava şartı yokluğundan açılan davanın reddine karar verilir.

“Kiralanan taşınmazların 2004 sayılı Kanuna göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin” uyuşmazlıklar 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B-1.a hükmünde zorunlu arabuluculuğun istisnası olarak düzenlendiğinden, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesi talepli takibe itiraz üzerine itirazın kaldırılması talebinde bulunulması öncesi arabuluculuya başvurulması zorunlu değildir.”

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 04.12.2020 Tarih, E. 2020/1943 ve K. 2020/4052 sayılı Kararı (Arabuluculuğa Tabi Bir Alacakta, Arabulucuya Başvurulmadan İtirazın İptali Davası Açılamayacağına İlişkin Örnek Yargıtay Kararı) ;
“…Ticari nitelikteki itirazın iptali davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olduğuna ve arabulucuya başvurulmuş olmasının HMK’NIN 114/2 ve TTK’NIN 5/A maddeleri gereği dava şartı olduğuna, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine…”

12-) Hangi Hallerde İtirazın İptali Davası Açılır?

Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılır. İcra takibinde yer alan ve borçlu tarafından itiraza uğrayan kısım davanın konusunu oluşturur. Borcun tamamına ya da bir kısmına itiraz hallerinde olduğu gibi imzaya itiraz ile faize itiraz edilmesi durumunda da itirazın iptali davası açılabilir. İcra İflas Kanunu’nun 68 ve 68 (a) maddelerinde sözü edilen belgelerden birine sahip olmayan alacaklı, itirazın giderilmesini sağlayabilmek için yalnız itirazın iptali yoluna başvurabilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş ya da itiraz geçerli değilse alacaklının itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar yoktur.

13-) İspat Yükü ve Mahkemece Yapılacak İnceleme

İtirazın iptali davasında davacı alacaklı, iddia ettiği alacağın varlığını ve miktarını mahkeme önünde ispatla yükümlüdür; dava usulü itibarıyla maddi hak taleplerine ilişkin temel ispat yükü genel hukuka göre belirlenir. Davacı; alacak ilişkisinin hukuka uygunluğunu, muacceliyetini ve takibin usulüne uygunluğunu ispat etmelidir. Mahkeme, deliller (yazılı belgeler, tanık, bilirkişi vb.) çerçevesinde alacağın varlığına ve borçlunun itirazının haklı veya haksız olduğuna karar verir.

14-) İcra İnkar Tazminatı (Kötüniyet Tazminatı) ve Sonuçları

İtirazın iptali davasının davacı lehine sonuçlanması hâlinde, alacaklının talebi ve mahkemenin takdirine göre icra inkar tazminatı (haksız itiraza karşı tazminat) talep edilebilir. Bu tazminat; borçlunun kötü niyetle itiraz ederek alacaklının takip ve icra masraflarına yol açıp yol açmadığı gibi kriterlere göre değerlendirilir. Yargıtay ve HGK kararları, tazminatın koşulları ve miktar belirlemede kriterler konusunda önemli içtihatlar içermektedir.

15-) Usulî Yönler: Dava Usulü, Birleştirme, Ayrılma ve İhtiyati Tedbirler

Davanın açılması ve usulü: Dava genel usul hükümlerine tabidir; dilekçede itirazın tebliğ tarihi, takip bilgileri ve deliller açıkça gösterilmelidir.

Davaların ayrılması/birleştirilmesi: Takiple bağlantılı diğer davalar (ör. asıl alacak davası, tespit davaları) ile ilişki halinde olması hâlinde davaların birleştirilmesi veya ayrılması gündeme gelebilir; Yargıtay içtihadı bu tür durumlarda çözüm yolları göstermektedir.

İhtiyati tedbir: İtirazın iptali davasında doğrudan ihtiyati haciz gibi tedbirler olağan değildir; fakat gerekçelendirildiği takdirde sürelerin ve sonuçların korunması için idari veya hukuki diğer yollar araştırılabilir.

16-) Alacaklı ve Borçlunun Yapması Gerekenler

Alacaklı için:

-İcra takibini usule uygun başlatmak ve takip belgelerini (ödeme emri, tebligat kayıtları vb.) eksiksiz tutmak.
-İtiraz tebliğini belgelemek; tebliğ tarihini kesin şekilde tespit etmek ve bir yıllık sürede itirazın iptali davasını hazırlamak.
-İhtiyaç halinde icra inkar tazminatı talebini delillerle desteklemek.

Borçlu için:

-İtiraz hakkını doğru ve zamanında kullanmak; itiraz gerekçesini açıkça ortaya koymak.
-Haksız itiraz iddiasına karşı savunma delillerini (borcun ödenmiş olduğuna dair belgeler, itirazın haklı gerekçeleri) saklamak.
-Dava açılması hâlinde usul ve deliller konusunda profesyonel hukuki destek almak.

SONUÇ

İtirazın iptali davası, borçlunun ilamsız icra takibine yaptığı itirazın ortadan kaldırılması amacıyla açılan ve alacaklının takibin devamını sağlayabileceği önemli bir hukuki yoldur. Bu dava, hem takip hukukuna özgü yapısıyla hem de usul hükümlerine bağlılığıyla dikkat çeker.

Davaya konu edilebilmesi için öncelikle geçerli bir icra takibinin bulunması, borçlunun itiraz etmiş olması ve alacaklının bu itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücüdür ve titizlikle takip edilmelidir.

Alacaklı, davada borcun varlığını ispatla yükümlüdür. Borçlu ise ödeme, takas, zamanaşımı gibi itirazlarını ileri sürebilir. Mahkemeler, her iki tarafın sunduğu delilleri değerlendirerek karar verir. Davanın kabulü hâlinde itiraz iptal edilir ve takip devam eder; ayrıca, kötü niyetli itiraz durumunda icra inkar tazminatına hükmedilebilir. Davanın reddi ise maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder.

Davanın kısmi olarak açılıp açılamayacağı konusu doktrinde tartışmalıdır. Uygulamada, borçlu tüm borca itiraz etmiş olsa da alacaklının kısmi iptal talebiyle dava açabildiği görülmektedir. Bu durum, takip hukukunun prensipleriyle bağdaştırılarak dikkatle değerlendirilmelidir.

İtirazın iptali davasının hukuki niteliği konusunda farklı görüşler mevcuttur. Genel eğilim, bu davayı eda davası niteliğinde kabul etme yönündedir. Bu yaklaşım, davanın sonucunda elde edilen hükmün icra kabiliyeti taşımasıyla da örtüşmektedir.

Sonuç olarak, itirazın iptali davası, alacaklının hakkını koruması ve borçlunun savunma hakkını kullanabilmesi açısından dengeleyici bir fonksiyona sahiptir. Başarıyla sonuçlanması, sürelere uyulmasına, delillerin etkili kullanılmasına ve yargılamaya stratejik yaklaşılmasına bağlıdır.

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI HAKKINDA EN ÇOK MERAK EDİLENLER

1-) İtirazın iptali davası nedir?

İtirazın iptali davası, borçlunun icra takibine yaptığı itiraz nedeniyle duran ilamsız icra takibinin devamını sağlamak için alacaklı tarafından açılan bir davadır. Mahkeme, borçlunun itirazını haksız bulursa takibin devamına karar verir.

2-) İtirazın iptali davası hangi durumda açılır?

Borçlunun ödeme emrine süresi içinde itiraz etmesi ve bu itirazın alacaklıya tebliğ edilmesi durumunda açılır. Bu dava ile alacaklı, alacağının varlığını ispat ederek icra takibinin kaldığı yerden devam etmesini sağlar.

3-) İtirazın iptali davası hangi kanunda düzenlenmiştir?

İtirazın iptali davası, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenmiştir.

4-) İtirazın iptali davasını kim açabilir?

İtirazın iptali davası, yalnızca icra takibini başlatmış olan alacaklı veya onun yasal temsilcisi tarafından açılabilir.

5-) İtirazın iptali davası hangi mahkemede açılır?

Genel yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak sözleşmeden doğan alacaklarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Dava, genel olarak uyuşmazlığın türüne göre Asliye Hukuk Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi veya diğer genel yetkili mahkemelerde açılabilir

6-) İtirazın iptali davası açma süresi nedir?

İtirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde dava açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir ve geçtikten sonra dava açılamaz.

7-) İtirazın iptali davasında ispat yükü kime aittir?

İspat yükü, davacı alacaklıya aittir. Alacaklı, borçlunun itirazının haksız olduğunu ve alacağının varlığını delillerle ispat etmek zorundadır.

😎 Borçlu haksız yere itiraz etmişse ne olur?

Mahkeme, borçlunun haksız yere itiraz ettiğine karar verirse alacaklının talebi üzerine icra inkar tazminatına hükmedebilir. Bu tazminat, genellikle alacak miktarının %20’sinden az olamaz.

9-) İcra inkar tazminatı nedir?

İcra inkar tazminatı, borçlunun kötü niyetle icra takibine itiraz ederek alacaklının alacağını geç almasına ve fazladan masraf yapmasına neden olması durumunda mahkemece hükmedilen bir tazminattır.

10-) İtirazın iptali davası kazanılırsa ne olur?

Davanın kabulü halinde, borçlunun itirazı iptal edilir ve icra takibi kaldığı yerden devam eder. Alacaklı, takip işlemlerine devam ederek haciz ve satış gibi aşamalara geçebilir.

11-) İtirazın iptali davası reddedilirse ne olur?

Davanın reddi halinde, borçlunun itirazı geçerli kabul edilir ve takip kesin olarak sona erer. Bu durumda alacaklı aynı alacak için yeniden takip başlatamaz.

12-) İtirazın iptali davası ile itirazın kaldırılması davası arasındaki fark nedir?

İtirazın iptali davası, genel mahkemelerde açılan, klasik bir alacak davasıdır ve her türlü delil kullanılabilir.

İtirazın kaldırılması davası ise icra mahkemesinde görülür ve yalnızca belirli, sınırlı delillere dayanır (örneğin, imzası ikrar edilmiş senet).

13-) İtirazın iptali davasında avukat tutmak zorunlu mudur?

Avukat tutmak yasal olarak zorunlu değildir. Ancak dava süreci karmaşık olduğundan ve hak kaybı yaşanmaması için avukat ile takip edilmesi tavsiye edilir.

14-) İtirazın iptali davasında mahkeme harcı nasıl hesaplanır?

Bu dava, alacak davası niteliğinde olduğundan nispi harca tabidir. Harç, talep edilen alacak miktarı üzerinden hesaplanır.

15-) İtirazın iptali davası devam ederken başka dava açılabilir mi?

Evet, bazı durumlarda itirazın iptali davasıyla bağlantılı olarak menfi tespit davası, alacak davası veya tazminat davaları da açılabilir. Ancak bu davaların birbirini etkileme olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır.

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI

1-) Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2022/2971 E., 2022/4300 K. (İtirazın İptali Davasında Öncelikle İcra Dairesinin Yetkisinin Araştırılması Gerektiğine İlişkin Kararı) ;
“…Dolayısıyla, itirazın iptali davasının icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemede görüleceği yönünde bir yetki kuralı bulunmamaktadır. İcra Dairesinin yetkisine itiraz etmemiş olan borçlu hukuk mahkemesinin de yetkisini kabul etmiş sayılmaz. Yani bu halde alacaklı, aslında yetkisiz olan icra dairesinin bulunduğu yer hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası açamaz; Açarsa, borçlu hukuk mahkemesinin yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda icra takibi sırasında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması takibin yapıldığı yer mahkemesini yetkili hale getirmeyeceğinden, itirazın iptali davasının açıldığı mahkemenin yetkisine bir itirazda bulunulduğu takdirde, mahkemenin davada yetkili olup olmadığını, yetki itirazında gösterilen mahkemenin yetkili bulunup bulunmadığını ayrıca incelemesi gerekir.” şeklinde hüküm kurulduğu görülmektedir…”

2-) Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin 04.12.2020 Tarih, E. 2020/1943 ve K. 2020/4052 sayılı Kararı (Arabuluculuğa Tabi Bir Alacakta, Arabulucuya Başvurulmadan İtirazın İptali Davası Açılamayacağına İlişkin Örnek Yargıtay Kararı) ;
“…Ticari nitelikteki itirazın iptali davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olduğuna ve arabulucuya başvurulmuş olmasının HMK’NIN 114/2 ve TTK’NIN 5/A maddeleri gereği dava şartı olduğuna, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine…”

3-) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/13-602 E. , 2019/218 K. , 28.02.2019 T. ( Tebliğ Usulüne Uygun Olarak Gerçekleştirilmeden, İtirazın İptali Davası Açmak İçin 1 Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Başlamayacağına Dair Karar) ;
“…Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, İİK’nın 67. maddesinde açıkça tebliğ şartı öngörüldüğü, tebliğin de hukuken hangi vasıfları haiz olması gerektiği ve ne şekilde yapılacağının mevzuatta sıkı koşullara bağlandığı, hak düşürücü sürelerin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve ancak kanun koyucunun belirleyeceği hükümler çerçevesinde işlerlik kazanacağı, bu sebeple itirazdan itirazın kaldırılması davası ile haberdar olunmasının kanun koyucunun şart koştuğu tebliğ olarak kabul edilemeyeceğine işaret eden Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu ve direnme hükmünün bozulması gerektiği yönünde ileri sürülen görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Tüm bu nedenlerle, yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, direnmeye ilişkin gerekçeli kararın başlık kısmında 09.09.2011 olması gereken dava tarihinin sehven 12.03.2014 olarak gösterilmesinin mahallinde her zaman giderilebilecek maddi hata teşkil ettiği de değerlendirilerek, usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir…”

4-) Yargıtay 23.HD 24.2.2016, 5620/1039 (İtirazın iptali davası açılmadan önce, borçlu itiraz ettiği borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı yoktur.) ;
“…İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödeme yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır…”

5-) Yargıtay 13. Hd., 2012/25379 E., 2013/1812 K. (davalı Sadece Faize İtiraz Etmiş Olması Sebebiyle, Davacı Tarafından Asıl Alacak Yönünden Bu Davanın Açılmış Olasında Hukuki Yarar Bulunmamaktadır.) ;
“…Davacı banka, bu itirazın iptali davasını açarken asıl alacak miktarına da itiraz edilmiş gibi asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden harç yatırmıştır. Davalı sadece faize itiraz etmiştir. Dolayısıyla davacının asıl alacak yönünden dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Asıl alacak yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ve sadece faiz yönünden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir…”

Avukat Desteğinin Önemi

İtirazın iptali davası; teknik bilgi, mevzuat hâkimiyeti ve yargı uygulamaları hakkında derin bir uzmanlık gerektiren konulardır. Her ne kadar kanun hükümleri açık olsa da, her olayın kendine özgü koşulları vardır ve küçük bir hata, hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren alanında deneyimli bir avukat ile çalışmak; doğru stratejiyi belirlemek, haklarınızı korumak ve en hızlı şekilde sonuca ulaşmak açısından büyük önem taşır.

Unutulmamalıdır ki, dava sürecinde atılacak her adımın hukuki ve maddi sonuçları vardır. Profesyonel bir avukat, yalnızca dava dilekçesinin hazırlanmasında değil, aynı zamanda delil toplama, mahkemede temsil, müzakere ve olası alternatif çözüm yollarında da rehberiniz olacaktır.

Haklarınızı riske atmamak ve süreci güvenle yönetmek için, mutlaka uzman bir avukata başvurmanız tavsiye edilir.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *