ÇOCUK TESLİMİ,ÇOCUK GÖSTERMEME VE ÇOCUK TESLİMİNE MUHALEFET SUÇU – İstanbul Bakırköy | Derin Hukuk & Danışmanlık – Av.Fatih Derin

GİRİŞ

Çocuğun teslimi, genel olarak velayet hakkının kullanılması veya kişisel ilişki kurulması kararlarının uygulanması sürecinde, çocuğun bir kişiden alınarak diğerine teslim edilmesini ifade eder. Bu süreç, yalnızca özel hukuk ilişkilerini değil, aynı zamanda kamu düzeni ve çocuk hakları alanını da ilgilendiren karmaşık bir yapıya sahiptir.

Modern hukuk sistemlerinde çocuğun teslimi, artık salt ebeveynler arasındaki mülkiyetvari bir hak devri olarak değil, çocuğun bedensel, duygusal ve ruhsal bütünlüğünü koruma amacı taşıyan bir koruyucu hukuk kurumu olarak değerlendirilir. Bu bağlamda, “çocuğun üstün yararı” (best interests of the child) ilkesi, hem yargısal kararların hem de icra işlemlerinin merkezinde yer almaktadır.

1-) Hukuki Dayanaklar

Türk Medeni Kanunu (TMK): Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi uyarınca, boşanma hâlinde velayet kendisine verilmeyen eş ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması düzenlenmiş, aynı zamanda çocuğun hangi koşullarda ve ne şekilde teslim edileceği belirlenmiştir. Ayrıca İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 25/a maddesi çocuğun teslimine ilişkin icra prosedürünü düzenler.

-Bu hükme göre, mahkeme kararına rağmen çocuk kendisine bırakılması gereken kişiye teslim edilmezse, icra dairesi marifetiyle çocuğun teslimi sağlanır. Ancak bu teslim süreci, 2012 yılında yürürlüğe giren “Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Kanun” (No. 6284 değişiklikleriyle) ve 2022’de yürürlüğe giren “İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile köklü biçimde değiştirilmiş, çocuk teslimi işlemleri artık icra daireleri yerine Adalet Bakanlığı’na bağlı adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından yürütülmeye başlanmıştır.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu (ÇKK): 30.11.2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun ile getirilen değişiklikler sonucunda, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesine dair düzenleme ÇKK içine alınmıştır. Bu düzenleme, uygulamanın icra yolundan çıkarılarak Adalet Bakanlığına bağlı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla yürütülmesini öngörür.

Yönetmelikler ve Usul Kuralları: ÇKK’daki maddelerin uygulanmasına ilişkin yönetmelikler (Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelik vb.) süreci ayrıntılandırmıştır; uzman müdahalesi, çocuk merkezleri, aile mahkemesinin rolü gibi uygulama ayrıntıları burada düzenlenir.

Uluslararası Hukukta Çocuğun Teslimi: Uluslararası düzeyde en önemli düzenleme 25 Ekim 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi’dir. Bu sözleşme, çocuğun haksız olarak bir ülkeden diğerine kaçırılması veya alıkonulması durumunda, çocuğun derhal mutad meskenine iadesini öngörür. Sözleşmenin amacı, çocuğun kaçırılmasını önlemek ve velayet hakkına saygıyı sağlamaktır. Türkiye, söz konusu sözleşmeye 2000 yılında taraf olmuştur (R.G. 15.02.2000, 23966).

-Ayrıca, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 9 ve 10. maddeleri, çocukların ebeveynlerinden ayrılmalarına ilişkin prosedürlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesi zorunluluğunu getirmiştir.

2-) 2021 Değişikliği (7343 Sayılı Kanun) ve Getirdiği Yenilikler

İcra yolundan uzman merkezlerine geçiş: İİK kapsamında icra müdürlükleri tarafından yürütülen uygulama büyük ölçüde sonlandırılmış; yerine Adalet Bakanlığı tarafından kurulan adli destek birimleri ve çocuk teslim merkezleri gelmiştir. Bu amaçla düzenlemeler, çocuğun üstün yararını önceleyen, uzman (psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı) katılımını zorunlu kılan bir yaklaşımı benimsedi.

Geçiş ve uygulanma sorunları: Geçiş sürecine ilişkin değerlendirmeler, usulün etkinliği, idari kapasite ve mahkeme-denetimi mekanizmaları üzerine akademik tartışmalara yol açmıştır; bazı eleştiriler uygulamadaki belirsizlik ve yaptırım etkinliği eksikliğine yöneliktir.

3-) Çocuğun Teslimi Süreci ve Usulü

3.1. Mahkeme Kararının Kesinleşmesi ve Teslim Talebi

Çocuğun teslimi için öncelikle mahkemece verilmiş bir velayet veya kişisel ilişki kararı bulunmalıdır. Karar kesinleşmeden icra veya uygulama aşamasına geçilemez. Karar kesinleştikten sonra, hakkı ihlal edilen taraf adli destek birimine başvurarak çocuğun teslimini talep eder.

3.2. Teslim Sürecinde Çocuğun Psikolojik Hazırlığı

Yeni sistemde, çocukla iletişim uzmanı, pedagog veya psikolog görevlendirilerek çocuğun psikolojik olarak hazırlanması sağlanır. Teslim süreci, zorla icra değil, rehberlik temelli bir sosyal hizmet uygulaması olarak yürütülmektedir. Zor kullanımı, ancak tüm ikna çabaları sonuçsuz kaldığında ve çocuğun güvenliği açısından zorunlu olduğunda gündeme gelir.

3.3. Teslim İşlemlerinde Zor Kullanma ve Kolluk Desteği

İİK döneminde çocuğun teslimi, çoğu zaman kolluk gücü eşliğinde gerçekleştirilmekteydi. Bu durum, çocuğun ruhsal sağlığını olumsuz etkilediği gerekçesiyle ciddi eleştirilere yol açtı. Yeni sistemde ise kolluk desteği yalnızca güvenlik riski varsa kullanılmakta, teslim işlemi çocuğun güvenli bir ortamda gerçekleşmesi esasına bağlanmıştır.

4-) Çocuğun Tesliminde Çocuğun Üstün Yararının Belirlenmesi

Çocuğun üstün yararı ilkesi, hem ulusal hem de uluslararası belgelerde merkezi öneme sahiptir (ÇHS m.3; TMK m.339 vd.). Teslim işlemi, yalnızca ebeveynin hakkını yerine getirmesi değil, aynı zamanda çocuğun fiziksel, duygusal ve sosyal gelişiminin korunması amacını da taşır.

Bu bağlamda, teslim kararının uygulanmasında;

-Çocuğun yaşının ve psikolojik durumunun dikkate alınması,

-Çocuğun kendi görüşünün alınması (ÇHS m.12),

-Teslimin çocuğun okul düzenini ve sosyal yaşamını mümkün olduğunca az etkilemesi,

-Taraflar arasında iletişim ve iş birliğinin teşvik edilmesi esas alınmalıdır.

5-) İhlal Durumunda Yaptırımlar ve Hukuki Sonuçlar

Disiplin hapsi ve idari/cezaî sonuçlar: Çocuk teslimi veya kişisel ilişki kararına uymayan kişiler hakkında ÇKK ve ilgili maddeler çerçevesinde yaptırımlar düzenlenmiştir (örneğin belirli hâllerde disiplin hapsi gibi idari yaptırımlar öngörülmüştür). Ayrıca, aile mahkemesinin kararı uymayan velayeti elinde bulundurana karşı velayetin kaldırılması veya farklı hukuki yaptırımlar gündeme gelebilir.

İdari uygulama farkı: Eski İİK döneminde tazyik hapsi (zorla yaptırım) uygulamalarının tartışıldığı, yeni sistemde disiplin ve idari tedbirlerin, aile mahkemesinin gözetim ve müdahalesinin ön plana çıktığı görülür. Bu değişiklik hem uygulama hem yaptırım açısından önem taşır.

6-) Çocuğun Üstün Yararı ve Görüşünün Alınması

Anayasal ve uluslararası çerçeve: Anayasa Mahkemesi içtihatları ve Çocuk Hakları sözleşmesi ilkeleri çerçevesinde, çocuğun üstün yararı karar verme sürecinin merkezi unsurudur; devletin pozitif yükümlülükleri, çocuğun kişisel ve doğrudan ilişki kurma hakkı vurgulanır. Çocuğun görüşünün alınması, yaş ve olgunluğa göre değerlendirilir.

Uygulamada zorluklar: Pratikte çocuğun görüşünün alınması, hangi aşamada ve kim tarafından alınacağı, görüşün sonuçlara etkisinin nasıl değerlendirileceği hâlâ tartışılan konulardandır. Yönetmelik uzman katılımını öngörse de uygulama farklılıkları mevcuttur.

7-) Uygulamada Sıkça Karşılaşılan Sorunlar

7.1. Çocuğun Direnmesi ve Teslimin Gerçekleştirilememesi

Çocukların bazen teslim sürecine karşı direnç göstermesi, en sık karşılaşılan sorunlardan biridir. Bu durumda cebri icra yerine, uzman desteğiyle aşamalı psikolojik hazırlık süreçleri uygulanmalıdır.

7.2. Ebeveynlerin Manipülasyonu

Bazı vakalarda ebeveynlerin çocuğu diğer tarafa karşı olumsuz etkilemesi (ebeveyn yabancılaştırması sendromu) teslimi güçleştirir. Bu durum, aile danışmanlığı ve uzman desteğiyle aşılabilir.

7.3. Kurumsal Koordinasyon Eksiklikleri

Aile mahkemeleri, adli destek birimleri, sosyal hizmet kuruluşları ve kolluk kuvvetleri arasında koordinasyonun eksikliği, teslim işlemlerinin etkinliğini azaltmaktadır.

😎 Uluslararası Karşılaştırmalar

-Batı Avrupa ülkelerinde, örneğin Almanya’da (Kindeswohlprinzip ilkesi), çocuğun teslimi sosyal hizmet birimleri ve mahkeme gözetiminde yürütülür; cebri icra son çare olarak uygulanır.

-İngiltere’de “Family Courts” sistemi, teslim süreçlerini genellikle aile arabuluculuğu ve danışmanlık çerçevesinde çözer.

-Türkiye’de son yıllarda bu modele benzer şekilde “çocuk teslim merkezleri” kurulması, Avrupa standartlarına uyum açısından olumlu bir gelişmedir.

9-) Çocuk Göstermeme Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Çocuk göstermeme kapsamında şikâyete bakacak görevli ve yetkili mahkeme, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesidir.

Disiplin hapsi ile cezalandırmaya ilişkin kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet başsavcılığı tarafından infaz edilir. Bu kararlar kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilemez.

10-) Çocuk Göstermeme Suçunda Şikayetin Süresi

-Çocuk göstermeme suçu takibi şikayeti bağlı bir suç olup re’sen kovuşturma yapılan bir suç değildir.

-Velayeti kendisine verilmeyen ancak mahkemece çocukla kişisel ilişki kurma günleri tesis edilen taraf, icra takibi başlatmasına rağmen karşı tarafın çocuğu teslim etmemesi üzerine mahkemeye yapacağı şikayet ile velayeti kendisine bulunan tarafın cezalandırılmasını talep edebilir.

-İcra ve İflas Kanunu’nun 347. maddesine göre, “Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer.”

-Söz konusu madde uyarınca, çocuk tesliminin gerçekleşmemesinin öğrenilmesinden itibaren üç ay içerisinde ve her halükarda bir yıl içinde çocuğu teslim etmeyen aleyhine şikayette bulunulması gereklidir. Süresi içerisinde şikayette bulunulmadığı takdirde alacaklının şikayet hakkı düşer.

11-) Çocuk Göstermeme Suçunun Cezası

7343 sayılı Kanunun 44. maddesi ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 41. maddesinden sonra gelmek üzere “Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması” başlığı altında “Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine muhalefet” kenar başlığı ile 41/F maddesi eklenmiştir;

“(1) Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.

(2) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır.

(3) Kişisel ilişki kurulması için kendisine çocuk teslim edilen hak sahibi, ilam veya tedbir kararında belirtilen sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmezse, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, fiil suç teşkil etse dahi, üç aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.”

12-) Çocuk Göstermeme Suçunun Şartları Nelerdir?

Çocuk göstermeme suçunun oluşması için ve karşı tarafın şikayet hakkına sahip olabilmesi için aşağıda sayılan şartlar bir aranda bulunmak zorundadır:

-Mahkeme tarafından şahsi ilişki kurulmasına ilişkin verilmiş bir karar veya ara karar bulunması lazım.

-Çocuğun gösterilmemesi üzerine çocuk teslimine ilişkin kararın icrası amacıyla icra takibi başlatılmış olmalıdır. (Yeni düzenleme ile birlikte Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine başvuruda bulunmalı)

Yukarıda belitilen şartlar sağlandığı takdirde velayeti kendisine verilmeyen taraf Kanun gereğince şikayet hakkına sahip olacaktır.

SONUÇ

Çocuğun teslimi, aile hukukunun yalnızca teknik bir icra işlemi olmaktan öte, doğrudan doğruya çocuğun fiziksel, duygusal ve ruhsal bütünlüğünü etkileyen son derece hassas bir hukuk kurumudur. Bu nedenle, çocuğun teslimi süreci, ebeveynler arası hak çatışmasından ziyade, çocuğun kişilik haklarını, gelişimsel ihtiyaçlarını ve üstün yararını koruma amacıyla şekillendirilmelidir.

Geleneksel anlayışta çocuğun teslimi, çoğunlukla mahkeme kararlarının cebri icra yoluyla yerine getirilmesi biçiminde yürütülmüş; bu durum, özellikle çocuğun psikolojik sağlığı açısından ciddi sakıncalar doğurmuştur. İcra dairelerinde, çoğu kez polis eşliğinde gerçekleştirilen teslim işlemleri, çocuk açısından travmatik deneyimlere yol açmış, ebeveynler arasındaki çatışmayı derinleştirmiş ve çocuğun güven duygusunu zedelemiştir. Bu yönüyle, eski uygulama biçimleri çocuğun üstün yararı ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmiştir.

Son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerle birlikte Türkiye’de çocuğun teslimine ilişkin önemli bir paradigma değişimi yaşanmıştır. İcra hukukundan çıkarılarak Adalet Bakanlığı’na bağlı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri tarafından yürütülen yeni sistem, çocuk odaklı bir anlayışın yansımasıdır. Bu dönüşüm, devletin çocuğun korunmasına ilişkin pozitif yükümlülüğünün bir gereği olarak değerlendirilmelidir. Artık çocuğun teslimi, bir cebri icra süreci değil, psikososyal destek temelli bir sosyal hizmet ve adli destek uygulaması olarak ele alınmaktadır.

Bununla birlikte, yasal değişikliklerin tek başına yeterli olmadığı görülmektedir. Uygulamada, halen çocuk teslimi işlemlerinde çeşitli güçlükler yaşanmaktadır. Teslim sürecine konu olan çocukların, yaşlarına ve psikolojik durumlarına bağlı olarak teslim sürecine direnç göstermeleri; ebeveynlerin birbirlerine yönelik öfke, rekabet ve intikam duygularını çocuk üzerinden sürdürmeleri; bazı ebeveynlerin çocuk üzerinde manipülatif etki kurarak çocuğun diğer ebeveyni reddetmesine yol açmaları (ebeveyn yabancılaştırması) gibi olgular, teslim işlemlerinin başarıyla tamamlanmasını güçleştirmektedir. Bu noktada, hukuki müdahalenin yanında güçlü bir psikososyal destek mekanizmasının işletilmesi kaçınılmazdır.

Yargısal uygulamalar açısından da çocuğun teslimi konusunun salt kararın icrası boyutunda değil, çocuğun korunması yükümlülüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı üzere, çocuğun teslimi sürecinde zor kullanma istisnai olmalı; esas olan çocuğun rızası, duygusal güvenliği ve gelişimsel yararıdır. Çocuğun üstün yararını gözetmeyen her uygulama, hem ulusal hukuk hem de uluslararası insan hakları belgeleri bakımından ihlal niteliği taşımaktadır.

Bu bağlamda, Lahey Sözleşmesi’nin “derhal iade” ilkesi ile Türk hukukundaki “çocuğun üstün yararı” ilkesi arasında denge kurulmalıdır. Zira her ne kadar velayet hakkının korunması ve kaçırmanın önlenmesi amaçlansa da, her somut olayda çocuğun güvenliği ve refahı öncelikli olmalıdır. Uluslararası teslim vakalarında da idari ve yargısal makamlar, çocuğun alıştığı sosyal çevre, dil, kültür ve aile bağlarını göz önünde bulundurarak karar vermelidir.

Sonuç itibarıyla, çocuğun teslimi, hukukun çocuk üzerindeki etkisini en somut biçimde gösteren alanlardan biridir. Bu sürecin insani, duyarlı ve çocuk merkezli biçimde yürütülmesi, yalnızca bireysel bir dava konusu değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Devletin ve toplumun ortak görevi, çocuğu bir hak öznesi olarak kabul edip onun her türlü çıkarını korumaktır. Bu anlayışla yürütülen teslim süreçleri, hem çocukların ruhsal bütünlüğünü koruyacak hem de adaletin toplumsal vicdandaki karşılığını güçlendirecektir.

ÇOCUK TESLİMİ HAKKINDA EN ÇOK MERAK EDİLENLER

1-) Çocuk teslimi nedir?

Çocuk teslimi, mahkeme kararıyla velayet veya kişisel ilişki hakkı bulunan kişiye çocuğun fiilen teslim edilmesi sürecidir. Bu işlem, artık icra müdürlükleri tarafından değil, Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri aracılığıyla yürütülmektedir. Amaç, çocuğun üstün yararını koruyarak, uzman eşliğinde çocuğun güvenli ve psikolojik olarak sağlıklı şekilde teslimini sağlamaktır.

2-) Çocuk teslimi hangi durumlarda gündeme gelir?

Çocuk teslimi iki ana durumda uygulanır:

-Velayetin değiştirilmesi veya verilmesi kararları sonrası çocuğun yeni velayet sahibine teslim edilmesi,

-Kişisel ilişki kurulması kararları kapsamında, belirlenen gün ve saatlerde çocuğun diğer ebeveyne veya hak sahibine teslim edilmesi.

3-) Çocuk teslimi artık neden icra müdürlükleri tarafından yapılmıyor?

2021 yılında çıkarılan 7343 sayılı Kanun ile çocuk teslimi uygulaması icra müdürlüklerinden alınarak Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine devredilmiştir.
Amaç:

-Çocuğun travmatize olmasını önlemek,
-Daha uzman ve sosyal hizmet odaklı bir süreç sağlamak,
-İcra takiplerinin yarattığı maddi ve psikolojik yükü azaltmaktır.

4-) Çocuk teslimi için başvuru nereye yapılır?

Mahkeme kararı bulunan kişi, Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne başvurur.
Başvuru için gereken belgeler:

-Mahkeme kararı (velayet veya kişisel ilişki kararı),
-Kimlik fotokopisi,
-Başvuru formu ve dilekçe.

5-) Çocuk tesliminde ücret ödenir mi?

Hayır, çocuk teslimi işlemleri tamamen ücretsizdir.
Eskiden icra yoluyla yapılan teslimlerde harç ve masraf alınırken, yeni düzenlemeyle bu uygulama kaldırılmıştır.

6-) Çocuk teslimi sırasında hangi uzmanlar görev alır?

Teslim sırasında çocuğun psikolojik durumunun korunması için görev yapan uzmanlar şunlardır:

-Psikolog,
-Pedagog,
-Sosyal çalışmacı,
-Gerektiğinde çocuk gelişim uzmanı.

Bu kişiler çocuğun üstün yararı doğrultusunda süreci yürütür.

7-) Çocuk teslimi sırasında polis bulunur mu?

Genel olarak uzmanlar süreci yürütür; ancak taraflar arasında ciddi bir gerginlik veya güvenlik riski varsa, polis veya jandarma güvenlik amacıyla sürece dahil olabilir.

😎 Karara uymayan ebeveyn için hangi yaptırımlar uygulanır?

Çocuğu teslim etmeyen ebeveyn hakkında:

-Disiplin hapsi (3 aya kadar),
-Mahkeme tarafından velayetin değiştirilmesi,
-Gerektiğinde para cezası ve idari yaptırımlar uygulanabilir.

Ayrıca bu durum, ileride velayet hakkının kaldırılması davasında aleyhine delil oluşturur.

9-) Çocuk teslimi kararı nasıl değiştirilir veya iptal edilir?

Eğer mevcut çocuk teslimi kararı çocuğun üstün yararına aykırı hale gelmişse,

-Aile mahkemesinde kararın değiştirilmesi davası açılabilir.
Örneğin, çocuğun ciddi bir sağlık problemi varsa veya ebeveynin yaşam koşulları çocuğun güvenliğini tehdit ediyorsa mahkeme yeni bir karar verebilir.

10-) Çocuk teslimi için çocuğun görüşü alınır mı?

-12 yaşından büyük çocukların görüşleri alınır.

-Daha küçük çocuklarda ise, olgunluk derecesine göre görüşü dinlenebilir.
Çocuğun istemediği bir teslim, psikolojik travma yaratabileceği için uzmanlar bu görüşü dikkate alır.

11-) Çocuk teslimi ne kadar sürede yapılır?

-Teslim süresi, mahkeme kararında belirtilen gün ve saatlere göre belirlenir.
-Acil durumlarda aile mahkemesi geçici tedbir kararıyla hemen teslim sağlayabilir.
-Normal süreçte ise başvurudan itibaren genellikle birkaç gün içinde teslim planlanır.

12-) Çocuk tesliminde yaşanan sorunlar nereye bildirilir?

Teslim sırasında yaşanan sorunlar veya karşı tarafın karara uymaması durumunda:

-Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü’ne,
-Gerektiğinde Aile Mahkemesi’ne,
-Ayrıca suç teşkil eden bir durum varsa Cumhuriyet Savcılığı’na bildirim yapılabilir.

13-) Çocuğu teslim almak istemeyen ebeveyn ne yapmalıdır?

Çocuğu teslim almak istemeyen ebeveyn, gerekçesini yazılı olarak bildirir.

-Eğer geçerli bir mazeret yoksa, bu durum karara uymamak olarak kabul edilir ve disiplin hapsi gibi yaptırımlar uygulanabilir.
-Çocuğun yararına bir durum söz konusuysa, derhal aile mahkemesinden kararın değiştirilmesi talep edilmelidir.

14-) Çocuk teslimi sırasında çocuğun zarar görmesi durumunda ne yapılır?

Teslim sırasında çocuğun fiziksel veya psikolojik zarar görmesi halinde:

-Derhal Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunulmalıdır.
-Aile mahkemesinden geçici koruma tedbiri talep edilebilir.
-Uzmanlar durumu raporlar ve ilgili kurumlar (sosyal hizmetler) devreye girer.

15-) Çocuk teslimi kararına itiraz edilebilir mi?

Evet, kararın haksız veya hatalı verildiğini düşünen taraf:

-İlgili karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir.
-Eğer karar kesinleşmişse, aile mahkemesinden yeni bir dava açarak kararın değiştirilmesini talep edebilir.

AVUKAT DESTEĞİNİN ÖNEMİ

Çocuk teslimi, Çocuk Göstermeme, Çocuk Teslimine Muhalefet Suçu; teknik bilgi, mevzuat hâkimiyeti ve yargı uygulamaları hakkında derin bir uzmanlık gerektiren konulardır. Her ne kadar kanun hükümleri açık olsa da, her olayın kendine özgü koşulları vardır ve küçük bir hata, hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren alanında deneyimli bir avukat ile çalışmak; doğru stratejiyi belirlemek, haklarınızı korumak ve en hızlı şekilde sonuca ulaşmak açısından büyük önem taşır.

Unutulmamalıdır ki, dava sürecinde atılacak her adımın hukuki ve maddi sonuçları vardır. Profesyonel bir avukat, yalnızca dava dilekçesinin hazırlanmasında değil, aynı zamanda delil toplama, mahkemede temsil, müzakere ve olası alternatif çözüm yollarında da rehberiniz olacaktır.

Haklarınızı riske atmamak ve süreci güvenle yönetmek için, mutlaka uzman bir avukata başvurmanız tavsiye edilir.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *