GİRİŞ
Boşanma davaları, aile hukukunun en hassas alanlarından biridir. Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümlerine göre, boşanma ya özel sebeplere dayanarak ya da evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi genel bir gerekçeyle talep edilebilir. Bu çerçevede hem normatif düzenlemeleri, hem süre ve usul esaslarını, hem de yargı içtihatlarını akademik titizlikle ele alacağız.
A-) Özel Boşanma Sebepleri (TMK m. 161-165)
1-) ZİNA (TMK m. 161)
TMK m. 161’e göre:
Sebep: Eşlerden birinin zina eylemini gerçekleştirmesi.
Süre kısıtı: Davaya hak kazanan eş, zina sebebini öğrendiği tarihten itibaren 6 ay, zina eyleminin gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl içinde dava açabilir.
Önemli hususlar: Affetme hâlinde büyük ölçüde dava hakkı düşer.
2-) HAYATA KAST, PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ (TMK m. 162)
TMK m. 162’de belirtildiği üzere:
Sebep: Eşlerden birinin diğerine yönelik hayatına kast, çok kötü muamele ya da ağır onur kırıcı davranışta bulunması.
Yargılama: Bu tür davranışlar “katlanılamaz” boyutta ise boşanma yolu açıktır.
3-) SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME (TMK m. 163)
TMK m. 163’e göre:
Sebep: Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi ya da haysiyetsiz bir yaşam sürmesi ve bu nedenle birlikte yaşanmasının diğer eşten beklenememesi.
4-) TERK (TMK m. 164)
TMK m. 164 kapsamında:
Sebep: Eşlerden birinin haklı bir neden olmaksızın ortak konutu terk etmesi veya ortak konuta dönüşünü engellemesi.
5-) AKIL HASTALIĞI (TMK m. 165)
TMK m. 165’e göre:
Sebep: Eşlerden birinin akıl hastası olması ve bu durumun geçmesi mümkün değilse, diğer eş için ortak hayatın çekilmez hale gelmesi.
Değerlendirme: Hastalığın kalıcı ve tedavi edilmez olduğu tıbbi raporlarla kurulan mahkemece belirlenmelidir.
B-) Genel Boşanma Sebebi: Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması (TMK m. 166)
TMK m. 166’ya göre:
Durum: Evlilik, “ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa”, herhangi biri boşanma davası açabilir.
Örnek: İhsani güvensizlik, ciddi iletişimsizlik, ekonomik ve duygusal uçurumlar temelden sarsılmaya örnek olarak değerlendirilebilir.
Yargı İçtihatları: Kimi kararlar, diğer eş makul şekilde davranmak istese bile birlik sürdürülemez nokta oluşmasını yeterli kabul edebilir.
C-) Usul: Yetki, Tedbirler ve Diğer Hukuki Sonuçlar
1-) YETKİLİ MAHKEME – TMK m. 168
TMK m. 168’e göre:
Kural: Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte yaşadıkları yer mahkemesidir.
2-) GEÇİCİ TEDBİRLER – TMK m. 169
Mahkeme, dava sürecinde geçici nafaka ve konut gibi tedbirler alabilir. TMK m. 169 bu düzenlemeyi emreder.
3-) MANEVİ VE MADDİ TAZMİNAT – TMK m. 174
Boşanma sonrasında:
Hakkı: Taraflar, manevi ve maddi tazminat davası açabilir. Boşanmış olsalar da, hak düşmez.
4-) YOKSULLUK NAFAKASI – TMK m. 175
TMK m. 175’e göre:
Koşul: Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek taraf, kusur açısından daha ağır olmamak koşuluyla diğerinden mali güç oranında nafaka talebinde bulunabilir.
5-) VELAYET VE KİŞİSEL İLİŞKİ – TMK m. 182
Velayeti olmayan ebeveyn:
Hakkı: TMK m. 182, çocukla kişisel ilişki kurma hakkını düzenler; boşanma sürecinde de geçerliliğini korur.
D-) DELİL YÜKÜ VE USUL ESASLARI
Özel Sebepler: Her özel boşanma sebebi için dava açan tarafın ilgili fiili ispata yönelik delil sunması beklenir (örneğin zina için tanık, mesaj, fotoğraf; akıl hastalığı için sağlık raporu).
Genel Sebep (m. 166): Bu maddede, evlilik birliğinin temelinden sarsılması genellikle somut olay ve şartların bütünsel değerlendirmesiyle ortaya çıkar. Hakimin takdir yetkisi bulunmaktadır.
Sürelerin Etkisi: Zina ve benzeri özel sebepler için süreye dikkat edilmezse hak düşebilir.
E-) BOŞANMA DAVASI VE MAL REJİMİ DAVASI İLİŞKİSİ
1-) HUKUKİ ÇERÇEVE
Boşanma davası: Türk Medeni Kanunu (TMK) m.161–184 arasında düzenlenmiştir. Evliliğin sona erdirilmesine yönelik, kişisel hak ve yükümlülükler ile velayet, nafaka, tazminat, soybağı gibi konuları kapsar.
Mal rejimi davası: TMK m.202–281 arasında düzenlenen eşler arasındaki malvarlığı rejiminin tasfiyesine ilişkindir. En çok uygulanan rejim, 01.01.2002’den sonra yasal rejim olarak yürürlüğe giren edinilmiş mallara katılma rejimidir
2-) MAL REJİMİNİN SONA ERME SEBEPLERİ
TMK m.225 uyarınca mal rejimi şu hallerde sona erer:
-Eşlerden birinin ölümü,
-Başka bir mal rejiminin kabulü,
-Boşanma veya iptal davası açılması.
Önemli nokta: Mal rejimi, boşanma davası açıldığı anda sona erer; ancak tasfiye ancak boşanma kararının kesinleşmesinden sonra talep edilebilir.
3-) BOŞANMA VE MAL REJİMİ DAVALARININ BİRLİKTE AÇILMASI
Mal rejiminin sona ermesi için boşanma davasının açılması yeterlidir, fakat tasfiye davası (katılma alacağı, değer artış payı vb.) ayrı bir dava olarak açılır.
Uygulamada, boşanma davasıyla birlikte mal rejimi davası açılması mümkün değildir; çünkü tasfiyenin koşulu, boşanma hükmünün kesinleşmesidir.
Bu nedenle önce boşanma davası görülür ve kesinleşir, sonrasında mal rejimi tasfiyesi için dava açılır.
4-) İLİŞKİ VE AYRIMLAR
Zaman bakımından: Mal rejimi boşanma davası açıldığı tarihte sona erer, tasfiye davası boşanmanın kesinleşmesiyle açılabilir.
Konu bakımından: Boşanma davası kişisel statüye (evlilik bağının sona ermesine) ilişkindir; mal rejimi davası ise mali hakların paylaşımına dairdir.
Görevli mahkeme: Her ikisi de Aile Mahkemesi’nin görev alanına girer.
Deliller: Boşanma davası kusur ve evlilik birliği ile ilgiliyken, mal rejimi davası mal varlığı değerleri, edinilmiş/kendi malı ayrımı, alacak hesaplamaları ile ilgilidir.
5-) UYGULAMADAKİ ÖNEMLİ NOKTALAR
-Boşanma davası derdestken mal rejimi davası açılamaz, usulden reddedilir.
-Boşanma kesinleşince, eşlerden biri 10 yıl zamanaşımı içinde mal rejimi davası açabilir (TBK m.146 – Yargıtay uygulaması).
-Mal rejimi alacakları (katılma alacağı, değer artış payı) tazminat ve nafaka taleplerinden tamamen bağımsızdır.
-Uygulamada taraflar bazen boşanma davası sürecinde ihtiyati tedbir talebiyle malvarlığının devrini önlemeye çalışır.
6-) SONUÇ
Boşanma davası ve mal rejimi davası birbirine sıkı şekilde bağlıdır ancak konu, zaman ve dava şartları bakımından ayrıdır.
-Boşanma davası, evlilik bağını sona erdirir.
-Mal rejimi davası, evlilik süresince edinilmiş malların adil paylaşımını sağlar.
-Mal rejimi, boşanma davası açıldığında sona erer; fakat tasfiyesi için boşanmanın kesinleşmesi şarttır.
F-) BOŞANMA DAVASI VE ZİYNET DAVASI İLİŞKİSİ
1-) HUKUKİ NİTELİK BAKIMINDAN FARK
Boşanma davası → TMK m.161–184 arasında düzenlenmiş, evlilik bağını sona erdiren kişisel statü davasıdır. Konusu; evliliğin sona erdirilmesi, velayet, nafaka, tazminat, soyadı gibi kişisel ilişkilerdir.
Ziynet davası → Evlilik süresinde kadına (çoğunlukla geline) takılan takıların aynının iadesi veya bedeli talebine dayanır. Hukuki temeli bağış (hibe) ve istihkak hükümleridir. Mali nitelikli özel hukuk davasıdır.
2-) ARALARINDAKİ İLİŞKİ
Ziynet alacağı, boşanma davasının bir fer’i (ek) sonucu değildir. Boşanma ile otomatik doğmaz; ayrı bir talep olarak ileri sürülür.
Taraf isterse, boşanma davasıyla birlikte ziynet talebini de ileri sürebilir. Bu durumda boşanma davasında “taleplerin yığılması” (HMK m.110 vd.) söz konusu olur.
Ancak, mal rejimi tasfiyesi talepleri boşanma davası içinde görülemez; ziynet talepleri ise boşanma davasıyla birlikte değerlendirilebilir. Bu yönüyle mal rejimi davasından ayrılır.
3-) UYGULAMADAKİ ÖNEMLİ NOKTALAR
Görevli mahkeme: Her ikisi için de Aile Mahkemesi görevlidir.
Zamanaşımı:
-Boşanma davası için zamanaşımı yoktur (süreler hak düşürücüdür).
-Ziynet davasında aynen iade talebi zamanaşımına tabi değildir; bedel talebi için 10 yıl zamanaşımı vardır.
İspat: Boşanma davasında kusur ve evlilik birliğinin sarsılması; ziynet davasında ise takıların kimde kaldığı, geri verilmediği ispatlanır.
Birlikte açılmasının avantajı: Taraflar hem boşanma hem ziynet konusunda tek dosyada çözüm elde edebilir. Dezavantajı ise dosyanın karmaşık hale gelmesi ve sürenin uzamasıdır.
4-) KISA ÖZETLE İLİŞKİ
Boşanma → kişisel statü davası.
Ziynet → mali hakka dayalı dava.
Mal rejiminden farklı olarak, ziynet davası boşanma davasıyla birlikte açılabilir veya ayrı açılabilir.
Ziynet davası, boşanma kararına bağlı değildir; evlilik sürerken de açılabilir.
G-) BOŞANMA DAVASI VE VELAYET DAVALARI İLİŞKİSİ
1-) HUKUKİ ÇERÇEVE
-Boşanma davası (TMK m.161–184): Evliliğin sona erdirilmesine dair kişisel statü davasıdır.
-Velayet davası (TMK m.336–351): Çocuğun bakım, eğitim, temsil ve korunmasıyla ilgili düzenlemeleri içerir.
2-) Boşanma Davasında Velayet
-TMK m.336’ya göre evlilik devam ettiği sürece velayet anne ve babaya ortaktır.
-Boşanma davasında, hâkim evlilik sona ererken velayeti hangi tarafa bırakacağına da karar verir.
-Hâkim, çocuğun üstün yararı ilkesini esas alır (çocuğun yaşı, eğitim, bakım koşulları, tarafların kişilik özellikleri vs.).
-Yani velayet, boşanma davasının fer’i (ek) sonuçlarından biridir; boşanma davası içinde doğrudan karara bağlanır.
3-) BOŞANMA DAVASI SONRASI VELAYET
-Boşanma kararı kesinleştikten sonra dahi velayet kesin hüküm teşkil etmez.
-Şartlar değişirse (ör. annenin/babanın yaşam koşullarında olumsuzluk, çocuğun menfaatinin zedelenmesi), diğer eş ayrı bir velayet davası açarak velayetin değiştirilmesini talep edebilir (TMK m.183, 349 vd.).
4-) İLİŞKİNİN ÖZETİ
-Boşanma davası içinde: Hâkim velayeti doğrudan çözer (fer’i sonuç).
-Boşanma sonrasında: Velayet bağımsız bir dava konusu olabilir (velayetin değiştirilmesi davası).
-Görevli mahkeme: Her iki davada da Aile Mahkemesi görevlidir.
-Kriter: Her durumda ölçüt “çocuğun üstün yararı”dır; anne-baba kusuru tek başına belirleyici değildir.
5-) SONUÇ
-Velayet, boşanma davasının ayrılmaz parçasıdır ama boşanma kesinleştikten sonra da bağımsız dava konusu olabilir.
-Yani boşanma davası ile velayet davası iç içe ilişkilidir: boşanma sırasında birlikte görülür, boşanma sonrasında değişiklik gerekirse ayrı bir dava olarak gündeme gelir.
H-) BOŞANMA DAVASI İLE NAFAKA DAVASI ARASINDAKİ İLİŞKİ
1-) NAFAKA TÜRLERİ (TMK’YA GÖRE)
Tedbir nafakası (TMK m.169) → Boşanma davası devam ederken tarafların ve çocukların geçimini sağlamak için hükmedilir.
Yoksulluk nafakası (TMK m.175) → Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf lehine, süresiz ya da belirli süreli olarak bağlanır.
İştirak nafakası (TMK m.182/2) → Boşanma sonrası çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmak için hükmedilir.
Yardım nafakası (TMK m.364 vd.) → Akrabalık bağına dayalı olup boşanmadan bağımsızdır.
2-) BOŞANMA DAVASINDA NAFAKA
-Tedbir nafakası: Boşanma davası açıldığında taraflardan biri talep etmese bile hâkim re’sen (kendiliğinden) taraflar ve çocuk lehine tedbir nafakasına karar verebilir.
-Yoksulluk ve iştirak nafakası: Boşanma davasının fer’î (ek) sonuçlarındandır. Hâkim, boşanma hükmüyle birlikte bu nafakaları karara bağlar.
3-) BAĞIMSIZ NAFAKA DAVASI
-Boşanma davası olmadan da nafaka davası açılabilir (özellikle “tedbir nafakası” ve “yardım nafakası” için).
-Boşanma kararı kesinleşmeden yoksulluk nafakası talep edilemez; ama boşanma davası sırasında tedbir nafakası talep edilmesi mümkündür.
-Çocuk için iştirak nafakası, boşanma sonrası da bağımsız dava konusu yapılabilir (çocuğun ihtiyaçları değişirse artırma/azaltma davası açılır).
4-) İLİŞKİNİN ÖZETİ
-Boşanma davası sırasında: Tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası gündeme gelir.
-Boşanma davası bittikten sonra: Yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası hükmü kesinleşir, ilerleyen süreçte artırma/azaltma veya kaldırma davası açılabilir.
-Bağımsızlık: Nafaka davası, boşanmadan bağımsız da açılabilir (örneğin eşlerden biri boşanma davası açmamış ama diğerinden ayrı yaşıyorsa, TMK m.197 gereği tedbir nafakası isteyebilir).
5-) SONUÇ
-Boşanma davası ile nafaka davası sıkı biçimde bağlantılıdır.
-Tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakası genelde boşanma davasının fer’î sonuçları olarak karara bağlanır.
-Ancak nafaka, boşanmaya mutlak bağlı değildir; ayrı bir dava olarak da talep edilebilir.
-İlişkilerinde temel ölçüt, tarafların ekonomik durumu ile özellikle çocuğun üstün yararıdır.
I-) BOŞANMA DAVASI İLE KİŞİSEL İLİŞKİ KURULMASI ARASINDAKİ BAĞLANTI
1-) KAVRAMSAL ÇERÇEVE
-Kişisel ilişki kurulması (TMK m.323–326): Velayet kendisine verilmeyen eşin veya gerekiyorsa üçüncü kişilerin, çocukla belli zamanlarda görüşebilmesi ve ilişki sürdürebilmesidir.
-Bu hak, hem çocuğun üstün yararı hem de velayeti alamayan ebeveynin çocukla bağını koruması için düzenlenmiştir.
2-) BOŞANMA DAVASI İÇİNDE KİŞİSEL İLİŞKİ
-Boşanma davasının fer’î (ek) sonuçlarındandır.
-TMK m.182/2’ye göre: Boşanma kararı verilirken hâkim, velayet kendisine verilmeyen taraf ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına da karar verir.
-Hakim, kişisel ilişkinin kapsamını (görüşme günleri, süre, yer, tatiller, özel günler vb.) ayrıntılı biçimde düzenler.
-Ölçüt her zaman çocuğun üstün yararıdır; tarafların istekleri sınırlı bağlayıcılığa sahiptir.
3-) BOŞANMA SONRASI KİŞİSEL İLİŞKİ
-Boşanma hükmü kesinleştikten sonra kişisel ilişki kararı da hüküm doğurur.
-Ancak şartlar değişirse (ör. çocuğun yaşının ilerlemesi, eğitim düzeni, ebeveynin yaşam koşullarındaki değişiklikler), kişisel ilişki yeniden dava konusu edilebilir.
-Yani kişisel ilişki, boşanma kararından sonra da bağımsız bir dava ile değiştirilip uyarlanabilir.
4-) İLİŞKİNİN ÖZETİ
-Boşanma davası içinde: Kişisel ilişki kararı zorunlu olarak verilir; hâkim bu konuda karar vermekle yükümlüdür.
-Boşanma davası sonrasında: Kişisel ilişki, şartların değişmesi halinde bağımsız bir dava ile yeniden düzenlenebilir.
-Velayet ile bağlantısı: Velayet kimdeyse, kişisel ilişki diğer ebeveyn lehine düzenlenir.
5-) SONUÇ
Boşanma davası ile kişisel ilişki kurulması arasındaki ilişki şu şekilde özetlenebilir:
-Boşanma davası, kişisel ilişki hakkının doğduğu yargılamadır.
-Kişisel ilişki, boşanma kararının fer’î sonucu olarak hükme bağlanır.
-Boşanma sonrasında da kişisel ilişki bağımsız bir dava ile değiştirilebilir.
-Her aşamada temel ölçüt çocuğun üstün yararıdır.
SONUÇ
Türk Medeni Kanunu’nun boşanma hukukuna ilişkin düzenlemeleri incelendiğinde, kanun koyucunun aile kurumunu koruma amacını ön planda tuttuğu, ancak aynı zamanda evlilik birliğinin sürdürülemez hale geldiği durumlarda taraflara boşanma imkânı tanıdığı görülmektedir. Özel boşanma sebepleri, eşlerden birinin hukuken kabul edilemez nitelikteki ağır fiillerine dayanmakta; zina, hayata kast, haysiyetsiz yaşam sürme veya terk gibi haller, evlilik birliğini doğrudan ve derhal sona erdirecek nitelikte değerlendirilmiştir. Buna karşılık, genel boşanma sebebi olarak düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması, daha esnek bir yapıya sahip olup farklı sosyal ve psikolojik olguların yargısal takdirine bırakılmıştır.
Boşanma sebeplerinin bu şekilde sistematik olarak ayrılması, hem tarafların hak arama özgürlüğünü güvence altına almakta hem de yargı organlarına olayın özelliğine göre daha adil bir değerlendirme imkânı sağlamaktadır. Ayrıca usule ilişkin hükümler, özellikle yetki, geçici tedbirler, tazminat ve nafaka düzenlemeleri ile boşanmanın yalnızca evliliğin hukuken sona ermesiyle sınırlı kalmayıp, tarafların ve çocukların geleceğini de güvence altına almayı hedeflemektedir.
BOŞANMA DAVASI HAKKINDA EN ÇOK MERAK EDİLENLER
1-) Türkiye’de boşanma davası hangi mahkemede açılır?
Boşanma davalarında yetkili mahkeme, Aile Mahkemeleri’dir. Aile Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi aynı görevle yetkilidir.
2-) Boşanma davası nerede açılır?
Dava, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde ya da en az altı ay birlikte oturulan yer mahkemesinde açılabilir.
3-) Boşanma davası nasıl açılır?
Boşanma davası, yetkili mahkemeye boşanma dilekçesinin sunulması ve yasal harçların ödenmesiyle başlatılır. Dilekçede boşanma sebepleri ve talepler açıkça belirtilmelidir.
4-) Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanma arasındaki fark nedir?
Anlaşmalı boşanma: Taraflar boşanma ve sonuçları konusunda mutabıksa; daha hızlı, tek celseyle tamamlanabilir.
Çekişmeli boşanma: Taraflar arasında anlaşma yoksa; süreç daha uzun ve masraflıdır.
5-) Anlaşmalı boşanma için evlilikte 1 yıl şartı var mı?
Evet, anlaşmalı boşanma için evlilik süresinin en az bir yıl olması gerekir. Bu süre geçmeden yalnızca çekişmeli dava açılabilir.
6-) Çekişmeli boşanma davası ne kadar sürer?
Genellikle 1–1,5 yıl sürebilir. İstinaf veya temyiz aşamalarıyla bu süre 2–3 yıla kadar uzayabilir.
7-) Boşanma davasında avukat zorunlu mu?
Kesinlikle değil; ancak avukat desteği hak kayıplarını önlemek açısından çok faydalıdır.
😎 Boşanma davasında dilekçede gerekçe göstermek zorunlu mu?
Çekişmeli boşanma: Gerekçe göstermek zorunludur.
Anlaşmalı boşanma: Gerekçe zorunluluğu yoktur; taraflar anlaşma protokolü sunar.
9-) Eşim boşanmak istemiyor; yine dava açabilir miyim?
Evet, boşanmak isteyen taraf çekişmeli dava açabilir; hâkim, gerekçeleri değerlendirerek karar verir.
10-) Boşanma davasında delil ve tanık göstermek gerekli mi?
Evet, özellikle çekişmeli boşanmalarda iddia edilen fiillerin (örneğin zina, kötü muamele) ispatı için tanık ve delil sunulması önemlidir.
11-) Boşanma davası sürecinde konut ve nafaka için tedbir alınabilir mi?
Evet, dava sürecinde geçici tedbir olarak konut tahsisi ve nafaka talepleri mahkemece değerlendirilebilir.
12-) Boşanma sonucunda mal paylaşımı nasıl yapılır?
Mal rejimi tasfiyesi boşanma davasından ayrı bir süreçtir. Edinilmiş mallar, eşlere adil bir şekilde paylaştırılır. Mal rejimi tasfiye davası, boşanma davasıyla birlikte açılabilir. Fakat mal rejimi tasfiyesi davasının, boşanma davasından ayrı açılması önerilir.
13-) Nafaka nasıl belirlenir?
Hakim, tarafların gelir durumu, yaşam standardı ve varsa çocukların ihtiyaçlarını dikkate alarak geçici, yoksulluk ve iştirak nafakası kararlarını belirler.
14-) Çocuğun velayeti nasıl belirlenir?
Velayet; çocuğun üstün yararı gözetilerek, ebeveynlerin durumu ve bakım imkanlarına göre hâkim tarafından belirlenir. Kişisel ilişki hakkı da korunur.
15-) Boşanma davası sürecinde yargı aşamaları nelerdir?
Dilekçeler teatisi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşamalarından oluşur. Anlaşmalı boşanma tek celsede tamamlanabilir.
16-) Boşanma kararı ne zaman kesinleşir?
Gerekçeli karar taraflara tebliğ edildikten sonra 2 hafta içinde itiraz edilmezse karar kesinleşir.
17-) Üst mahkemeye başvuru nasıl olur?
Karara itiraz durumunda önce Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf), ardından Yargıtay (temyiz) aşaması izlenir.
18-) Yabancılar Türkiye’de boşanma davası açabilir mi?
Evet; evlilik Türkiye’ye kayıtlıysa ve yargı yetkisi varsa, yabancılar da Türkiye’de boşanma davası açabilir.
19-) Yurtdışında boşandım; Türkiye’de ne yapmalıyım?
Boşanma kararının nüfus kaydına işlenebilmesi için karar Türkçe çevirisiyle birlikte ilgili kayıt müdürlüğüne başvuru yapılmalıdır. Nafaka, velayet gibi yan kararların tanıma ve tenfiz davasıyla doğrulanması gerekir.
20-) Boşanma davası e-Devlet’te görünür mü?
Evet, boşanma davası e-Devlet üzerinden takip edilebilir ve sorgulanabilir.
BOŞANMA DAVASI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
1-) Yargıtay 2.HD – Karar: 2016/255 (Özel ve Genel Boşanma Sebeplerine Dayalı Boşanma Davası) ;
“…Davalı-karşı davacı kadın dava dilekçesinde zina, pek kötü muamele, onur kırıcı davranış ve evlilik birliğinin sarsılması sebeplerine dayalı olarak boşanma davası açmış, mahkemece davalı-karşı davacı kadının davası tarafların evlilik birliğinin sarsılması sebebi ile kabul edilerek boşanmalarına karar verilmiştir. Davalı-karşı davacı kadının dava dilekçesinde yer alan zina, pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış nedenine dayalı talepleri hakkında karar gerekçesinde bir açıklama yapılmadığı gibi, bu hususta olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Davalı-karşı davacının açıklanan özel boşanma sebeplerine dayalı talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilmemesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…”
2-)Yargıtay 2. HD – Karar: 2015/19178 (Akıl Hastalığına Dayalı Boşanma Davası (MK m.165) ) ;
“…Dava, şiddetli geçimsizlik sebebine ( TMK.m. 166/1 ) dayalı olarak açılmıştır. Toplanan delillerden, davalı erkeğin akıl hastası olduğu ve kendisine vasi atandığı anlaşılmaktadır. Akıl hastalığına dayalı ( TMK.m. 165 ) bir dava da söz konusu değildir. Mahkemece, Türk Medeni Kanununun gereğince boşanma kararı verilebilmesi için davalı erkeğin davranışlarının iradi olması gerekmektedir. Akıl hastası davalı erkeğin davranışları iradi olmadığına göre, davanın reddi yerine kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…”
3-) Yargıtay 2. HD – Karar: 2015/2306 (Eşlerin Eşit Kusurlu Olması Halinde Boşanma Kararı) ;
“…Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı-davacı (kadın)’ın eşine hakaret ve beddua ettiği, davacı-davalı (koca)’nın da eşinin bağımsız konut isteğine duyarsız kaldığı, eşini tayin olduğu yere götürmeyerek ailesiyle oturttuğu ve eşinin maddi ihtiyaçlarını karşılamadığı, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davalı-davacı (kadın) da boşanma davası açmakla haklı olup, davalı-davacının da boşanma davasının kabulü gerekirken, yazılı şeklide reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir…”
4-) Yargıtay 2. HD- Karar: 2014/20613 (Zina (Aldatma) Nedeniyle Dayalı Boşanma Davası Şartları) ;
“…Dava, münhasıran Türk Medeni Kanununun dayanan zina hukuki sebebine dayalı boşanma talebidir. Buna göre, dava hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer (TMK. md. 161/2). Davacı kocanın, eşinin bir başka erkekle zina ettiğini Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/304 esas, 2010/134 karar sayılı dosyasının 15.09.2009 tarihli duruşmasında öğrendiği, zina nedeniyle boşanma davasını 01.04.2010 tarihinde açtığı, bu durumda davanın yasada öngörülen altı aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında boşanma davasının münhasıran zina sebebine (TMK. m. 161) dayalı olarak açıldığı konusunda bir çekişme de bulunmamaktadır. Durum böyleyken, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerekirken, yazılı olduğu şekilde boşanma kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir…”
5-) Yargıtay 2. HD – Karar: 2014/20335 (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Nedeniyle Boşanma Davası) ;
“…Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda; bağımsız konut teminine yanaşmayan, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine tepkisiz kalan, eşine şiddet uygulayan, hakaret eden davalı-karşı davacı (koca) yanında, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı-karşı davalı (kadın)’ın da eşine hakaret ettiği, birlik görevlerini yerine getirmediği ve kayınvalidesine beddua ettiği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı (kadın) az da olsa kusurlu olup, evliliğin devamında davacı-karşı davalı (kadın) bakımından korunmaya değer bir yararın kalmadığı, bu haliyle kocanın davası yönünden Türk Medeni Kanununun koşullarının oluştuğu” anlaşılmaktadır. O halde, davalı-karşı davacı (koca)’nın davasının da kabulü ile boşanmaya ( md. 166/2) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile kocanın davasının reddi doğru bulunmamıştır…”
Avukat Desteğinin Önemi
Boşanma Davası; teknik bilgi, mevzuat hâkimiyeti ve yargı uygulamaları hakkında derin bir uzmanlık gerektiren konulardır. Her ne kadar kanun hükümleri açık olsa da, her olayın kendine özgü koşulları vardır ve küçük bir hata, hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren alanında deneyimli bir avukat ile çalışmak; doğru stratejiyi belirlemek, haklarınızı korumak ve en hızlı şekilde sonuca ulaşmak açısından büyük önem taşır.
Unutulmamalıdır ki, dava sürecinde atılacak her adımın hukuki ve maddi sonuçları vardır. Profesyonel bir avukat, yalnızca dava dilekçesinin hazırlanmasında değil, aynı zamanda delil toplama, mahkemede temsil, müzakere ve olası alternatif çözüm yollarında da rehberiniz olacaktır.
Haklarınızı riske atmamak ve süreci güvenle yönetmek için, mutlaka uzman bir avukata başvurmanız tavsiye edilir.

